Ekonomist Murat Muratoğlu’ndan haklı tespit:
“Etin kilosunu 90 liraya ithal edip 500 liraya satıyorlar. O yüzden ithalatı durduramazlar.
Çok büyük para kazanıyorlar. Sığırcılık bu sebeple gelişmez. Türkiye dünyanın en çok et ithal eden ikinci ülkesi.”
15 Temmuz 2016'dan sonra, yüz binlerce insan bir gecede işinden, geleceğinden koparıldı.
Bu hukuksuzluğun üzerinden yaklaşık 10 yıl geçti. Ocaklar söndü, canlar yitti. Kimi bir fişlemeyle, kimi somut delil olmadan sadece bir şüpheyle "terörist" damgası yedi.
Bu, sadece bir iş kaybı değil; ailelerin dağılması, umutların sönmesi, geleceğin çalınması, yıllarca emek verdiğiniz işinizin, mesleğinizin sorgusuz sualsiz elinizden alınması, çocuklarınızın gözlerindeki endişe demekti.
Çoğunun suçu; bir sendikaya, bir derneğe üye olmak, bankaya para yatırmak ve yoksunlar tarafından iftiraya maruz kalmaktı.
OHAL Komisyonu'na yüz binin üzerinde başvuru yapıldı. Başta vefât edenler olmak üzere bir avuç insan, suretâ haktan görünmek için iâde edildi.
Çabuk unutan bir toplumuz. Bu sebeple hatırlatmakta fayda var. Dönemin Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şu açıklamayı yapmıştı:
"Biz bu insanları yargılayıp suçlu diye ihraç etmedik. İrtibatlı ve iltisaklı gördüğümüz için idari bir tasarrufla ihraç ettik."
Dün olanlara, yüz binlerce insana yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa itiraz edilseydi bugün ülke bu durumda olmayacaktı
Bu ülke, ortak yurdumuzdur. Bu topraklarda hiç kimse diğerinden daha değerli ya da daha üstün değildir.
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner, sipariş bir süreç ile tutuklandı.
Güner’in hukuki bir süreçle değil, nasıl ince elenip sık dokunmuş bir kurguyla tutuklandığını anlatayım.
Kendisine sorulan söz konusu ihale süreci daha önce zaten didik didik edildi. Kamu İhale Kurumu (KİK), Danıştay, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve bilirkişiler dosyayı inceledi. Hiçbir suç, yolsuzluk veya kamu zararı bulunmadı! Tüm bu denetimlerin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı net bir karar verdi ve “Kovuşturmaya Yer Yok” dedi. Yani Ankara’da dosya kapandı, konu bitti.
Fakat ne hikmetse, Ankara'da kapanan dosya için bir anda İstanbul’da bir gizli tanık peydahlanıverdi! İstanbul Başsavcılığı gizli tanığı dinledi, sonra "Benim yetki alanımda değil" diyerek (yetkisizlik kararıyla) dosyayı ait olduğu yere, Ankara’ya gönderdi.
Lütfen buraya dikkat edin! İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği o günlerde İstanbul’daki başsavcıvekili, Ankara’ya başsavcı olarak atandı!
Yeni Başsavcı koltuğa oturur oturmaz da Ankara'da kapanmış dosya için İstanbul’dan gelen dosya ile operasyon düğmesine basılıyor. Normalde bir belediye başkanını yargılamak için İçişleri Bakanlığından soruşturma izni alınması şarttır. Bu engeli aşmak için dosyaya tüm CHP’li belediyelerde olduğu gibi örgüt kılıfı bulunuyor. Böylece izne gerek kalmadan belediye başkanımız da gözaltına alınıyor.
Dosyaya sırf kılıf olsun diye örgüt iddiaları eklenmişti, ama savcılık sorgusu sırasında Çankaya Belediye Başkanımıza bu ağır suçlamalarla ilgili tek bir soru bile sorulmuyor!
Çünkü altı tamamen boş.
Ankara'da kapanan bir dosyayı, İstanbul'da bir gizli tanıkla diriltip, başsavcı atamasıyla eş zamanlı olarak Ankara'ya taşıyıp tutuklama çıkartmak hukuk değil, yargı mühendisliğidir.
Biz yol arkadaşımız Hüseyin Can Güner’den kuşku duymuyoruz!
KHK'lılar bir lütuf istemiyor. Kendi alın terleriyle kazandıkları mesleklerini, gasp edilen haklarını ve adaleti istiyor.
Hak, lütuf değil; hukuk devletinin gereğidir.
#KHKlılarAdaletİstiyor
Irak’ta 1 milyon sivilin öldürülmesine doğrudan ve dolaylı şekilde neden olan, Gazze’de 100 bin masum insanın İsrail tarafından katledilmesine en büyük desteği veren ve son olarak İran’da hastaneleri ve okulları vurarak katliam yapan, Siyonizmin en büyük hizmetkarı olan ABD Yönetimi’ne şirin gözükmek için dün akşam Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ışıklandırmasını ABD bayrağının renkleriyle yapan zihniyeti kınıyoruz.
Türkiye’nin askeri hastane sorunu, bir GÜVEN sorununun tezahürüdür. Bu sorun, askere özgülenebilecek hastanelerde sağlık hizmeti verecek hekimlerin görevlendirme yöntemiyle aşılabilir.
Türkiye’nin temel sorunu, toplum kesimlerinin birbirlerine karşı ötekileştirilmesi sorunudur. Bu ötekileştirme nedeniyledir ki, kamu görevi üstlenmede liyakat, ikincil bir ölçüt haline gelmiştir.
Şule Aydın: Bunca yıl bakanlık yapmış partinin kurucusu biri olarak 15 Temmuz sizin açınızdan kapanmış tüm soruları yanıtlanmış bir dönem midir?
Hüseyin Çelik: Tabiki değil, bu işin iki önemli muhatabı şuydu, birisi dönemin genelkurmay başkanı Sayın Hulusi Akar biri dönemin MİT Başkanı Sayın Hakan Fidan.
Bu insanlar niye gelip ifade vermediler?
Mesela sabahın 10'unda bir binbaşı MİT'e gidiyor, bir ihbarda bulunuyor. Sonra MİT müsteşarı sayın Hulusi Akar'a gidiyor.
Siz o saate kadar bu darbeyi önleyebilecekken niye önlemediniz?
➖İki kez sordum, cevap yok!
➖Kovid döneminde 70 milyon doz Sinovac aşısını kim getirdi?
➖İthalatı neden Sağlık Bakanlığı değil de özel şirket yaptı?
➖3 dolarlık aşı Bakanlığa neden 12 dolara verildi?
➖630 milyon dolarlık rantın arkasında kimler var?
➖Geçtiğimiz günlerde devlete 4 milyon 100 bin dolarlık menenjit aşısını satan kim?
Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal ettiren kayyum rektör Osman Bülent Zülfikar, Çapa Diş Fakültesi mezuniyet töreninde protesto edildi.
Öğrenciler kayyuma sırtını döndü.