Rahmi Koç, alenen kadınları aşağıladı, iffetlerine dil uzattı.
Ama kadın derneklerinden en ufak bir tepki gelmedi.
Sebebini hepimiz biliyoruz değil mi?
Kürt kadınının onur ve haysiyeti, senin yedi ceddini ihya eder.
Allah bir kimseden edebi ve haysiyeti alınca ortaya korkunç bir canavar çıkar.
Görüntüsü leş, konuştuğu leş, kahkahası leş, zihniyeti esfel-i safilin.
#RahmiKoçÖzürDile
Bugün, Gazze’den Sudan’a, İran’dan Lübnan’a kadar uzanan İslam coğrafyasında halklar saldırı, kuşatma ve büyük bir acı altında bayramı karşıladı.
Emperyalist ve siyonist saldırganlık her geçen gün daha da pervasızlaşırken, İslam dünyasının içine sürüklendiği dağınıklık ve pasiflik bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.
Mescid-i Aksa’nın Ramazan ayında ve bayram günlerinde kapalı tutulması, statüsünün fiilen değiştirilmeye çalışılması ve işgal politikalarının bu derece ileri taşınması, yalnızca Filistin’e değil tüm ümmete yönelik açık bir meydan okumadır.
Ancak en dikkat çekici ve kaygı verici gelişme, Arap ve İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları İstişari Toplantısı’ndan çıkan bildirinin ortaya koyduğu zayıf ve edilgen tutumdur. Bu bildiri; ABD ve İsrail’in açık saldırganlığını görmezden gelmiş, sorunun kaynağını gizlemiş ve saldırganı cesaretlendiren bir zemin oluşturmuştur.
Nitekim bu pasif ve gerçeklikten kopuk yaklaşımın sonucu çok geçmeden sahada görülmüştür. İsrail, bu sessizlikten ve zayıf tepkilerden aldığı güçle bugün Lübnan ve İran’ın yanı sıra Suriye’yi hedef almış, Suriye ordusunu bombalayacak kadar ileri gitmiştir. Bu saldırı, İslam dünyasındaki siyasi zaafın doğrudan bir sonucudur.
Daha da vahimi, bazı Körfez ülkelerinin ABD’nin bölgedeki askeri varlığına ve İran’a karşı savaşına hava sahası ve topraklarını kullandırarak destek vermesine rağmen, hedefe meşru müdafaa hakkını kullanan İran’ı koymasıdır. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi açıkken, saldırganı değil saldırıya uğrayanı hedef alan yaklaşım, adaletle ve gerçeklikle bağdaşmamaktadır.
Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; bölgedeki savaşın ve istikrarsızlığın temel kaynağı ABD’nin müdahaleci politikaları ve siyonist rejimin sınırsız saldırganlığıdır. Buna karşı ortaya konulan sessizlik, yalnızca yeni saldırıların önünü açmaktadır.
Bugün ABD’ye lojistik üs, siyasi destek ve askeri zemin sağlayarak bu saldırganlığa ortak olanlar, yarın bu ateşin doğrudan hedefi haline gelecektir. Washington’un bölgede kurmaya çalıştığı denklem, bu ülkeleri fiilen birer kara gücü ve ileri cephe hattı olarak kullanmaya dayanmaktadır. Topraklarını açarak savaşı derinleştiren ülkeler, aslında kendi coğrafyalarını hedef haline getirmekte, çatışmanın genişlemesine zemin hazırlamakta ve halklarını geri dönülmez bir riskin içine sürüklemektedir.
Savaşı durdurmanın yolu İran’ı suçlamak değil; ABD’nin bölgedeki varlığına karşı net bir duruş sergilemek ve onun desteği olmadan varlık gösteremeyecek olan siyonist rejimin saldırganlığına karşı gerçek bir direnç oluşturmaktır.
Derhal saldırganı açıkça teşhis eden ve caydırıcı irade ortaya koyan bir birlik sağlanmalıdır. Aksi halde bu pasiflik, yeni saldırıların ve daha büyük yıkımların doğrudan sebebi olmaya devam edecektir.
Dış İlişkiler Başkanımız Hüseyin İmir:
Bölge ülkelerindeki Amerika üsleri o ülkeleri korumaya yönelik kurulan üsler değildir. Tamamen işgal rejiminin güvenliğini sağlayan ve bölge ülkelerinin de güvenliğini tehlikeye atan üslerdir.
ABD ve siyonist terör rejiminin kardeş İran halkına yönelik başlattıkları alçakça saldırıları lanetliyorum.
