İbadet etmek için bilmem kaç bin km öteye gidip hala İzmir’de senden farklı bir hayat tarzına sahip olan insanları düşünmek, “Dur bir story atayım da kudursunlar. Kim daha iyi Müslüman herkes görsün” diye hareket etmek garip bir his olsa gerek.
Saçmalamayın; tabi ki fakir olmamızın gelir dağılımındaki eşitsizlikle, yüksek enflasyonla, ezici vergilerle bir ilgisi yok. Tek neden sabah 5’te kalkmayıp soğuk suyla duş almamamız.
@akademikfe Bazı mesajlar geçmişi değiştirmek için değil, zamanın son sözü her zaman söylediğini hatırlatmak için vardır. On yıl boyunca kaybolan bir mesaj, kapanış hakkında alınan herhangi bir cevaptan daha çok şey anlatır.
Yine safi tüy siklet mavra ve tipik "akademik zorultizm"... Bu teneke sesi veren gurultulara bağrımız tok! Beyin, bir "cop with" laboratuvarı değildir... Nöronları sadece mavi ve yeşili gören milyon konformist insan var... Bunlar mavisi yeşili varken siyaha griye niye gelsin! Salla taştaşını al mayışını düzenin zorultukları sizi. Rahatlık veya konfor alanında yaşama insanı çürütse idi şimdi İsveç Norveç Danimarka İsviçre lağam göğertisi idi... Sürekli mücadele kronik burn out sebebidir. İnsanlar senin gibilerin peşrevi bitmesin diye sürekli mücadele etmek zorunda mı! Mücadele, konformizmin döşek dostudur; sizin için!
Önce kısa cevap: böyle bir bağış hiç toplanmadı! Şimdi uzunca: Bu proje çok güzel bir proje olacaktı, ben bu işin bilim tarafındaydım, Ankara’da hala diğer birçok şehirde olan büyüklükte bir bilim merkezi yok (Konya, Bursa, Kocaeli, Gaziantep gibi). @fatihaltayli ile olan bu programın tarihi 5 Aralık 2022 yani tam depremden birkaç ay öncesi, o sırada ben Türkiye’ye 1 haftalığına gelmiştim ve bu projeyi de herkese duyurmak istemiştik.
Sonrasındaki zamanda her alandan birçok akademisyen arkadaşlarımızla beraber çok detaylı bir bilim merkezi projesini çizdik. Bir uzaylı Dünya’ya gelse biz Dünya’yı ona nasıl anlatırdık temalı harika bir proje oldu ve kağıt üzerinde bayağı ilerlemiştik. Hatta bu proje çok daha büyüyecek ve Ankara’daki Kuzey Yıldızı Vadisi’nde bugün kocaman bir Bilim ve Sanat Kampüsü olacaktı.
Ortalığı karıştırmak için kesin yargılı aşağıdaki gibi bir tweet atılmış olsa da bu programdan sonra bu proje için herhangi bir bağış henüz toplanmamıştı. Biz sonrasındaki birkaç ay proje üzerinde çalıştık ve ben şubat ayında yine Türkiye’ye gelip fon bulmak için çalışmalara başlayacaktık. Ancak 6 Şubat depremi olunca, Ahbap’ın önceliği doğal olarak deprem bölgesi oldu ve bu proje bir daha hiç ayağa kalkmamak üzere rafa kaldırıldı. Hala rafta ve tozlandı. Ama gerçekten çok güzel bir bilim merkezi projesi olacaktı, evrenin oluşumundan Dünya’daki yaşama kadar her şeyi sanatçılarla bilimi birleştirerek düşünmüştük.
Bunun ötesinde benim bildiğim Ahbap, 2022 yılı öncesinde bu kadar maddi imkanlara ulaşmış bir dernek değildi (elbette maddi kayıtları incelemiş değilim), o zamanki Haluk Levent birisinin evine gidip şarkı söyleyip menemen yapıp şu kardeşimizin sorunu çözülsün diye sosyal medyadan çalışma yapan bir durumdaydı. İlk orman yangınları ile ama esas deprem sonrasında geniş bağışlara ulaşan bir dernek durumuna ulaştığını düşünüyorum.
Depremin üzerinden aylar geçtikten sonra deprem bölgesindeki çocuklara faydalı olması için 6 farklı temada 6 tane gezici Ahbap bilim tırı yapıldı ve çadırkentlerde aylarca dolaştı. Bilim merkezi projesinde hazırladığımız konular modüler bir halde küçültülerek buraya eklemlenmişti. Bunların inşa sürecinde bir dahlim yoktu ama sonrasında Türkiye’ye gelince 1 kez bu tırlardan ikisini Hatay’da ziyaret etmiştim. Bu projenin güzel tarafı o bölgede binlerce çocuğun bu tırları ziyaret etmesi ve böylece bilimi tatmalarının sağlanmasıydı.
Gelelim @haluklevent’e, Haluk Abi’ye. Uzun süredir görme fırsatı bulamadım, özellikle deprem öncesindeki o proje süreci zamanında ve sonrasındaki o dönemde görüşmüştük. Aşırı iyi kalpliliğine şahidim, hele o dönemde kılın kırk yarıldığı dönemde Ahbap’a gelen en ufak bir bağışın farklı bir amaca dahi gönderilmesinin düşünülmediği zamanları biliyorum. Hele o dönem gayet kumardan uzak olduğunu tahmin ediyorum. Bunun değişmediğini ve Haluk Abi’nin Ahbap bağışlarını kişisel kumar bağımlılığında değerlendireceğini asla düşünmek istemem. Benim tanıdığım Haluk Abi ölünce melek olacağını düşünmek isteyen ve söyleyen birisi. Buna zarar verecek bir şey yapmamıştır diye düşünüyorum. Umuyorum gerçek neyse gün yüzüne çıkacaktır.
