@TurkcellHizmet@Turkcell@Turknet Aylardır sürüyor.Bir tek evimin olduğu yerde yaşıyorum. Eve doğalgaz ve elektrik ölçmek için gelen personel de sizin sokağın en kötü yeri diyorlar.ellerindeki cihazlar bağlanamıyor.5G yi bekledim belki düzelir diye. Elektrik kesilince @Turknet gidecek diye ödüm kopuyo
Günümüz insanının genel mutsuzluğunun temelinde, kendi hayatını bir türlü kabullenememesi; sanki çok daha başka bir hayatı hak ediyormuş da geçici bir süreliğine bu noktada takılı kalmış gibi hissetmesi yatıyor. Bu "eğreti durma" haliyle birlikte kişi; seçtiği insanı da, maddi şartlarını da, bulunduğu yeri de bir türlü sahiplenemiyor.
Oysa insan, seçme şansı olmayan bağlarda çok daha dirençlidir. Anne ve babasının en zorlayıcı hallerine rağmen onlara tahammül eder ve onlarla yaşamayı becerir. Aynı durum çocuklarımız için de geçerlidir; evladımız ne kadar yaramaz veya sorunlu olursa olsun onu her haliyle benimseriz. Bir öğretmen de öğrencisini, sadece "kendi öğrencisi" olduğu için her türlü zorluğa rağmen sahiplenir.
Ancak ikili ilişkilere ve evliliklere geldiğimizde bu mekanizma bozuluyor. İnsanlar; eşlerinin kusurlarını, kişisel eksiklerini veya maddi yetersizliklerini gördüğünde onları reddetmeye başlıyor. Mevcut yaşam standardını veya partnerini olduğu gibi kucaklamak yerine, sürekli "başka bir seçenek" arayışına giriyor.
Eskiden insanlar bugünkü kadar mutsuz değildi; çünkü dayatılan modern mutluluk standartlarından haberleri yoktu. Hayatlarını; iyisiyle kötüsüyle, yoksulluğuyla varlığıyla bir bütün olarak kucaklar, kendi sınırları içinde huzur bulurlardı.
İddia ediyorum ki; mutluluk, büyük oranda bir modern zaman uydurmasıdır. Modern insan elindekini sahiplenmeyi bilmiyor; sürekli başkalarının vitrinleri üzerinden hayali bir hayat kurmaya çalışıyor. Eşler; yoksulluğuyla yoksunluğuyla birbirine omuz vermeyi, o "hal" içinde bütünleşmeyi beceremiyor.
Bu sonsuz bir döngüye dönüşüyor. Karşınızdaki insan mükemmel olsa bile zihninizdeki "daha iyisi" düşüncesi yüzünden mutlaka bir eksik buluyorsunuz. Başkasının imkânı veya eşi daha cazip göründüğünde, kendi hayatınıza odaklanamıyorsunuz. Elindekiyle yetinmeyi ve kendi gerçekliğini inşa etmeyi bilmeyen insan; ne malıyla ne de eşiyle mutlu olabiliyor.
Sonuç olarak herkes bir başkasının hayatını arıyor. Kimse sahip olduğu maddi durumla, konumuyla veya bahtıyla barışık değil. Kimse kendi "kaderini" kabullenmiyor. Bu, dini bir kadercilikten ziyade; insanın kendi varoluşuyla ve yaşam koşullarıyla barışması gereken ruhsal bir mesele...
CALIFORNIA Eyaletinin Ekonomik Büyüklüğü, Japonya, İngiltere ve Hindistan'dan bile önde.
15 gündür California'dayım; her gün bir bölgesini gezip duruyorum. Daha önce iki kez uçakla gelmiştim ama sadece o şehirlerde zaman geçirdiğim için bu eyaleti hiç iyi tanıyamamışım. Şimdi otomobille gezince rahatlıkla diyebilirim ki, Amerika'nın bir numaralı yaşanacak eyaleti burası. Para var, huzur var.
