Eski ǝşöʞsɹǝʇ AⓂ️CA hesabım bana HIYAR ve CAHİL hitabı ile menşın atan bit g*t verene bu sıfatla hitap ettiğim için kapatıldı. Sözü geçen tivitimi sildikten 24 saat sonra açılacağı bildirildi. Silmeyeceğim. 20/02/2019.
Çaydanlığı bardağın üzerine getirince suya potansiyel enerji yüklemiş oluyorsunuz. Suyu/çayı dökerken bu enerji kinetik enerjiye dönüşüyor. Şekeri bardağı doldurmadan önce atarsanız bu enerjiyi şekeri eritmekte kullanabilirsiniz. Karıma bunu kabullendiremiyorum, haklı değilmiyim?
Aşağıdaki metnin çevirisidir. Bu ihtarı, bir alıntıyı anlamayacak, yayımlayana küfür eden "üstün zekâlılar!" İçin yapıyorum.
"Eskiden, Trump’ın 2016’da nasıl kazanabildiğini ve ardından 2024’te yeniden nasıl kazanabildiğini merak ederdim. Bu kadar duygusal olarak zehirli ve ahlaken çürümüş birinin nasıl bu kadar destek bulabildiğini anlamakta zorlanırdım.
Artık merak etmiyorum.
Bence tam da bu yüzden kazandı.
Çünkü o, milyonlarca insanın içindeki kırık parçaları yansıtan kırık bir aynana gibi.
Eğer ırkçıysan, adamını buldun.
Eğer kadın düşmanıysan, adamını buldun.
Eğer para senin tek dininse, adamını buldun.
Eğer kalbin zırhla kapalıysa, adamını buldun.
Engellilerle alay ediyorsan, adamını buldun.
Zekâ seni güvensiz hissettiriyorsa, adamını buldun.
Eğer bir cinsel avcıysan, adamını buldun.
Aşağılama, komplo ve pislik üzerinden siyaset yapıyorsan, adamını buldun.
Hayatında bir saat bile duygusal öz değerlendirme yapmadıysan, adamını buldun.
Hile yapıyor, müteahhitleri dolandırıyor, borçlarını batırıyor ve buna “kurnazlık” diyorsan, adamını buldun.
Yalan söylemek senin için nefes almak kadar kolaysa, adamını buldun.
Zalimlik sana güç gibi geliyorsa, adamını buldun.
Beyaz mağduriyeti senin rahatlatıcı gıdan ise, adamını buldun.
Egonu hiçbir unvanın dolduramayacağı bir kara delik gibi taşıyorsan, adamını buldun.
Savaş kışkırtıcılığı, egonu besliyorsa, adamını buldun.
Empati sana zayıflık, tahakküm ise oksijen gibi geliyorsa, adamını buldun.
Eğer onda yalnızca bu patolojilerden birkaçı olsaydı, muhtemelen sadece gürültücü ve sorunlu bir adam olarak görülür ve ciddiye alınmazdı.
Ama o bunların bir büfesini oluşturuyor. İşte çekiciliği bu.
Milyonlarca insan, bu yıkıntının içinde kendilerinden bir parça bulabildi.
Hepsiyle aynı fikirde olmaları gerekmiyordu.
Sadece o kırık aynada kendilerine benzeyen bir parçayı tanımaları yeterliydi.
Aslında mesele hiçbir zaman gerçekten onunla ilgili değildi.
Mesele onaylanmaktı.
Mesele aklanmaktı.
Mesele izin almaktı.
O öfkeyi icat etmedi; onu büyüttü.
O zalimliği yaratmadı; onu normalleştirdi.
Milyonlarca insana, en çirkin dürtülerinin bir miting hoparlöründen yankılanmasını duymanın sarhoş edici rahatlığını verdi.
Trump bir semptomdur.
Asıl hastalık daha derindedir: Bu kolektif bir hastalıktır.
Onun gücünü açıklayan tek bir cümle varsa, o da şudur:
“Benim düşündüğüm şeyleri söylüyor.”
Ve işte asıl ürpertici olan kısım da budur.
Çünkü bu, bizim hakkımızda ne söylüyor?
Bu şeyleri düşünen bu kadar çok insan olması ne anlama geliyor?
On milyonlarca Amerikalının içinde bu kadar derin, bu kadar kaynayan bir öfke varsa ve sadece bir demagogun gelip bunu erdem diye kutsamasını bekledilerse?
Irk, cinsiyet ve eşitlik konusunda on yıllardır ilerleme kaydedildiği sanılırken, bu kadar çok beyaz erkeğin kendini bu kadar tehdit altında, bu kadar yerinden edilmiş ve bu kadar öfkeli hissetmesi ne demektir ki zalimlik bir siyasi platforma dönüşebilsin?
Belki de biz aptallar cennetinde yaşıyorduk.
Sessizliği iyileşme sandık.
Nezaketi ilerleme sandık.
Şimdi maske düştü.
Şimdi biliyoruz.
Ve bilmek, üzerinde durulabilecek çok daha tehlikeli bir yerdir."
— Michael Jochum
Not Just a Drummer: Reflections on Art, Politics, Dogs, and the Human Condition
⸻
@KaptanAlpoo Lütfen yakupî tarikatının şeyhi Yakup hocamız dan daha saygılı bahsederseniz sevinirim.
Sizin yaşınız tutmaz Twitter'ın Türkçe olmadığı ilk yıllarında binlerce müridi vardı Yakup hocanın