Genel Sekreterimiz Nihat ÖRS, Genel Başkan Yardımcılarımız Timur YILMAZ ve Musa ÇINARTAŞ ile Sivas AES İl Başkanımız Burak DUMAN eşliğinde, Sivas İl Millî Eğitim Müdürü Sayın Fatih ERDOĞAN’ı makamında ziyaret ettik.
Sivas’ın eğitim gündemine dair verimli bir fikir alışverişinde bulunduk. Misafirperverlikleri ve gösterdikleri yakın ilgi için Sayın İl Millî Eğitim Müdürümüze teşekkür eder, çalışmalarında kolaylıklar dilerim.
@sivasmem
Emek360'tan Bilgehan Kirişçi'ye röportaj vererek;
- Emekliliğe yansımayan seyyanen zamların emekliliğe yansıtılması,
- Özellikle büyükşehirlerde kira yardımının hayata geçirilmesi,
- Mülakat mağduru öğretmenlerin sorunlarının giderilmesi,
- Ücretli öğretmenliğin son bularak yerine kadrolu atamaların yapılması,
- Öğretmenler odasında tüm meslektaşlarımızın kadrolu statüde çalışması
konuları başta olmak üzere kamu çalışanlarının genel sorunlarına değindik.
Her ortamda, her platformda kamu çalışanlarının ve meslektaşlarımızın haklarını aramaya devam edeceğiz...
@emekhaber360
İYİ Parti Bursa Milletvekili sayın Selçuk Türkoğlu'nun, Kurtuluş Parkı’nda haklarını arayan gazilerimize ve şehit ailelerimize destek olduğu esnada orantısız müdahale sonrası kalp spazmı geçirdiğini öğrendik.
Sendikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Türkoğlu'na geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz.
BASK (Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu) olarak tekrar ifade ediyoruz;
Gazilerimiz ve şehit ailelerinin sorunları artık duyulmalı, borçlu olduğumuz kişilerin mağduriyetleri giderilmelidir.
@YS_Turkoglu
Mevlid Kandili'nin tüm insanlığa ve İslam alemine hayırlara vesile olmasını temenni eder; sağlık, huzur ve beraberlik getirmesini dilerim.
#MevlidKandili
Yeni eğitim-öğretim yılı kapıdayken, mazeret tayini gerçekleşmeyen öğretmenlerimizin belirsizlik içinde beklemesi büyük bir mağduriyet oluşturuyor.
Aile bütünlüğünün korunması, sağlık mazeretlerinin göz önünde bulundurulması ve meslektaşlarımızın ders başı yapmadan önce yuvalarına kavuşabilmesi için il emri kararı bir an önce açıklanmalıdır.
Millî Eğitim Bakanlığı'nın, öğretmenlerimizin bu haklı sesine kulak vermesininve mağduriyetleri gidermesini bekliyoruz.
#İlemri
@tcmeb | @Yusuf__Tekin | @cftcblnt
MEMURLAR NEDEN BU HALDE?
4688 Sayılı Kanun’a göre sendikalar; kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ile menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla kurulmuş tüzel kişiliklerdir.
Ancak günümüz tablosuna baktığımızda; kamu çalışanlarının yaklaşık %78’inin sendikalı olmasına ve yetkili konfederasyonun 1 milyon 100 bini aşkın üyesi bulunmasına rağmen, memurların sorunlarının her geçen gün daha da katlandığını görüyoruz.
Peki, yetkili ve kitlesel sendikalar varken memur neden hak kaybı yaşıyor?
Çünkü ülkemizde memur sendikacılığı, hak arama zemininden uzaklaşarak siyasi kalıplara sıkışmış durumdadır. Kamu çalışanlarının ortak menfaatleri için mücadele etmesi gereken yapıların önemli bir bölümü ne yazık ki siyasi ikbal ve menfaatlerin temsilcisi haline gelmiştir. Bu durum da siyasi partilerin işine gelmektedir.
İşin en acı tarafı ise çalışanların sendika tercihi yaparken mesleki haklarını değil, sendikaların siyasi duruşunu ana kriter olarak görmesidir. Kendi siyasi görüşüne yakın sendikaya üye olup ardından "Sorunlarımız neden çözülmüyor?" diye sormak, ne yazık ki gerçekçi bir beklenti değildir.
