📌İşte Türk Milleti'nin gerçek Milli Takımı.
Almanya karşısında 2-0 geriye düştük, maçı 3-2 kazanmayı bildik. Çünkü onların damarlarında asil kan akıyor, Türk Milletini temsil ettiklerinin bilincindeler.
Helal Olsun #FileninSultanları Gururumuzsunuz. #MilliTakım #TürkiyeninMaciVar
Kızımın öğretmeni, sınıftaki ilişkileri düzeltmek için muazzam bir yöntem bulmuş. Cuma günleri her çocuk, hafta boyu kendisine en iyi davranan arkadaşının adını ve sebebini bir kağıda yazıp kutuya atıyor. Kimse kimsenin notunu görmüyor.
Pazartesi günü öğretmen sonucu açıklıyor. Kimin kaç oy aldığını söylemiyor, sadece haftanın şampiyonuna çikolata veriyor. Bazen şampiyon sayısı ikiye, üçe çıkıyor. Kızım dün akşam "Anne, sınıfta gizli bir rekabet var. Herkes çikolatayı kapmak için birbirine deli gibi iyi davranıyor" dedi. ( devamı 👇)
Artık dünya tarihçilerin Göbeklitepe'nin Şaman/ Kam tapınağı olduğunu kabul ettiler. 4 cü katmanın Türklere ait olduğununda farkındalar. Hatta kazı anında Hakasya Türklerine ait heykelde kaybolmuştu. Tarih neyse olduğu gibi anlatılmalıdır.
Leng Jun’un 2004 tarihli yağlı boya tablosu, birçok uzmana göre “Mona Lisa’yı geride bırakan tablo” olarak anılıyor. Dünyanın en hipergerçekçi eserlerinden biri kabul ediliyor.
"Ağustos böceği ile karınca yer değiştirdi. Ciddi, düzenli çalışmak gibi değerler artık saygı görmüyor. Gençler sabahtan akşama didinip refaha kavuşamayan anne babalarına acıyor. Pekçok mahallede en çok saygı gören güzel arabalı çete lideri. Gençler anne babaları yerine kaçakçılara ve çete liderlerine özeniyor. Bol kazançlı işlere toplumsal açıdan faydalı işlerden daha çok değer veriliyor. Anne babalar artık model değil." Kanlı okul baskınlarına ışık tutar belki diye, Amin Maalouf'la söyleşimizi hatırlayalım. #gelecekfikirler
Muhtemelen Nobel’i kazanacak olan Türk bilim insanı: Doktor Canan Dağdeviren / MIT Profesörü🇹🇷
Buluşu: Meme kanserini erken teşhis eden giyilebilir elektronik sütyen 👏🏻👏🏻👏🏻
Almanya’da bir okul müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderir:
“Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim, hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar yaratmasın. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
Çin, şehir içi sıcaklığı düşürmek amacıyla otoparkları yüzen bahçelere dönüştürdü.
Betonlaşmanın neden olduğu aşırı ısınmayı engelleyen bu proje, hava kalitesini iyileştirerek şehir hayatını daha yaşanabilir kılıyor.