Dr. Tıbbi Genetik Uzmanı
Aydın Kadın Doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi
MKA. İlelebet cumhuriyet sevdalısı.
AYDIN.
Çok değil Z bilanço bilirim. Oda yetiyor.
@av_ugurpoyraz sayın hocam YSK kararı cignendi. Asıl yok hükmünde olan istinafin aldığı karar değil mi. Yani bu tartışılmalı. Mevcut butlan kararı değil
İran Meclis Başkanı dün ABD tahvil sisteminin en hassas noktasına parmağını koydu.
Kalibaf dün gece bir tweet attı.
İçinde finansçıların en çok kullandığı üç kelime vardı.
Vibe.
Risk-off.
Dated Brent.
Bu üç kelimeyle 36 trilyon dolarlık ABD tahvil pazarının dayanağının sanıldığı kadar sağlam olmadığını söylüyor.
Anlatıyorum...
Kalibaf'ın tweeti şöyle.
"Dijital petrol üzerinden vibe-trading yapmak, Hürmüz risk-off anında tahvillere vibe-hedging yapmak gibidir. İkisi de kağıt üzerinde çalışan birer iskambil evi. Fark: petrolün en azından Dated Brent'i var. Tahviller? Vibe üstüne vibe."
Bu cümleyi anlamak için dünya petrol piyasasının nasıl çalıştığını bilmek lazım.
Petrol iki kanalda alınıp satılıyor
Birincisi fiziksel petrol piyasası. Sahada gerçek petrol var. Tankerler, boru hatları, depolar. Alıcı ödüyor, satıcı teslim ediyor.
İkincisi kağıt petrol piyasası. Burada gerçek petrol yok. Sadece sözleşmeler dönüyor.
Yatırımcı bir sözleşme alıyor ama hiç varil görmüyor. Sadece fiyat hareketine pozisyon açıyor. Kâr ederse satıyor, zarar ederse kapatıyor.
Her gün bu piyasada fiziksel petrolün yüzlerce katı kadar sözleşme dönüyor.
Kalibaf'ın "dijital petrol" dediği şey bu. Vibe-trading.
Bu sistem neden çökmüyor? Çünkü bir kontrol noktası var.
Dated Brent bu kontrol noktası
Sözleşmenin vadesi dolduğunda biri gerçek petrolü teslim almak zorunda. Kağıt oyunu o noktada bitiyor. Gerçek varillerle yüz yüze geliyorsunuz.
Dated Brent bu teslimat anının fiyatı. Kuzey Denizi'nden çıkarılan Brent petrolünün fiziksel alım satım fiyatı. Gerçek varil. Gerçek alıcı.
Bu fiyat kağıt piyasayı gerçek dünyaya bağlıyor.
Kalibaf diyor ki. Petrol ticareti kağıt olsa bile sonunda gerçek bir şeye bağlanıyor. Tahvilde bu yok.
Peki tahvil neye dayanıyor?
Bu soruyu cevaplamak için doların 80 yıllık yolculuğunu bilmek lazım.
1944'te Bretton Woods anlaşması imzalandı. Dolar dünya para birimi oldu. Her 35 dolar karşılığında ABD Hazinesi sana bir ons altın veriyordu. Doların arkasında gerçek altın vardı.
1971'de Nixon tek bir kararla bu bağı kopardı. Artık doları altına çeviremiyordun.
Peki dolar neden çökmedi? Çünkü ABD yeni bir dayanak buldu.
1974'te Kissinger Suudi Arabistan ile anlaşma imzaladı. Suudi petrolünü sadece dolarla satacaktı. Petrol almak isteyen her ülke önce dolar almak zorunda kaldı.
Buna petrodolar sistemi dendi. Doların arkasında altın yoktu artık ama petrol vardı. 50 yıl bu sistem işledi.
Şimdi o da çözülüyor
Son 3 yılda büyük bir değişim başladı.
