197 kuş türünün yaşadığı Tuzla Sulak Alanını yok etme riski taşıyan projenin yargı aşaması, 24 yıl sonra katılınan Dünya Kupası bahanesiyle aşılmak isteniyor.
Futbolculara değeri milyonlarca lira olan onlarca villa hediye edilecek, karşılığı yine iddiaya göre 4BİNVilla
Milli Takım oyuncularına hediye edilecek villaların gerçek öyküsü ne?
📌A Milli Takım’a yönelik eleştiriler sonrası “akbaba”, “sırtlan” açıklamaları yapan TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Dünya Kupası’na katılma hediyesi ilan ettiği villaların öyküsü, çok şey anlatıyor…
https://t.co/sUBji6SkD3
Milli Takım oyuncularına hediye edilecek villaların gerçek öyküsü ne?
📌A Milli Takım’a yönelik eleştiriler sonrası “akbaba”, “sırtlan” açıklamaları yapan TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Dünya Kupası’na katılma hediyesi ilan ettiği villaların öyküsü, çok şey anlatıyor…
https://t.co/sUBji6SkD3
Saray, Yeni Şafak ve İsmailağa el ele verdi: İstismar hükümlüsü tarikat lideri çiçeklerle tahliye edildi
💬10 gün önce Erdoğan'la görüşen "Cübbeli Ahmet" gururla söyledi: 'Yaptığım iki mühim görüşmenin de inşâellâh bunda olumlu bir tesîri olmuştur diye düşünüyorum'
📌Yeni Şafak 6 gün önce "Bu nasıl adalet" manşetiyle çıkmış, istismardan 20 yıl hapis cezası alan Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliyesini istemişti
https://t.co/IcekkBjLg7
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Leading medical journal The Lancet publishes call to expel Israeli Medical Association over Gaza genocide
——
Medical journal The Lancet has published a petition calling for the Israeli Medical Association to be boycotted and expelled from the World Medical Association over its failure to condemn what the petition describes as Israel's genocide against Palestinians and the collapse of Gaza's healthcare system.
The campaign, launched by the Boycott, Divestment and Sanctions (BDS) movement, Healthcare Workers for Palestine, and Doctors for Gaza, has so far received support from more than 1,150 healthcare professionals and medical organizations. The call for expulsion is expected to be raised at the World Medical Association's general assembly in October.
The Israeli Medical Association opposed the move, arguing that its expulsion would not advance peace, healthcare, or human rights, and would instead create a precedent for using political pressure campaigns to isolate healthcare workers based on their nationality.
İstifa eden istihbarat şefi ABD'nin gizli laboratuvar ağını ifşa etti: '30'dan fazla ülkede var, uzun süredir finanse ediliyor'
◾️Ülkesinin dünyadaki laboratuvar ağını ifşa eden Tulsi Gabbard, ABD hükümetinin 30'dan fazla ülkede 120'den fazla yeri uzun süredir finanse ettiğini ve bu durumun örtbas edildiğini belirtti. Gabbard'ın itirafları emperyalist barbarlığın somut itirafı oldu.
💬"Biyoloji laboratuvarlarında küresel ölçekte felaket niteliğinde bir etkiye sahip olma potansiyeli açık tehlikeli patojenler üzerinde araştırmalar yapıldı, halka yalan söylediler ve gerçeği ortaya çıkarmaya çalışanları tehdit ettiler."
https://t.co/54bumAYZcB
Bakın, anne-babaların tırnağına kıyamadığı çocuklar en güvenli yerlerden birinde, kreşlerinde bombalar altında nasıl günler geçiriyor.
O sırada kim bilir nelerden bahsediyorlar: Aç gözlü tilkiden, bencil kargadan, iyi kalpli ayıdan...
Lübnan'da, Filistin'de çocuk olmak böyle bir şey.
Bu olanlar soykırıma sessiz kalan her bir insan evladının da ortak olduğu bir suçtur.
"İsteyen ev hanımı olur, isteyen kariyer yapar; kadın yeter ki kendi kararını kendi versin." Kulağa son derece özgürleştirici gelen bu popüler söylemin arkasında aslında sinsi bir tuzak var.