Elbette her kamu çalışanı gibi memurların da bir siyasi görüşü ve sandıkta bir tercihi vardır. Ancak memura getirilen siyaset yasağını sendikalar üzerinden delmeye çalışanlardan, çalışanlara hiçbir hayır gelmez. Adı ve çizgisi ne olursa olsun siyasi sendikalar, temsil ettiği üyelerden önce bağlı olduğu siyasi anlayışa hizmet eder.
Üzücü olan bir diğer husus; kamu çalışanlarının bunca ekonomik ve mesleki sorunla boğuşurken, kendi gündemlerine değil, üyesi oldukları sendikaların siyasi gündemlerine ve taraf gütme yarışlarına sessiz kalmasıdır.
Oysa çalışanların gerçek anlamda hak kazanması, ancak ve ancak SİYASETTEN BAĞIMSIZ sendikacılık ile mümkündür.
Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) ve bağlı sendikalar olarak 24 yıldır tam da bu anlayışla hareket ediyoruz.
Sendikaya arkadaş hatırıyla, idari baskıyla ya da siyasi yönelimle üye olmak güvence değil, risk getirir. BASK, değişen siyasi konjonktürlerin riskini almaz ve bunu üyelerine yüklemez; çünkü TAM BAĞIMSIZDIR.
BASK ve bağlı sendikalar ilkesiz ve omurgasız bir bağımsızlığı değil; temsil ettiği kamu çalışanlarının değerlerini esas alır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısını, Anayasamızın 2. maddesinde belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini korumayı, toplumun milli ve manevi değerlerine saygılı olmayı temel ilke kabul eder.
Siyasetin gölgesinde değil, emeğin ve hakkın yanında duran tüm kamu çalışanlarını BASK çatısı altında birleşmeye davet ediyorum.
#sendika #memur #BASK
ANADOLU EĞİTİM SENDİKASI ÖĞRETMENLER ODASININ SESİDİR...
Kurulduğumuz 2005 yılından itibaren her dönem okullarımızda meslektaşlarımızla buluşuyor, sorunları ve talepleri yerinde dinlemeyi sürdürüyoruz.
Sahadan aldığımız bilgi ve birikim, çözüm odaklı mücadelemizin temelini oluşturuyor.
Anadolu Eğitim Sendikası, masa başında veya rezidanslarda oturarak değil; 21 yıldır olduğu gibi sahadan beslenerek, emek verenlerin yanında durarak sendikacılık yapar.
Sizi de Siyaseten Bağımsız sendikal mücadelemize bekliyoruz...
AES Var, Umut Var!
https://t.co/h1VlfThj83
MEMUR EMEKLİLERİ 598.652 TL ALACAKLIDIR!
2023 yılında memurlara yönelik olarak açıklanan ve 8.077 TL ile başlayan, daha sonra artarak bugün 25.153 TL seviyesine ulaşan seyyanen zam, memur emeklilerine de aynen yansıtılacağı ifade edilmesine rağmen aradan geçen süreye rağmen emeklilerimize verilmemiştir.
Oysa memur emeklileri, aktif görevde bulunan memurların ayrılmaz bir parçasıdır. Yıllarca devlete hizmet etmiş, alın teri dökmüş, kamu hizmetinin yükünü omuzlamış emeklilerimizin bu haktan mahrum bırakılması kabul edilemez!
Bugün gelinen noktada, memur emeklilerinin yalnızca bu kalemden doğan alacağı 598,652 TL gibi ciddi bir rakama ulaşmıştır. Her geçen gün artan bu mağduriyet, artık görmezden gelinemez bir boyuta ulaşmıştır.
Emekli maaşlarının aşırı düşüşü nedeniyle emeklilik hakkını kazanmış olanlar emekli olmak istemiyor.
Altını çizerek ifade ediyoruz ki;
Seyyanen zam bir lütuf değil, açıkça verilmiş bir sözün gereğidir. Bu düzenleme derhal yapılmalı, söz konusu artış emekli maaşlarına yansıtılmalı ve bugüne kadar oluşan hak kayıpları telafi edilmelidir.
