MESEM’li genç: “Haftada 60 saat çalışıyorum, aylık ücretim 8 bin TL”
Sadece 8 bin lira ücret karşılığında emeği gasp edilen bu genç işçi, usta şiddeti ve mobbinge maruz kaldığını anlattı:
“Kayseri’de bir oto sanayide MESEM projesine kapsamında emeği sömürülen, 8.000 lira için haftada 6 gün olmak üzere günde en az 10 saat ezilen, mobbinge ve usta şiddetine maruz kalan bir gencim. Yaz döneminde her akranım gibi arkadaşlarımla ve ailemle zaman geçirmek, hobilerimle uğraşmak ve tatil moduna girip rahatça zaman geçirmek istiyorum.
Çalışma şartları zaten katlanılamayacak kadar zor ve biz daha bu genç yaşımızda acımasız bir düzenin içinde kendimizi buluyoruz.
Eğitim sisteminde işlerine gelmediğinde “çocuk”, işlerine yarayacağı zaman “koskoca insan” olarak adlandırılıyoruz. İş yerlerinde ustaların, patronların ağzında adımız “velet” diye geçiyor ancak işleri düştüğünde “aslan çıraklar”, “koskoca adamlar” oluyoruz. Eğer çocuksak niye çalışıyor, ev geçindirme derdine düşüyoruz? Eğer çocuksak iş yerlerinde niye bu kadar sözlü veya fiziki tacize maruz kalıyoruz?
Bu eğitim sistemi bizlere, lise gençliğine ve MESEM’lilere bir gelecek vaat etmiyor. Konuşacak, anlatacak çok sıkıntımız var. Ancak bana sorunların çözülmesi için atılacak ilk adımın ne olduğunu soracak olursanız, Yusuf Tekin derhal istifa et!”
https://t.co/DFPtp0FFFn
Emek Hareketi, kadın emekçilerin kendi acil taleplerini birlikte belirleyebilecekleri ve mücadele için harekete geçebilecekleri örgütlü zemini yaratmayı savunur.
Yazının tamamı için👇🏽
https://t.co/QSooVIYu4E
HPV aşısının ulusal aşı programına alınması gerektiğini belirten Jinekoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Baloğlu, “Kanser önleyici bir aşı varsa bunun ulusal aşı programına alınarak ücretsiz yapılması gerekir” dedi.
https://t.co/9CChpxIaXw
Sayıştay Denetçisi olarak 17 yıldır görev yapan Burcu Kozba, Sayıştay’daki usulsüzlükleri açığa çıkardığı için kamu görevinden 9. kez alındı.
Her seferinde mahkeme kararıyla işine geri dönen Kozba, bu sefer “astronomik” bir MEB vurgununun üzerine gitti.
Meclis’in görevlerinden biri de Sayıştay’ı denetlemek ancak Sayıştay’da suyun başını tutanlar daha kaynağında önünü kestiği için bize damlalar kalıyor!
Bu suyu bulandıranlar da işte böyle bertaraf edilmek isteniyor!
Abluka altına alınan, kurumsal çürümeye ve usulsüzlüklere karşı kamunun hakkını korumak isteyen emekçilerin baskı, tehdit ve mobbing ile susturulmaya çalışıldığı bir idari rejim tablosu ile karşı karşıyayız!
•Burcu Kozba hakkında kaç kez disiplin soruşturması açıldığı ve "yanlış madde" gerekçesiyle verilen kararların hukuki dayanağının ne olduğu,
•Kilitli dolapların kırılması ve kurumdan çıkışın engellenmesi talimatını kimin verdiği, bu iddialara ilişkin idari ve adli soruşturma başlatılıp başlatılmadığı,
•Sayıştay Başkan Yardımcısı Ahmet Tezcan hakkındaki mobbing, baskı ve rapora müdahale iddialarına yönelik açılmış bir soruşturma olup olmadığı,
•MEB denetim raporlarında tespit edilen kamu zararının miktarı ve yargılama sürecine müdahale edildiği iddialarının doğru olup olmadığı,
•Bağımsız denetim işlevini olumsuz etkileyen ve usulsüzlüklerin üzerini örttüğü iddia edilen idari yapılanmaya karşı hangi önlemlerin alınacağını sorduk.