Doğu yakasındaki topraklar alabildiğine düz olduğu halde, California, dağlar, ovalar, göller, doğal plajlar, tarıma elverişli topraklar ile bütün coğrafi seçenekleri bir yerde sunuyor. Son yıllarda bir miktar kan kaybetse de, teknoloji merkezi hâlâ burası. İnsan kalitesi de ortalamanın üzerinde; Kuzeyi hariç her tarafta ılıman bir iklim var. Mart sonu olmasına rağmen, bugün Pasifik kıyılarında (Laguna Beach) denize giren insanlar vardı.
Çöl ikliminin olduğu bölgelerde, en zenginlerin yaşadığı kasabalar oluşturmuşlar. Dubai halt etmiş; yine bugün Palm Springs tarafında görüşme yaparken, Bill Gates, Larry Ellison, Kim Kardashian gibi birçok ünlünün bu çevrede yaşadığını öğrendim.
Kilometrelerce uzunlukta fıstık ve badem bahçeleri içinden geçtim, Kızılderili otonom bölgelerinde mola verdim. Hepsinin de kumarhanesi vardı ve içerileri doluydu. Akaryakıt fiyatları Amerika ortalamasının yaklaşık %60 üstünde ama Kızılderili bölgelerinde daha ucuz ve makul.
Eyaleti Valisi Gavin Newsom, Demokrat Parti'den başkan adaylığına oynuyor ama bence oldukça başarısız. Ana yolların kalitesi epey kötü; Mehmet Şimşek gibi o da vergiye yüklenmiş ve bu da California'yı Amerika'nın yaşam maliyeti en yüksek eyaleti durumuna getirmiş. Hangi mekana gidersen git insan var ama; ekonomi canlı. Silikon Vadisinde hafta sonu kıymalı börek yiyelim dedik; Türk pastanesine girebilmek için, dışarıda 20 dk sıra bekledik. Cupertino'daki Apple genel merkezine de gittim ve yeni çıkan Neo bilgisayardan hediye etti beni oraya götüren arkadaşım. Mac'çi değilim, iPhone'cu değilim ama illa o tarafa çekmeye çalışıyorlar 🤠
Ben hâlâ, Türkiye'nin yüzòlçüm olarak yarısı civarında bir eyaletin, nasıl olup da, yılların İngiltere'si, Japonya'sı ve Hindistan'ından daha fazla GSYH üretebilmesine şaşıyorum. Kuzeyindeki koskoca Kanada bile California'nın gerisinde. Gerçekten inanılmaz.
Atlantik'ten aracımla yola çıkıp, 3,5 günde geldiğim California ve bütün yol üstü hikayelerimi döndükten sonra anlatacağım inşaallah. Toplamda 13.000 km kadar sürecek bir Amerika seyahati bu. Başka bir deyişle; dünyanın bir ucundan öbür ucuna, çapı kadar gitmiş olacağım.
🚨 Profesörler bundan nefret edecek.
Birisi, fikir aşamasından yayına kadar araştırma makaleleri yazan bir yapay zekayı açık kaynaklı hale getirdi. Konferansa hazır. Atıf doğrulamalı. Ücretsiz.
Adı Claude Scholar.
Akademik iş akışının her adımını yöneten yapay zeka destekli bir araştırma sistemi. Fikirden yayına. Tamamen otomatik.
Gece 2'de danışman yok. Boş LaTeX dosyalarına bakmak yok. İtiraz döneminde ağlamak yok.
İşte bu şeyin içinde neler var:
→ Yapay zeka araştırma konuları üzerinde beyin fırtınası yapar, literatürü inceler ve kimsenin keşfetmediği boşlukları bulur.
→ Deneyleriniz üzerinde istatistiksel analiz yapar. t-testleri, ANOVA, ablasyon çalışmaları. Yayına hazır şekiller.
→ Makalenizi bölüm bölüm yazar. Özetten sonuca. Konferans formatında.
