Evlendiğin an, bekar hayatındaki özgürlük ve çılgın partiler (ki aslında evde pijamayla dizi izliyordun) gözünde bir anda bir Rönesans tablosu gibi romantikleşir. Evlenmediğin an ise pazar kahvaltısında tek başına tost yerken, evli çiftlerin kuş cıvıltıları eşliğinde organik reçel yediği yanılsamasına kapılırsın. Sorun evlilikte ya da bekarlıkta değil tatlım, sorun senin o ulaşamadığın öteki seçenekte gizli olduğunu sandığın ama aslında hiç var olmamış olan o gizemli mutlulukta. Yani neyi seçersen seç, o seçmediğin yol sana hep kaçan balık büyük olur dedirtecektir.
İnsan, elindekini değil, her zaman elinde olmayanı arzular. Arzu, doğası gereği tatmin edilemez bir şeydir. Çünkü arzu, nesnenin kendisine değil, o nesnenin sende yarattığı eksiklik duygusuna yöneliktir.
Bir insanın 21. Yüzyılda, bu Haz ve Hız Çağında ulaşacağı en arifane bilgelik seviyesi bu. Hayır, mübalağa etmiyorum.
Bu çağ hastalık dolu bir çağ. Dünya hasta. İnsanlar hasta. Hayır, beden hastalığı değil asıl. Benliği hasta. Aklı hasta. Ruhu hasta. Kalbî hasta... Kişiliği hasta. Dili hasta. Nefsi hasta. Vicdanı hasta. İdeolojisi hasta. Ahlâkı hasta. Onca bilgi, birikim, bilgiçlik, konfor, lüks, zenginlik, network ama hasta. Şifasız, devasız, dermansız, kibirli bir hastalık.
Kafasını kazanmak ve başarmakla bozmuş egoist kişisel gelişimci hırs beyinliler, Tiktok ve reels kaydırmaktan dikkatini bir şeye 5 saniye dahi veremeyenler ve herkesin herkesin alternatif olduğu haz ve erotizmden başka mutluluk bilmeyenlerin ortasında ve böylesi vebalı, marazlı, salgınlı bir zamanda;
ruhunu, kalbini, zihnini, benliğini, vicdanını sağlıklı tutmayı başarmış ve huzurla yaşayıp, yaşlanan insanlar bu çağın en bilge insanları artık.
sırf buz devrini türkçe dublajlı izlemek bile türkçe öğrenmek için yeterli bir sebep olabilir "look! these are my kids" repliğini hanım hanım bunlar benim yavrularım diye çeviren yekta kopanı ayakta alkışlamak istiyorum
Ekin Koç, ‘Succession’ dizisinde konuk olarak yer alması hakkında:
“Biz çekerken hiç bilinen bir dizi değildi. Oraya gittiğimde sürekli Amerikalı oyuncular beni heyecansız görüp ‘şu an Hollywood'da herkes bunu izliyor farkına var’ diyordu.”
Benim aslan gibi bi arkadaşım var, dağ gibi çocuk. Rahmetli annesi inanılmaz güzel zeytinyağlı yaprak sarması yapardı, her ziyaretimde tıka basa yedirirdi. Annesini kaybettikten sonra cenazede taziyede dimdik durdu, metanetini korudu. Aylar sonra alışveriş yaparken üzüm yapraklarını görünce pazarın orta yerinde hüngür hüngür ağlamış, ayların birikimi orada patlamış.
Bazı acılar insanı cenazede yıkmaz; pazar yerinde, bir üzüm yaprağının önünde çökertecek kadar sabırla birikir.
Epstein Dosyası neden kamuoyuna servis ediliyor?
Servis edilme süreci;
bir yargılama süreci değil,
bir yönetim ve dengeleme süreci.
Benim ifademle: Kontrollü İfşa.
Dosya:
Tam kapatılsa “örtbas” denecek.
Tam açılsa sistem çökecek.
Bu sebeple 3. yol seçiliyor:
Yarım ifşa.
Yani:
İsimler bilinsin,
ama bağlar kurulamasın.
Şok yaşansın,
ama sonuç olmasın.
Bu da, kamuoyunu tatmin eder gibi yapıp etkisizleştirmenin klasik yolu.
Kişinin matematik bilmediği hakkında yorum yapamayacağım belli ki öğrenmeye çalışıyor buraya kadar her şey yolunda. Fakat bir insan nasıl kitap kapağını karalar? Dostoyevski olduğuna mı yanayım, yeraltından notlar oluşuna mi yanayım. Yanayım yanayım ateşlerde yanayım.