Cevap bekliyoruz! @_cevdetyilmaz
Sağlık Bakanı’nın HPV aşısı üzerine söyledikleri çarpıcı.
Kadına değer verdiğini iddia eden bir düzen, onun bedenini denetlemeyi kendine hak görüyor; fakat sağlığını koruyacak kamusal sorumluluğu üstlenmiyor.
✒️ Şebnem Korur Fincancı yazdı
https://t.co/APLpYhscuG
Türkiye’de kişi başı yıllık hekim başvurusu 12,2’ye ulaşarak OECD ortalamasının yaklaşık iki katına çıktı. Sevk zinciri eksikliği, koruyucu sağlık hizmetlerinin geri planda kalması ve sağlık sistemindeki yapısal sorunlar öne çıkıyor
@basakedge@sesizmir
https://t.co/iroCeUpvo8
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan üyelerimiz ve sağlık emekçileri ile buluştuk.
📌
Dayanışmayı ve mücadeleyi hep birlikte büyütüyoruz❗️
#SES’sizKalma
#SesteÖrgütleniyoruz#SES var, #Umut var❗️
@sesgenelmerkezi
@aydemelektirik yazlık bölgeye 7 saattir elektrik vermeyerek ve teknik ekip göndermeyerek sorumsuzluğun büyüğünü yapıyor. Çağrı merkezinden bilgi alınmıyor, kimseye bir dönüş sağlanmıyor, faturaları almaya gelince gününde ödeme almayı biliyorsunuz ama hizmete gelince de böyle...
Teklifin, yıllardır cezaevlerinde, sürgünde ve dağda bulunan binlerce insanın yeniden günlük hayata katılabilmesi bakımından sınırlı da olsa bir imkan yaratmasını olumlu buluyoruz.
Bu, teklifin önemli bir yanı ve bunu mücadeleyle kazanılmış bir gelişme olarak değerlendiriyor, destekliyoruz.
Ama aynı zamanda teklifin eksiklerini ve sorunlarını da açıkça söylüyoruz.
Çünkü demokratik çözümün yolu, sorunları görmezden gelmekten değil, onları açıkça ortaya koyup değiştirmek için mücadele etmekten geçer.
Eksiklere ve yanlışlara ilişkin değerlendirmelerimizi açık sözlülükle çekinmeden söylemeye ilişkin ilkesel tutumumuz Kürt halkına sorumluluğumuz gereğidir, bunu her koşulda yapmaya devam edeceğiz.
Ayrıca ortak mücadelenin gücü eleştirilerin ve taleplerin açık biçimde dile getirilmesi ile büyür.
Nedir bu teklifin eksik ve yanlışları?
⚫Düzenleme cezaevinde bulunan seçilmiş siyasetçiler ve politik tutsaklara ilişkin açık ve hızlı bir sonuca götürecek bir çerçeve içermiyor.
⚫Siyasetin önünün açılmasını iktidarın keyfi şartlarına bağlıyor.
⚫AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasını meşrulaştıran bir yaklaşım içeriyor. Terörle mücadele adına her türlü demokratik hakkı kısıtlayan düzenlemelerden ayıklamak ve TCK'yi, Terörle Mücadele Yasası'nı ortadan kaldırmak, lağvetmek yerine sınırlı bir biçimde yararlanabilecek bir çerçeve çiziyor.
⚫Siyaset yapma hakkını koşullara bağlıyor, binlerce insanın üzerinde “Her an seni yeniden cezaevine atabilirim” tehdidi savuruyor.
Acil atılması gereken adımlar ve mücadele gündemimiz açık:
🟢Kürt halkına yönelik geçmişte işlenen suçlar ve ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeli, sorumlulara hesap sorulmalı, faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır.
🟢Halkın iradesine el koyan kayyım rejimine derhal son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir. Kürt halkı başta olmak üzere bu ülkenin işçi ve emekçilerinin seçme ve seçilme hakkı tanınmalıdır.