→ Yapay zekanın asla bir referans uydurmaması için her alıntıyı çok katmanlı doğrulama yoluyla doğrular.
→ Robotik yapay zeka dilini kaldırır ve insan sesi ekler, böylece hakemler ayırt edemez.
→ Göndermeden önce taslağınızı 6 maddelik bir kalite kontrol listesiyle kendi kendine inceler.
→ Hakem yorumlarını ayrıştırır, her birini sınıflandırır ve tüm karşı argümanınızı taslak haline getirir.
İşte en şaşırtıcı kısım:
NeurIPS, ICML, ICLR, ACL, AAAI, Nature, Science, Cell ve PNAS'ı destekler. Konferans şablonunu indirir, örnek içeriği kaldırır ve yazmaya hazır temiz bir LaTeX yapısı sunar.
Yaratıcısı, akademik araştırma yaşam döngüsünün %90'ını kapsadığını söylüyor.
Araştırma asistanları saatte 30 ila 60 dolar ücret alıyor. Konferans bildirisi danışmanları 5.000 dolardan fazla ücret alıyor. Lisansüstü programlar yılda 50.000 dolara mal oluyor.
Bu tamamen ücretsiz.
%100 Açık Kaynak.
Bazı Yapay Zeka tespit araçları, 1776 tarihli ABD Bağımsızlık Bildirgesi ve Shakespeare'in eserlerinin "yapay zekâ yazımı" olduğunu söylüyor!
https://t.co/Qj0gsKOELw.
Nöroplastisite, baskı altında sakin kalanların sırrını çok güzel açıklar. Bu ne saf bir kişilik özelliği ne de bir şans meselesi. Bu, büyük ölçüde bir tekrar meselesidir.
Beyin, en çok neyi beslerseniz ona dönüşür. Zihninizi sürekli kaygı ve olumsuzlukla doldurursanız, bu sizin otomatik pilotunuz olur. Ancak bilinçli bir kararla bu döngüyü kırıp sakinliği seçerseniz, beyniniz yeni nöral yollar inşa eder. Zamanla huzur bir çaba değil, sizin doğal varsayılan haliniz olur.
Dünyayı kontrol edemezsiniz. Ama zihninizin dünyaya verdiği tepkiyi yeniden tasarlayabilirsiniz.
Dostoyevski, kendine yalan söyleyen kişinin en kolay gücenen kişi olduğunu söylüyor.
Nietzsche buna ressentiment derdi. Kendi zayıflığıyla yüzleşmekten kaçınanın, suçlayacak bir dış dünya icat etmesi.
Stoacılar ise meseleyi daha temelden alırdı. Kendini tanımayan insan, dış dünyayla barışık olamaz.
Çok net söylemek istiyorum 10 yıl yöneticilik yapan birisi olarak:
İnsanlara sadece iyi davranarak onları yönetemezsin. Çünkü yönetmek, sadece nezaket göstermekten ibaret değildir. İnsanlar sadece iyi niyete değil, netliğe, sınırlara ve tutarlılığa da tepki verir. Sürekli iyi olmak, zamanla ciddiyetin kaybolmasına neden olur. Kurallar esnetildiğinde, insanlar bunu fırsata çevirir. Beklentiler açık olmadığında, herkes kendi doğrusu ile hareket eder ve düzen bozulur.
İyi olmak değerli bir özelliktir, fakat tek başına yeterli değildir. İnsanlar, karşılarında hem adil hem de kararlı bir duruş görmek ister. Gerektiğinde hayır diyemeyen, sınır koyamayan biri, farkında olmadan kontrolü kaybeder. Çünkü insanlar, yönlendirilmediklerinde değil, boşluk bırakıldığında kontrolü ele alır.
Yönetmek, dengedir. Ne tamamen sert olmak ne de tamamen yumuşak kalmaktır. Net kurallar koymak, bu kuralları istisnasız uygulamak ve herkes için aynı standartları korumaktır. İnsanlar çoğu zaman söylenene değil, gösterilene göre hareket eder. Bu yüzden davranışların, sözlerinden daha güçlü olmalıdır.