Hikayeyi erkek egemen dilden sıyırıp anlatacak olursak: Pedofili öğretmeni henüz 15 yaşında iken Sultan Abla ile evleniyor. Ona sahip çıkıp, belki elinden tutup, hayatta desteklemesi gerekirken duygusal olarak manipüle edip, sevgi ve şefkat vermeden, kıskançlıklarla, kadını eve kapatarak, baskı kurarak büyük ihtimalle de aldatıp, başka kadınların kırmızı elbisesine iltifatlar edip , kadının çocuğu olmadığı gerekçesiyle boşuyor. Annesinin ölümü, terk ediliş derken kadın akli dengesini kaybediyor.
Bu. Romantize edilen hikaye tam olarak bu👍🏻
Zaten çok büyük maddi sıkıntı içinde debelenen milletin sırtına devasa bir yük daha.
Millet neden ödemek zorunda olsun ki uluslararası suç işleyen, yolsuzluk yapan hükümet yetkililerinin pisliğinin bedelini, iktidardakiler ödesin suçlarının cezasını.
Haluk Levent hakkında kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar var. Süreci an be an takip edeceğiz elbette. Zira o dönemde her birimizin emeği, çabası ve mücadelesi vardı. Gerçek neyse ortaya çıkmalı, kuruş kuruş hesabı verilmelidir. Biz de herkes gibi izliyoruz şimdilik. Gelişmeler oldukça net yorumumuz da olacaktır muhakkak. Ancak Haluk Levent haberlerinden sekip bana ve BabalaTV’ye salça olmaya çalışanları da görüyorum. Onlara kısa bir bilgi verebilirim. Ben bir dernek ya da vakıf değilim. Dolayısıyla para toplayamam, bağış kabul edemem. Yaptığım tüm yardımları da bugüne kadar kendi cebimden yaptım. Bunu yazmak zorunda kalmak bile ruhumu eziyor. Ama yazmayınca da farklı yerlere çekiliyor. Normal…
Bu millet yıllardır hayal kırıklıklarından kule yaptı. “Güven” dediğimiz şey artık neredeyse nostaljik bir kavram. Umarım bu haberler o kulenin tepesine yeni bir parça daha eklemez, bizi güven duygusundan bir adım daha uzaklaştırmaz. Takipteyiz.
Burda Deniz bitiyor
Ve yok benim gidecek bir yerim..
Martılar dönüyorlar burada
Deniz bitiyor ve gökyüzü başlıyor.. Uçsuz bucaksız derinliki bir gökyüzü..
02.07.1993'de yakılarak katledilen Şair/Psikiyatrist Behçet Aysan şiiri..
Anısına saygıyla..
Ülkedeki bütün kopya skandalları sınav öncesindeki sızdırılmayla gerçekleşmiş. Son yıllarda sınavdaki görevli öğretmenlerden kaynaklı herhangi bir kopya olayı yaşanmamış. Öğretmenin telefonuna, araba anahtarına, çantasına takacağınıza yetkili kurumları güzelce denetleyin lütfen.
En iyi arkadaşlarınızın sözünü dinlemiyorsunuz. Bari bilime kulak verin.
Bilim resmen onayladı: toksik insanlar sizi yaşlandırıyor.
ABD'de yapılan araştırma, hayatınızı zorlaştıran tek bir kişinin bile biyolojik yaşlanmayı %1.5 hızlandırdığını gösterdi. Yani o sizi sürekli yıpratan, enerjinizi emen, her konuşmadan sonra kendinizi kötü hissettiğiniz kişiler sadece ruh halinizi değil, hücrelerinizi de eskitiyor.
En iyi anti-aging ürünü pahalı bir serum değil. Hayatınızdan çıkarmanız gereken insanları çıkarmak.
Sınır koymak bencillik değil, sağlık.🙌✅
“sabah koşalım mı” dedi. koşmayı hiç sevmem. manasız bi şey. koşan insana da güvenmem. "anı biriktiriyorum. hayatın her anı mucize" tarzı da konuşuyordur kesin. bayar. "yürüyelim mi" dese iyiydi. saatlerce yürüyebilirim. bi kısır yerken bi de yürürken ne zaman duracağımı bilemem.
Kolombiya, Grönland, Venezuela falan bunları bırakıp kendi gündemimize bakalım. Bu satırları dikkatle okuyun:
“Balıkesir'de yeni yıla "2026'da kimseyi kaybetmeyelim." diyerek giren Hasan Durka, bu sözlerinden saniyeler sonra bir magandanın rastgele ateş açması sonucu vurularak hayatını kaybetti.
Magandanın işletmeden alkol almak istediği, talebi reddedilince de tüfekle rastgele ateş açtığı ortaya çıktı.
Katilin aftan yararlanarak tahliye olduğu öğrenildi.” (İHA)
Ekrem İmamoğlu içeride, gazeteciler içeride, Kendine Muhabir Hasan Köksoy ve Arif Kocabıyık içeride, 19 yaşındaki genç hakaret suçundan içeride. Bu eli kanlı katiller ise dışarıda!
Yazıklar olsun böyle adalete!