#emekli #memur #seyyanenzam
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı 2026/70 sayılı genelge, norm kadro fazlası öğretmenlerimizin durumuna dair kritik düzenlemeler içeriyor.
Yeni adımlarla birlikte norm fazlası öğretmenlerimizin takvime bağlı kalmaksızın atanabilmesi ve önceliğin kadrolu öğretmenlere verilmesi olumlu görünse de uygulamadaki bazı hususlar ciddi kaygılar barındırıyor.
Öğretmenlerimizin Millî Eğitim Akademisi’ndeki eğitimin ardından kendi branşları dışında görevlendirilmesi, mesleki uzmanlığı ve eğitim niteliğini olumsuz etkileyebilir.
Eğitim öğretim yılı devam ederken sınıf mevcutlarına bağlı şube birleştirmelerinin yapılması da hem öğrencilerimiz hem de öğretmenlerimiz açısından süreç içi belirsizlikler yaratacaktır.
Eğitim politikalarında temel öncelik kamu tasarrufundan ziyade; nitelikli eğitim, öğrencilerin yararı ve öğretmenlerimizin çalışma huzuru olmalıdır.
Yer değiştirme süreçleri adil ve öngörülebilir bir yaklaşımla ele alınmadığı müddetçe sorunlar daha da büyüyecektir. Bu sorunlar artık bir yer değiştirme sorunu değil tüm eğitim sistemini ilgilendiren önemli bir konudur.
Ne ek derslerimiz emekliliğimize yansıyacak, ne üstlendiğimiz ek görevler, ne seyyanen verilen zamlar ne de uzman ve başöğretmenlik tazminatları…
Özellikle 2008 sonrası memur olanlar, emeklilikte bugün aldıkları maaş ile emekli aylıkları arasındaki uçurumu gördüklerinde büyük bir şok yaşayacak!
İtibar Önlükle Değil, Üslup, Etik ve Samimiyetle Kazanılır
Eğitim camiası ve kamuoyu, son dönemde öğretmenlerin kılık kıyafet özgürlüğü, mesleki saygınlığı ve okullardaki önlük uygulamaları üzerine yoğun tartışmalara tanıklık etmektedir. Öğretmenlik mesleğinin itibarını korumak ve geliştirmek, şüphesiz hepimizin ortak gayesidir. Ancak bu saygınlığın nasıl sağlanacağı konusunda ortaya konan tavırlar, kullanılan dil ve sergilenen çelişkili tutumlar son derece düşündürücüdür.
Sosyal medya mecralarında bir yandan kamuoyunu yanlış yönlendirerek, "önlük giymeme eylem kararı alan sendikalar" başlığı altında belirli sendikaları bilinçli olarak öne çıkarıp, eylem kararı alan veya almayan diğer sendikaları kafa karışıklığı yaratacak şekilde sınıflandırma çabasına şahit oluyoruz. Eğitim çalışanlarının hak mücadelesini ve eylem kararlarını kendi dar penceresinden manipüle etmeye çalışan bu zihniyet; diğer taraftan öğretmenlerin giyim kuşamını derecelendirip meslektaşlarını "ergen gibi dolanmakla" itham edebilmektedir.
Daha da vahim olanı, bir yandan öğretmenlere "temsil sorumluluğu, edep ve etik" dersi vermeye çalışıp, "Bakanlığı haklı buluyorum" diyerek önlük zorunluluğunu itibarın yegâne kaynağı gibi sunanların; en ufak bir eleştiri veya farklı fikir karşısında vatandaşlara ve meslektaşlarına küfür ve hakaretlerle saldırmasıdır.
Öğretmenin itibarını bir kumaş parçasına indirgeyip, eylem hakkını çarpıtan ve kendisine muhalif her sese nezaketsizlikle yanıt veren bu anlayış; derin bir çifte standart, tutarsızlık ve ruhsal bir gerilim örneğidir. Temsil sorumluluğundan dem vuranların, öncelikle konuşma ve iletişim etiğine sadık kalması beklenir.
Eğitimcilerin saygınlığı; ısmarlama algı operasyonlarıyla, zorunlu kıyafet dayatmalarıyla ya da üslupsuz söylemlerle değil; mesleki bağımsızlıklarına sahip çıkılmasıyla ve topluma örnek olacak bir nezaketle inşa edilir. Hakikati çarpıtan, eleştiriye tahammülü olmayan ve hakareti diline dolayan yaklaşımların eğitim camiamızda yeri yoktur.
