Ulus Baker, Benjamin’in, “ilk bakışta aşk” diye olağanlaşmış bir klişenin karşısına “son bakışta aşk” mefhumunu koyduğunu söyler. Çünkü onun için aşk, ilk bakışta kendiliğinden ortaya çıkan bir duygu değil, bir aşık olma emeğinin işlediği bir alan olarak son bakışta belirir.
Acabo de encontrar esta frase: «Cada vez que abres un libro y lees, un árbol sonríe, sabiendo que hay vida después de la muerte». Ahora estaré pensando en esta frase para siempre.
Freud muhteşem özetlemiş: “İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların tecrübe dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir. ”
Ben vedası olmayan bir ayrılık yaşadım...
Ne son kez sarılabildim ne de içimden geldiği gibi veda edebildim.
İçimde yarım kalan o vedanın acısıyla öğrendim
Bazı ayrılıklar insanın kalbinde kapanmayan bir yara bırakıyor..