Sonuç olarak, sadece iyi olmak seni sevilebilir yapar ama yönetilebilir kılmaz. Yönetmek için saygı gerekir. Saygı ise tutarlılık, sınırlar ve kararlılıkla oluşur.
Saygı görmek istiyorsan,
samimiyet kurma.
Doktorada yeterlilik diye bir şey olduğunu başladıktan sonra öğrenmiştim. Prensibim; bir şeye karar verince hemen uygularım. Detaya girmem. Kervan yolda dizilir mantığı var bende.
Bakın beyler, bedava peynir sadece fare kapanında olur derler ama Anthropic bugün o kuralı yıktı. Açık kaynak ekosistemine öyle bir kıyak geçtiler ki, aklınız durur.
Eğer dişe dokunur bir open source projeniz varsa, maintainer ya da core contributor iseniz; size tam 6 AY BOYUNCA ücretsiz Claude Max 20x (Code Max) veriyorlar. İnanılmaz bir olay...
Nasıl alıyoruz? Olay bu kadar basit:
1. https://t.co/bsaEchbdoO adresine gir.
2. Formu doldur (İsim, email, GitHub handle, repo linki vs.)
3. Submit et ve bekle.
Open source dünyasına yapılmış çok ama ÇOK BÜYÜK bir yatırım bu. Gidip Twitter'da boş yapacağınıza şu fırsatları kovalayın.
(Heaa bu arada, reklam falan değil bu. Anthropic babamın oğlu değil. Sadece sektör için yapılmış MUAZZAM bir hareket olduğu için paylaşıyorum, sponsorlu sanan olursa kalbini kırarım.)
Eski Goldman Sachs yöneticisi Raoul Pal:
Bilgi artık "sıfır" değerinde diyor.
Daha türkçe ifadeyle bilgi artık bedava, evet. Herkes her şeye erişiyor. Ama erişmekle ne yapacağını bilmek arasında ise okyanus var.
AI sana her hastalığın semptomunu sayar ama o semptomların kesiştiği noktada karar verecek olan hâlâ sen. Her davayı özetler ama hakimin o an o davada neyi tartması gerektiğini bilemez.
Asıl pahalı olan şey artık bilgi değil, bilgiyi ne zaman kullanmayacağını bilmek. Yani bilgelik dediğimiz şey.
Ve onu hiçbir model öğrenemiyor
çünkü o yaşanarak kazanılıyor.
Gelecekte CV'de bilgi değil yargı gücü yazacak.
Harvard Business Review'dan son derece ilginç yeni bir araştırma.
ABD'de yaklaşık 200 çalışanı olan bir teknoloji şirketinde 8 aylık bir saha çalışması, yapay zekâ kullanımının iş yükünü azaltmadığını, aksine yoğunlaştırdığını ve çalışanları daha meşgul hale getirdiğini ortaya koydu.
Görev genişlemesi, yapay zekânın bilgi eksikliklerini gidermesi nedeniyle gerçekleşti; bu nedenle insanlar eskiden diğer rollere ait olan veya dış kaynak kullanımı ya da ertelenen işleri yapmaya başladılar.
Bu değişim, uzmanlar için ekstra koordinasyon ve inceleme işi yarattı; bu işler arasında yapay zekâ destekli taslakların düzeltilmesi ve çalışmaları kısmen doğru veya tamamlanmış olan meslektaşların koçluk yapması da yer alıyordu.
Başlamak bir komut yazmak kadar kolay hale geldiği için sınırlar bulanıklaştı; bu nedenle işler öğle yemeğine, toplantılara ve işten ayrılmadan hemen önceki dakikalara kadar kaydı.
İnsanlar aynı anda birden fazla yapay zekâ işlemi yürüttüğü ve çıktıları sürekli kontrol ettiği için çoklu görev yapma arttı; bu da dikkat değişimini ve zihinsel yükü artırdı.