Bu saldırganlık yalnızca İran'a değil, bütün bölge ülkelerine, bölge barışına ve küresel istikrara yapılmıştır.
Bu tehdit ve saldırganlık karşısında İslam dünyası ve bütün emperyalizm karşıtları birlik olmalıdır. İslam ülkeleri, egemenliklerine ve ortak güvenliklerine sahip çıkmak için dayanışma içinde hareket etmelidir. Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri, topraklarındaki ABD üslerini kapatmalıdır.
Bu son saldırılar, bölge barış ve istikrarının önündeki en büyük engelin ve dünya barışına y��nelmiş en büyük tehdidin siyonist işgal rejimi ve şartsız destek veren hamileri olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Zorbalığa karşı net bir duruş sergilenmeden kalıcı barış mümkün değildir.
Kuduz Köpek stratejisi israil'i yok olmaktan kurtaramayacaktır. Eğer "Kuduz Köpek" itlaf edilmese bile kuduz mikrobu köpeği öldürecektir.
Amerika ve siyonist işgal rejimi tarafından, İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir ilkokulun hedef alınarak 24 kız öğrencinin katledilmesi, insanlık adına utanç verici bir vahşettir.
Bu vahşi saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor; hayatını kaybeden masum çocuklara Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Çocukların bulunduğu bir okulu vurmak, evleri bombalamak, pazar yerlerini hedef almak savaş değil; açık bir devlet terörü ve katliam siyasetidir.
Bu saldırı, emperyalist ABD ve i��galci güçlerin yıllardır sürdürdüğü kanlı zincirin yeni bir halkasıdır. Irak’ta, Afganistan’da ve Filistin’de gördüğümüz yıkımın aynısı bugün Minab’da tekrar edilmiştir.
Çocukların canına kasteden bu katliam ittifakı, Müslüman coğrafyasını bilinçli şekilde ateşe sürüklemekte, korku ve yıkımı bir yönetim aracına dönüştürmektedir.
Sessiz kalan her uluslararası kurum, görmezden gelen her güç bu suçun ahlaki sorumluluğunu taşımaktadır.
ATV’de yayınlanan bu sahne, apaçık bir hadsizliktir.
İslam’ın açıkça haram kıldığı bir konunun, normalleştirilmesi asla kabul edilemez.
Yuh size be! Kime hizmet ediyorsunuz, kime?
Ana dilini seç!
Zimanê dayika xwe hilbijêre!
Zıwanê dadiya xu weçinê!
Nana nenani seç̌i!
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı takvim çerçevesinde seçmeli ders belirleme süreci devam ediyor.
20 Şubat'a kadar devam edecek olan süreçte sevgili öğrencilerimizin kendi ana dillerini tercih etmeleri önemlidir.
Dillerimizin farklı oluşu zenginliğimizdir. Zenginliğimize sahip çıkalım, dillerimizi unutmayalım!
📍Kahramanmaraş
"Acı ve yıkım çok büyüktü. Fakat o büyük acıya ve kayıplara rağmen milletçe birbirimize kenetlendik ve yeniden ayağa kalktık.
Bu depremlerde hayatını kaybeden deprem şehitlerimiz başta olmak üzere tüm aziz şehitlerimize rahmet diliyorum."
Zekeriya Yapıcıoğlu | Genel Başkanımız
🔴 LGBT propagandasına destek veren sanatçı Gülben Ergen, MEB tarafından “aile” temasıyla hazırlanan dizi projesinde yer alarak bakanlarlarla birlikte poz verdi.
TRT, Gülben Ergen'in rol almadığını açıklasa da Ergen'in dizide rol aldığını ifade ettiği konuşması ortaya çıktı.
İslam, sadece bireyin vicdanına sıkıştırılmış bir inanç değildir.
O; hayatın tamamına hitap eden, insanın sözünden ticaretine, ahlâkından adaletine kadar her alana yön veren ilahî bir nizamdır.
"On bini aşkın Kürt gencini Amerika’nın çıkarları için öldürten bir örgütün, Kürtlerin temsilcisi olarak görülüp muhatap alınması esef vericidir." Dış İlişkiler Başkanımız Sn. HÜSEYİN İMİR
Kırk yıllık bir kan ve nefret siyasetinin sonunda PKK’nın vardığı nokta, sadece askeri bir mağlubiyet değil, topyekûn bir zihniyet iflasıdır!
https://t.co/PKUFCHmuJx