🟢Kürt halkının ana dilinde eğitim ve kamusal hizmet hakkı güvence altına alınmalı, Kürt yurttaşların kimliği anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
🟢Siyasi gerekçelerle cezaevinde tutulan tüm mahpuslar ve tutuklular kapsamlı bir genel af ile serbest bırakılmalıdır. AYM ve AİHM kararları istisnasız uygulanmalıdır.
İşçi sınıfının partisi ve sosyalistler olarak sürecin nereye gideceğini belirleyecek olanın, iktidarın çizdiği sınırlar değil, Türkiye’deki demokratik güçlerin bu sınırları aşmak için nasıl bir ortak mücadele yürüteceğiyle belirleneceğini hep ifade ettik, ediyoruz.
Bu mücadeleyi büyütmek, eksikleri değiştirmek ve gerçek bir demokratik çözümün önünü açmak için bütün gücümüzle çalışacağız.
Komisyonda bunları dile getirdik:
30. yaşımızı hep birlikte kutlamak için 1 Ağustos Cumartesi Günü Saat 20.00 da Tarihi Havagazı Fabrikasında buluşuyoruz.
30 yıl önce yakılan mücadele meşalesi, bugün daha da güçlü yanıyor.
Haklarımız, emeğimiz ve geleceğimiz için yürüdüğümüz bu yolda; dayanışmayı, umudu ve mücadeleyi birlikte büyütmeye davet ediyoruz.
Yaşasın SES❗️
Yaşasın KESK❗️
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz❗️
#SES’sizKalma
#SesteÖrgütleniyoruz
#SES var, Umut var❗️
@sesizmir_1
KHK hukuksuzluğunun 10. yılında, Konfederasyonumuz'un "İşimizi Geri İstiyoruz!" nöbet eylemi polis ablukasında başladı. Barışçıl oturma eylemine izin verilmiyor.
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz.
Tüm kamuoyunu dayanışmaya ve adalet mücadelesine ses vermeye çağırıyoruz.
#İşimiziGeriAlacağız
@UniversiteEge ndeki 3,1 milyar liralık kamu zararı iddiasına ilişkin soruşturmada 27 kişi tutuklanırken, aynı dönemin rektörü Necdet Budak'ın dosyada yer almaması "korunuyor mu” sorusunu gündeme getirdi.
@YuksekogretimK@ProfNecdetBudak
https://t.co/99j2hFOKfn…
NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!
"Saray rejimi; bu efsanenin yıkılmasını engellemek, emekçi halkın gerçekleri görmesinin önüne geçmek için her muhalif sesi susturmaya, adeta ülkenin/vatanın gözlerini bağlamaya çalışıyor"
✒️ Yusuf Karadaş yazdı
https://t.co/Zk3ZBqSIjR
Bu saldırgan polis "tanıyamadığı için" değil, NATO gladyosu gibi davranma konusunda haysiyet yoksunluğunda sınır tanımadığı için bu muameleyi yapıyor.
Bu son hamlesinden önce de aynı saldırganlığı defalarca gösterdi ve milletvekili olduğumu gayet iyi biliyor.
Derdi, eyleme katılan yurttaşlara gözler önünde yaptıkları işkencenin kayıt altına alınmasını engellemek. Derdi, kendini saraya beğendirmek, Trump'tan aferin alınca 32 diş birden gülen saray ricaline yaranmak.
Bugün NATO Defol demek için sokakta olan ve çok daha büyük bir şiddet ve işkenceyle gözaltına alınan yoldaşlarımızla birlikte, bu görüntüleri ve bu saldırganlıktan önce belgelediğimiz tüm görüntüleri kullanarak suç duyurusunda bulunacağız.
Elbette NATO’ya, Trump'a kapı kulu olanların yargısı küçük bir kapıkulu olan bu şahsiyete bile "kıyamayacak” ancak biz mücadelemizi her yerde sürdüreceğiz.
“Sosyalist vekiller olarak halkımıza bu barbarlığa karşı ses çıkarma, mücadele etme çağrısı yapıyoruz”
Ankara'da NATO Zirvesi'ne yönelik protestolara polis müdahalesi ve gözaltıların ardından EMEP, TİP ve DEM Parti milletvekilleri, polis ablukası altında ortak açıklama yaptı