2023'te Suudi Arabistan Çin'e yuan ile petrol satmaya başladı. İlk kez dolar dışında bir para birimi Suudi petrolünde kullanıldı.
BRICS ülkeleri kendi ödeme sistemini kuruyor. Rusya rezervlerini dolardan altına çeviriyor. Hindistan Rus petrolünü rupi ile alıyor. Çin İran'a yuan ile ödüyor.
Petrol artık sadece dolarla alınmıyor.
Doların arkasında önce altın vardı. 1971'de kayboldu. Sonra petrol vardı. Şimdi o da zayıflıyor.
Geriye sadece güven kaldı
Dolar bugün sadece "ABD ekonomisi güçlüdür", "Dünya dolara ihtiyaç duyuyor", "ABD sözünde durur" güvenine dayanıyor.
Tahvil de dolara dayandığı için aynı güven zincirinde. 36 trilyon dolarlık pazarın gerçek dayanağı bu soyut güven.
Kalibaf tam bu noktaya parmak basıyor. Diyor ki. Siz Hürmüz krizinde tahvile kaçıyorsunuz ama kaçtığınız yerin fiziksel bir karşılığı yok. Petrolün en azından Dated Brent'i var. Tahvilin somut bir karşılığı yok. Sadece güven.
Güven tarih boyunca en kırılgan varlıktır.
Bu tweet bir tesadüf değil. Stratejik bir hamle.
İran ateşkes için masaya eli güçlü oturmak istiyor.
Bunun yolu petrol fiyatının yükselmesinden geçiyor.
Petrol fiyatı yükseldikçe ABD üzerindeki baskı artıyor. Amerikan halkı benzin istasyonlarında fark ediyor. Enflasyon yükseliyor. Ara seçim yaklaşıyor. Trump müzakereye daha açık hale geliyor.
İran bunu biliyor. Ve fiyatı yükseltecek her zemini hazırlıyor.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Aynı tahta üzerinde ABD satranç, Çin Go oynuyor.
ABD son 20 yılda art arda operasyonlar düzenledi.
Irak'ta lider değişti. Libya'da Kaddafi devrildi. İran'a müdahale düzenlendi. Venezuela'da Maduro yakalandı.
Her operasyonun hedefi aynıydı. Rakibin şahını mat etmek.
Bu satranç mantığıdır.
Çin aynı 20 yılda farklı bir oyun oynadı. Tek bir savaş açmadı. Tek bir lider devirmedi.
Ama Afrika'ya 182 milyar dolar yatırdı, 150 ülkede altyapı kurdu, 180 ülkede kendi ödeme sistemini yaygınlaştırdı, BRICS'i genişletti.
Her hamlesi dolaylıydı. Her hedefi genişti. Her yatırım sessizce toprak çevirdi.
Bu Go mantığıdır.
Kissinger 30 yıl önce yazdı. "Amerikalılar satranç oynar, Çinliler Go oynar. İkisi aynı dünyayı ama tamamen farklı biçimde görür."
Bugün o söz bir tahta üzerinde deneniyor.
Anlatıyorum...
Satranç nasıl bir oyundur
Satranç 64 kareli bir tahtada 32 taşla oynanır ve oyunun tek bir hedefi vardır. Rakibin şahını mat etmek.
Elindeki taşları kullanarak rakibin şahına ulaşmaya çalışırsın.
Bu Batı stratejisinin DNA'sını taşır. Düşmanı bul, hızlı vur, şah düşsün.
ABD'nin son çeyrek yüzyılına bakın.
Saddam devrildi. Kaddafi devrildi. Hamaney devrildi. Maduro yakalandı.
Her operasyonda bir şah düşürüldü.
Go nasıl bir oyundur
Go ise yüzlerce taşla oynanır ve satrancın aksine tek bir hedef yoktur. Amaç tahtanın mümkün olduğunca büyük bölümünü kendi rengine çevirmektir.
Hamleler yavaştır ve hiçbir taş tek başına belirleyici değildir. Belirleyici olan çevrelediğin alandır.