Sosyolojide buna "seçim feminizmi (choice feminism)" deniyor. Bu söylem evlilik, kariyer ya da güzellik kalıpları gibi hayati kararlarımızın arkasındaki toplumsal baskıyı ve sistem manipülasyonunu tamamen görmezden geliyor. Her şeye "kendi tercihi, saygı duymak lazım" deyip geçtiğimizde, ortadaki gerçek eşitsizlikleri ve ataerkil yapıyı konuşamaz hale geliyoruz. Üstelik işler sarpa sardığında suçlu sistem değil, yine kadının "kötü seçimi" ilan ediliyor.
Peki sistemin bize sunduğu seçeneklerden birini seçmek, bizi gerçekten "özgür" yapar mı? Yoksa sadece bize çizilen sınırların içinde mi oynuyoruz? Yorumlarda buluşalım! 👇🏼
Videonun tamamı için link:
https://t.co/xmhw6vAFv0
ukrayna için bi taraflarını yırtan alman meslektasima, filistin neden umrunda değil diye sorduğumda “iii o konuyu pek bilmiyorum, okumadım” dedi. lanet olsun batinin iki yuzlulugune
İsrail'in alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nun 450 aktivistinden biri daha tecavüze uğradığını anlattı:
🔴 "Pantolonumu ve çamaşırımı zorla indirdiler ve askerlerden biri tarafından tecavüze uğradım”
🔴 "Diğer insanların içlerine silah sokuldu"
🔴 "Kızıma bilinmeyen madde enjekte edildi"
🔴 Avustralyalı belgesel film yapımcısı Juliet Lamont, kelepçeli ve zincirli haldeyken karanlık bir konteynerin içinde İsrail askerinin tecavüze uğradığını, aktivistlere su işkencesi, dayak ve yüzüne elektroşok tabancıyla ateş edilmesine tanık olduğunu söyledi (Double Down News)
🔴 Serbest bırakılmalarının ardından, en az 15 aktivist İsrail'de gözaltındayken cinsel saldırı veya tecavüze uğradığını bildirdi
ABENDREPORT aus Europa 🇪🇺🇺🇦
1/7
Das darf nicht wahr sein. In Europa, wo alles und jeder unter Schutz steht:
Jared Kushner und Ivanka Trump wollen Albaniens geschützte Südküste in ein 1,4 Milliarden Euro Luxusresort verwandeln – Insel Sazan und Küstengebiet bei Zvernec.
Die EU-Kommission „beobachtet die Lage genau." Und tut NICHTS!!!
DER SKANDAL:
Das Land gehört der albanischen Familie Konomi die es seit Generationen bewirtschaftet. Wer sich wehrt wird verprügelt und eingesperrt.
Albaniens Regierung ignoriert den Eigentumsanspruch. 41 Umweltorganisationen aus 28 Ländern haben protestiert. Das Gebiet ist EU-Schutzzone – Heimat des Mittelmeer-Mönchs-Seehunds, 70 bedrohter Arten, 200 Vogelarten.
Albanien will EU-Mitglied werden. Und baut für Kushner auf geschütztem Land.
🇦🇱🇪🇺🇺🇸Bewaffnete Männer im Auftrag von Oligarchen verprügeln Unterstützer der rechtmäßige Grundbesitzer – die ihre geschützte Küste gegen Trumps und Kushners Luxusresort-Landnahme verteidigen.
Das passiert in Europa. In einem EU-Beitrittsland. Heute. 🇦🇱🇪🇺
Das darf nicht sein.
The couple in this video are Wesam Mekdad, a Palestinian from Gaza, and his heavily pregnant German wife.
Police were called after Wesam broke his TV — he had just learned that 'israel' murdered his brother. The couple were cooperative. They explained the situation. The wife wanted to ask the police if she can accompany her husband.
The police responded with brutality.
People from Nationaal Protest (an anti‑immigration group) are so outraged by how a pregnant woman was treated that they have offered to help the couple file a complaint against the police.
The wife gave birth earlier than expected. A baby girl. Healthy, thank God. Her name is Reem. 🤍
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.