Zamanla, bu daha hızlı tempo, yöneticilerden açık bir baskı olmasa bile, görünür ve normal hale gelen şeylerde hız beklentilerini yükseltti.
Nvidia CEO'su Jensen Huang'a, 'hayatında tanıdığınız en zeki kişi kim' sorusuna cevabı:
- Tanıdığım en zeki insan üniversite giriş sınavından berbat bir puan bile almış olabilir.
- Herkes yazılım programlamanın nihai akıllı meslek olduğunu düşünüyordu.
- Yapay zekanın çözdüğü ilk şey ne oldu? Yazılım programlama.
- Zeki tanımı çoğu insanın düşündüğünden çok farklı.
- Gerçek zeka: Teknik yetenek + İnsan empatisi + Söylenmeyeni anlama becerisi
- Köşelerin ötesini görebilen insanlar gerçekten, gerçekten akıllıdır.
- Sorunları ortaya çıkmadan önce önleyebilmek - sadece havayı hissettiğin için.
- O hava: Veri + Analiz + İlk prensipler + Yaşam deneyimi + Bilgelik + Diğer insanları hissetmek
- İşte bu zekadır.
- Geleceğin zeki tanımı bu olacak.
Ve o kişi SAT'den berbat bir puan alabilir.
Bugün üniversiteye yeni başlıyor olsaydım, kimsenin kolay kolay söylemediği şunları da bilmek isterdim:
1. Her şeye yetişmeye çalışma.
Her etkinlik, her kulüp, her fırsat sana göre olmak zorunda değil.
Dağılmak değil, derinleşmek uzun vadede kazandırır.
2. Yalnız kalmayı öğren.
Sürekli kalabalık içinde olmak gelişim değildir.
Düşünmek, okumak ve kendinle kalabilmek ciddi bir beceridir.
3. Hatalardan utanma, tekrardan kork.
Hata yapmak normal.
Aynı hatayı fark edip yinelemek pahalıdır.
4. “Biri beni keşfetsin” beklentisini erkenden bırak.
Kimse kimseyi keşfetmiyor.
Üreten, görünür olan ve sorumluluk alan fark ediliyor.
5. Uzun oyunu oyna.Sakin kal.
Her şey hemen olmayacak.
Ama doğru yönde istikrarlı gidenler,
bir gün dönüp baktığında çok yol almış olur.
Tutkun yoksa yeteneklerini keşfedip onları geliştireceksin.
Bunu öneriyor Cal Newport.
"Sevdiğin işi yapmak için, başarılı olmak için tutkunu bulup onu işe çevirmek zorunda değilsin.
Kariyerde ve hayatta başarılı olmanın başka yolları da var" diyor.
“Ben Almanca öğrenmek istiyorum” derseniz, çok zor öğrenirsiniz. Sonuçta dil öğrenmek gibi sabır isteyen, meşakkatli bir işi, istemek gibi son derece zayıf ve çocuksu bir güdüyle başarma ihtimaliniz oldukça düşük. Ama “Almanya’da iş buldum, geleceğim için mecburen Almanca öğrenmem gerekir” derseniz, en azından temelini birkaç ay içinde öğrenirsiniz.
“Dikkatim dağılıyor, odaklanamıyorum” gibi şikayetleriniz geçmese bile, en azından o “mecbur yapmalıyım” hissinin hakim olduğu süreçte sizi sabote edemeyecek düzeye iner.
Artık söyleyecek yeni bir şeyi olmadığı için sürekli aynı taktikleri farklı cümlelerle pazarlayan kişisel gelişim tavsiyelerinin sizi yetersiz, başarısız ve beceriksiz hissettirmesine izin vermeyin lütfen. Başarının en garanti yolu mecbur kalmak ya da o mecburiyeti yaratmaktır. Mesela spor salonu parasını yıllık ödeyerek kendilerini spora devam etmeye mecbur kılan kişiler, farkında olmasalar bile aslında doğru bir iş yapıyorlar.