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilciliği
@anadoluaes@alper_ogretici@musacinartas66@timuryilmaz76@CosgunMehmetali@OrsNihat@doanylm94466224@sanliurfaaes@ogretmensitemiz@ogretmenlersyfs@kadem93@habervebilgicin@kamudanhaber #önlükdeğilitibar
#uslup #etik #meb
ÖĞRETMENLER ÖNLÜK DEĞİL, CAN GÜVENLİĞİ, İTİBAR İSTİYOR!
Öğretmenlerin çözüm bekleyen asıl meseleleri can güvenliği, mesleki itibar ve her geçen gün zorlaşan geçim şartlarıdır.
Tüm bu temel sorunlar dururken gündemin önlük tartışmalarıyla meşgul edilmesini doğru bulmuyoruz.
Yıllardır süregelen serbest kıyafet uygulamasıyla meslektaşlarımız, mesleğin vakarına ve temsil sorumluluğuna en uygun giyim kuşamı zaten kendileri belirlemektedir; dileyen öğretmenlerimiz de önlüğü kendi tercihiyle giymektedir. Olumsuz bir kaç örneği göstererek tüm öğretmenleri uygun giyinmiyor diye göstermek kabul edilemez!
Anadolu Eğitim Sendikası olarak geçmiş dönemlerde 4 bin 743 öğretmenle yaptığımız anket çalışması da açıkça göstermektedir ki: Öğretmenlerimizin öncelikli beklentisi kılık-kıyafet müdahaleleri değil; okulda can güvenliğinin sağlanması, itibarının korunması ve insanca yaşayabileceği bir ekonomik güvencedir.
Her yıl tekrarlanan genelgeler veya münferit örnekler üzerinden mesleğimizin kıyafet şekilciliğine sıkıştırılması yerine, öğretmenlerin hayatını ve refahını doğrudan etkileyen can cana, baş başa kaldığımız bu hayati sorunlara çözüm üretilmelidir.
Öğretmenler nerde nasıl davranacaklarını, ne giyeceklerini gayet iyi bilirler. Ayrıca teknoloji çağında her şeyi telefonlarımızdan hallediyoruz. Sapla saman yine birbirine karıştı. @anadoluaes olarak kılık kıyafet eylem kararımız devam edecek. Öğretmenleri “değiştirerek” eğitim kalitesini artırmaya çalışmayı artık bırakmalıyız.
Eğitim çalışanlarının ne giyeceğine kafayı yoracağınıza yıllardır ikinci üçüncü kez mecburi hizmetini tamamlamış hakkı yenilen eğitim çalışanlarının tayinleri için çare olun.
#2ildışınaMEBbolkontenjan@tcmeb@Yusuf__Tekin
Öğretmenlerin çözüm bekleyen asıl meseleleri can güvenliği, mesleki itibar ve her geçen gün zorlaşan geçim şartlarıdır.
Tüm bu temel sorunlar dururken gündemin önlük tartışmalarıyla meşgul edilmesini doğru bulmuyoruz.
Yıllardır süregelen serbest kıyafet uygulamasıyla meslektaşlarımız, mesleğin vakarına ve temsil sorumluluğuna en uygun giyim kuşamı zaten kendileri belirlemektedir; dileyen öğretmenlerimiz de önlüğü kendi tercihiyle giymektedir. Olumsuz bir kaç örneği göstererek tüm öğretmenleri uygun giyinmiyor diye göstermek kabul edilemez!
Anadolu Eğitim Sendikası olarak geçmiş dönemlerde 4 bin 743 öğretmenle yaptığımız anket çalışması da açıkça göstermektedir ki: Öğretmenlerimizin öncelikli beklentisi kılık-kıyafet müdahaleleri değil; okulda can güvenliğinin sağlanması, itibarının korunması ve insanca yaşayabileceği bir ekonomik güvencedir.