Bu Doğu stratejisinin DNA'sını taşır. Düşmanla doğrudan çatışma, onu kuşat.
Çin'in son çeyrek yüzyılına bakın.
Kenya'ya demiryolu, Etiyopya'ya baraj, Cibuti'ye liman, Nijerya'ya gaz tesisi, Kongo'ya hidroelektrik, Namibya'ya güneş enerjisi santrali. Küba'ya askeri
dinleme tesisleri.
Bu hamlelerin hiçbiri "şah mat" mantığıyla atılmadı. Hepsi toprak çevirme mantığıyla atıldı.
Afrika tahtasının yarısı sessizce Çin rengine dönüşüyor.
ABD ve Çin bugün aynı dünya tahtasına oturmuş durumda. Ama iki farklı oyun oynuyorlar.
ABD satranç hamleleri yapıyor. Hızlı, agresif ve mat etmeye odaklı.
Çin Go hamleleri yapıyor. Sabırlı, dolaylı ve tahtayı çevirmeye odaklı.
Sorun şurada. Satranç oynayan oyuncu kazandığında bir şah alır. Go oynayan oyuncu kazandığında bir kıta alır.
Son 20 yılda ABD birkaç şah düşürdü. Aynı 20 yılda Çin kıtalar büyüklüğünde toprak çevirdi.
Rakamlar tek bir şeyi söylüyor
ABD son 25 yılda askeri operasyonlarda 8 trilyon dolardan fazla harcadı. Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen ve diğerleri.
Aynı dönemde Çin Kuşak ve Yol projesine 1,4 trilyon dolar yatırdı, Afrika'ya 182 milyar dolar altyapı inşa etti, ödeme sistemini 180 ülkeye yaydı.
ABD harcadı, Çin yatırdı.
ABD bugün 39 trilyon dolar borçlu. Her 4 dolardan 1'i sadece faize gidiyor.
Çin 2013'te 1,3 trilyon dolarlık ABD tahvili tutuyordu. Bugün bu rakam 682 milyar dolara düşmüş durumda. Çözdüğü her dolarla altın alıyor.
ABD her mat hamlesi yaparken Çin etrafta daha fazla toprak çeviriyor. Her şah düştüğünde tahtanın o köşesinde bir kaos kalıyor ve Çin sessizce o kaostan doğan boşluğu dolduruyor.
Irak çöktü, kaos oluştu, Çin girdi ve altyapı kurdu. Libya çöktü, kaos oluştu, Çin ticaret anlaşmalarını imzaladı. Afrika'da Fransa çekildi, Çin kontratları aldı.
ABD askeri satrancını oynarken Çin diplomatik Go'sunda tahtanın çoğunu çeviriyor.
Son nokta
Kissinger 30 yıl önce gördü. Batı ve Doğu dünyaya aynı gözle bakmaz.
Bugün bu gözlem bir tahta üzerinde deneniyor.
Satranç hızlıdır, Go yavaştır. Satranç hamleleri belirgindir, Go hamleleri silik görünür. Satrançta kaybeden tahtadan kalkar, Go'da kaybeden oyunun bittiğini bile fark etmez.
ABD son 20 yılı satranç oynayarak geçirdi. Her operasyonda bir şah düşürdü. Ama tahtanın geri kalanını izleyemedi.
Çin o tahtanın geri kalanını çeviriyor.
Sun Tzu 2.500 yıl önce yazmıştı. "En büyük zafer savaşmadan kazanılır."
Xi Jinping bu sözü stratejiye dönüştürdü.
Bu benim şahsi analizim.
Sence oyunu kim kazanacak?
Denizli Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu:
"Biz utanılacak hiçbir şey yapmadık" diyen Akp'li meclis üyesine, neden utanmaları gerektiğini 2 dk'da anlatmış ama ne anlatmış...
Başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, geleceğimizi emanet ettiğimiz tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.
Emekleriyle yarınları aydınlatan tüm öğretmenlerimize minnetle…