Benim ilk ifadeye çağırılışım ancak Uğur'un ve Berkant abinin sayısızdır.
Gazeteciler yargı sopasına, soruşturmalarla susturma çabalarına, ifadeler gözaltılar ve tutuklamalara alışkın olduğu kadar dirençli de.
Her zaman olduğu gibi birlikte olacağız, gideceğiz ve ifademizi vereceğiz.
Korkutmaya çalışanlara cevabım: korkmuyorum BirGün benim, halk BirGün'ün arkasında.
Onlarca görüntü, tanık, belge var. Haberi yapan gazeteci süreç boyunca figüranların içinde yer almış. Gürsel Tekin halen utanmadan insan içine, kameraların karşısına geçip iftiralar atıyor. Ey utanma duygusu neredesin…
- Soldaki, IŞİD operasyonunda yakalandı. Elleri cebinde kelepçesiz Emniyet’e götürüldü.
- Sağdaki, stand-up gösterisi yaptı. Hakkındaki kararı duyunca ülkeye döndü, ters kelepçe takıldı.
Merhaba, ben Ezgi Dokak. Hız sınırının 70 olduğu yerde yüksek hızla, frene basmadan ve hiçbir manevra yapmadan 13 yaşındaki kardeşime çarparak ölümüne sebep olan şahısın tutuklanmasını istiyoruz.Lütfen sesimizi duyun.
#AysimaİçinAdalet
CHP veya bir başka parti zerre umrumda değil. Sadece şu iki yüzlülüğü söylemek istiyorum.
Dava eden CHP’li davalı CHP’li diyen arkadaşlar.
Bülent Arınç, ‘Melih Gökçek Ankara’yı parsel parsel sattı’ dediğinde kim bunu soruşturdu, kaçınız sordu?
Türkiye’deki insanlar hayattan soğudu aynı şekilde ben de öyle. Ben gelecek yıllar için buraya not düşsün diye yazıyorum. Bu yapılan adalet değildir.
AK Parti’ye veya DEM Parti’ye de yapılsa doğru bulmam. Özgür Özel ile de 2 sene önce Mavi Vatan hakkında danışmanının yaptığı bir açıklama nedeniyle tartışmıştım ve sonrasında bir kez bile konuşmadım. Şahsı umrumda değil.
Haksızlık kime yapılırsa yapılsın haksızlıktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine, Ak Parti Yargı Kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, hiçbir yere gitmiyorum.
Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz.
Teslim olmayacağız!
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
ODTÜ’deki olaylardan yeni bir görüntü daha geldi. Türk bayraklı gençlerin “APO piçtir, piç kalacak” sloganı attıkları duyuluyor.
O anlarda saldırı daha da şiddetleniyor.
Saldırganlar, aralarına aldıkları gençleri öldüresiye darp ediyorlar.
Okul güvenliği çaresiz bir şekilde, “Çocuğu öldürecekler lan!” diye bağırıyor.
ODTÜ’de tarihi bir gün yaşanıyor.
Türk bayraklı gençlere yapılan saldırının ardından parti, düşünce ve ideoloji fark etmeksizin binlerce kişi, binlerce Türk genci olayın yaşandığı yere giderek Türk bayrakları açtı.
Devrim Stadı önünde açılan Atatürk pankartı ise “Devrim” kelimesi ardına sığınanlara ciddi gönderme içeriyor:
“Silmeye çalışsalar da bu topraklardaki en büyük DEVRİMci”
Araba 1,2 milyon.
Vergi 1,5 milyon.
Sepete ekleyince fiyat: 2,7 milyon.
Hepsi artık https://t.co/xwt4gH8Mgz’da olacak…
Her hafta bir vergi soygunu ifşa olacak.
İzlemeye devam edin.
Az önce evimize iki polis geldi. İfade için Vatan Emniyet’e davet ediyorlar.
Aşağıdaki haberden dolayı Nureddin Nebati’nin şikâyeti üzerine ifade vermem gerekiyormuş.
Ülkenin geldiği durumu görün diye paylaşıyorum.
Böyle bir haber için neden eve polis gönderiliyor?
Böyle bir haber için neden soruşturma açılıyor?
Böyle bir haber için neden 23 Nisan günü evimde rahatsız ediliyorum?
Bu bir haberdir. Nureddin Nebati’nin şikâyeti varsa, itirazı varsa tekzibini yazar, gönderir.
Bu ne demek oluyor?
Yeter kardeşim artık, vallahi yeter ya!
Sunay Akın, Akbelen ormanlarında kesilen ağaçlar nedeniyle tepki gösterdi:
• Birileri daha çok zengin olacak diye. Toklar daha fazla doyacak diye biz geleceğimizi karartıyoruz.
• Kültür mirasımızı yok ediyoruz.
Bu kara düzenin hedefinde sadece bir parti yok.
Kendine itiraz eden herkes var.
Acımadan, gözü dönmüşçe…
Akbelen Ormanı’nda toprağını savunanlara müdahale ettiler.
İkizköy’ün muhtarı ve direnişin simge ismi Nejla Işık’ın gencecik kızı Esra Işık’ı gece vakti gözaltına aldılar, bugün de tutukladılar.
Suçu ne?
Ağacını korumak.
Toprağına sahip çıkmak.
Bugün Akbelen’de olan, yarın başka bir yerde olacak.
Çünkü mesele boyun eğmeyen herkesi susturma meselesi.
Bu ülkenin aydınlarına, gazetecilerine, seçilmiş siyasetçilerine, çevresini, doğasını savunanlara, itiraz eden herkese hep aynı hukuksuzluk reva görülüyor.
Bir annenin direncini, kızının özgürlüğü ile sınayan bu kara düzene yazıklar olsun.
Asla teslim olmayacağız!!!
#EsraIşıkYalnızDeğildir
"biz fakiriz diye köylüyü maskara ettiniz"
hukuk YOK
yasa YOK
anayasa YOK
adalet YOK
saygı YOK
muhattap YOK
köylüyü koruyan jandarma YOK
nerede DEVLET, nerede?