Her yıl tekrarlanan genelgeler veya münferit örnekler üzerinden mesleğimizin kıyafet şekilciliğine sıkıştırılması yerine, öğretmenlerin hayatını ve refahını doğrudan etkileyen can cana, baş başa kaldığımız bu hayati sorunlara çözüm üretilmelidir.
MEMURLARIN SENDİKA ÜYELİK-İSTİFA İŞLEMLERİ E-DEVLET ÜZERİNDEN OLMALIDIR
Bilindiği gibi 7 Kasım 2013 tarihinden itibaren 6356 sayılı Yasa’nın 19. Maddesi gereğince işçi sendikalarına üyelik işlemleri E-devlet üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Böylece işçiler ve işçi sendikaları için kolaylık getirilmiş evrak, posta ve gereksiz bürokrasi işlemleri azaltılmıştır. Ancak memur sendikalarında ise durum böyle değildir.
Bir kamu personelinin, sendikaya üye olması veya istifa etmesi oldukça bürokratik işlemler gerektirmektedir.
Hali hazırda sendika üyelik ve çekilme formu 3’er nüsha olarak doldurulmaktadır.
Memur sendikalarına üyelik İşçi sendikalarında olduğu e-devlet kapısı üzerinden yapıldığı taktirde hiç görünmeyen farklı bir bürokrasi de ortadan kalkmış olacaktır.
Ayrıca, Devlet memurları amir baskısından kurtulacak ve hür iradeleriyle ve kendisini temsil ettiğine inandığı istediği sendikaya üye olabilecektir. Hem de kağıttan tasarruf edilecek, her üyelik ve istifa için 3'er nüsha kağıt doldurulmayacaktır.
2026 yılında siyasi partilere üyelik ve istifanın e-devlet üzerinden olduğu, derneklere üyelik ve istifanın e-devlet üzerinden olduğu, işçi sendikalarına üyelik ve istifanın 2013’ten itibaren e-devlet üzerinden olduğu, kira sözleşmelerinin dahi e-devletten yapıldığı bir dönemde memurların üyelik-istifa işlemleri de e-devlet üzerinden olmalıdır.
#edevlet
#sendika
#sendikaüyelikistifa
BU BİR YETKİLİ SENDİKA BAŞARISIDIR!
Eğitim Bir Sen 2011 yılında ilk defa 'Genel Yetkili' olduğunda;
Öğretim yılına hazırlık ödeneği: 570 TL,
Asgari ücret ise 658 TL idi. Yani bu tutar asgari ücretin %86'sına denk geliyordu.
Aradan geçen 15 yılda YETKİLİ SENDİKA hiç değişmedi;
Asgari ücret 28.075 TL iken,
Öğretim yılına hazırlık ödeneği 8599 TL oldu. Bu tutar asgari ücretin %30'una denk gelmektedir.
Bırakın artırmayı, var olanı bile koruyamayan sendika 15 yıldır yetkili ise üye olanların sorgulaması gerekmez mi?
MAZERET TAYİNLERİNDE MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİNİ TALEP ETTİK
2026 yılı mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde, aile birliği mazereti bulunan ancak tercihlerine atanamayan çok sayıda öğretmen mağduriyet yaşamaktadır.
Aile birliğinin sağlanması amacıyla başvuru yaptığı hâlde atanamayan öğretmenler için il/ilçe emri , ek yer değiştirme imkânının sağlanmasını talep ettik.
Eşleri kamu kurumlarında veya özel sektörde çalışan öğretmenler arasında aile birliği bakımından ortaya çıkan farklı uygulamaların eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi açısından önem taşımaktadır.
Aile birliği, eşin çalıştığı kurumun niteliğine göre farklı sonuçlara bağlanmamalıdır.
Mazereti devam eden hiçbir öğretmen ailesinden ayrı bırakılmamalıdır.
Öğretmenlerimizin yer değiştirme sorunu artık kangren hâline gelmiştir.
Bakanlık; sendikamızın uzun süredir gündeme getirdiği becayiş, teşvik ve emeklilik şartlarının iyileştirilmesi gibi çözüm önerilerini de acilen hayata geçirmelidir.
Anadolu Eğitim Sendikası olarak öğretmenlerimizin yer değiştirme sorunlarının kalıcı ve adil çözümlere kavuşturulması için mücadelemizi sürdüreceğiz.