Kendisinin sağlık durumunu
yakından takip eden doktor arkadaşların herhangi bir ihmaline şahit olmadım.Hocaefendi’nin diyaliz makinesine bağlanması gerekirken bağlanmayıp
ölümüne sebep olunduğu iddiası kesinlikle doğru değil.
Ertesi gün diyaliz için planlama yapmışlardı.
AKP iktidar olduğundan bu yana 17-25 Aralık dahil Erdoğan sosyal medyada kendi twitinin altında hiç bu kadar net ve ağır eleştirilmedi. Fon soygunun toplumda nasıl büyük bir infial uyandırdığını görmek için yorumlara bakmak yeterli.
Ortada bir vurgun var.
500 bine yakın insanın nitelikli dolandırıcılıkla mağdur edildiği ortada.
Hâlâ utanmadan, sıkılmadan “Erdoğan’a, AKP’ye zarar vermek istiyorlar” diye ortalıkta dolaşıyorlar.
Kendi seçmenleri bu düzenin hesabını sormadıkça hiçbir şey düzelmeyecek!
Tacikistan, Azerbaycan... nerde olursa olsun..
Allah tum diktatorlerin belasini versin...
ALiyev asaligik bir hirsiz, asagilik bir diktatordur...
Allah tez elden belasini versin.
Abdullah abiTekirdağ'da lisede okurken, köfteci dükkanında biz öğrencileri misafir eder, yemek ikram ederdi. Çok konuşmazdı. hep tebessüm ederdi.
@myeneroglu yazdı: Devletin izin verdiği hayatın cezası: Metris’te 73 yaşındaki Abdullah Amca
https://t.co/iY6dRd0Hfj…
UEFA disiplin komitesinin 22.06.2013 tarihli kararı. Bu karar üzerine yaptığınız temyiz kapsamında CAS 2013/A/3256 sayılı kararı.
Siz CAS’tan feragat etmediniz, CAS kararı bastı geçti, CAS kararını İsviçre Federal Mahkemesi’ne taşıdınız, o davadan feragat ettiniz.
TFF başta sizi göndermeme yönünde görüş sundu ancak aşağıda görülen görsel kapsamında zaten haziran ayında UEFA disiplin komitesinden cezayı yediniz. Bu arada TFF’nin göndermeme kararına karşı bir itirazınız var ama onu da geri çekiyorsunuz.
Bu da merak edip okumak istersen CAS kararı. İngilizce konuşabilen en alt seviye eğitime sahip her canlının okuyunca anlayabileceği şekilde duruyor https://t.co/nT9azXbXKP
“Kedi bıyıklı, pısırık” diye dalga geçtikleri cemaatin tırnağı olamadılar.
Mafya Sedat Peker bile kuyruğunu kıstırdı.
Cemaatten başka kimse AKP’ye “Yürek mi yemiş bunlar” dedirtemedi.
Bu ülkeyi bir fedakarlıkta bulunacak kadar seven tek cemaatmiş.
15 Temmuz’un ana aktörleri Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ı yargıdan kaçırdıkları gibi, fon vurgununun merkezinde yer alan AKP’li Fatma Betül Sayan’ı da yargıdan kaçırdılar.
Göstermelik ifadeye gittiklerine dair ortada tek bir fotoğraf yok, ifade tutanağı yok. Tuhaf değil mi???
Bu “deli sorular” akıllarına 13 yılda ancak geldi.
17-25 kapatılırken, başkaları ezilirken akıllarına hiç soru, insanlık gelmedi.
Belediyeleri gidince hepsi Sherlock kesildi.
1. Köşeye sıkışan gücün kendi içinden nasıl parçalandığını göreceksiniz. Güç büyürken insanlar birbirini korur... Ama güç çözülmeye başladığında herkes önce kendisini kurtarmaya çalışır.
Birbirini koruyan düzen birbirini ele veren düzene dönüşecek.
Yeni Parti'li Ümit Özlale açıkladı;
Ticaret Bakanı Ömer Bolat 170 milyon, Aile Bakanı Mahinur Özdemir'in babası Hasan Özdemir 830 milyonluk işlem yapmış.
Nereyi kaldırsan artından Saray ve AKP ekosisteminden isimler çıkıyor. Bakanlar, özel kalemler, danışmanlar...
Hep birlikte ülkeyi soydular...
Kadin milyonlarca lirayi ic etti.. sonra ifade vermeye gitti.. elini kolunu sallayarak cikti..
Bankasya'yda 50 lira yatirmis olsa TUTUKLANIRDI.
Allah belanizi vermis.
İran savaşı çıkınca, "ilk enkazı Türk ekonomisi olacak" diye yazdım, o sırada bazı ekonomist ve finans uzmanları savaşın Türk ekonomisine yarayacağından, Körfez'e giden sermayenin bize akacağından bahsediyordu.
Fon skandalı çıktı, bu kez skandalın tüm ekonomiyi etkilemeyeceğini iddia ettiler.
Gerçekten ahmaklar mı, yoksa ahmak taklidi mi yapıyorlar, ayırt edebilmek pek mümkün değil...
Türk ekonomisi koşar adım bir çöküşe doğru gidiyor. Hala kemerlerini bağlamayanlar varsa onlar için artık çok geç olabilir.
Muaz bin Cebel'den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cuma günü onu göremedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazı kıldıktan sonra Muaz'ın yanına geldi ve:
"Ey Muaz! Seni niçin göremedim?" diye sordu. O da: "Yahudi birine saf altından bir okiyye (130 gr altın) (borcum) vardı. Onu vermek için dışarı çıkmıştım, bu yüzden seni kaçırdım" dedi. Bunun üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sana öyle bir dua öğreteyim mi ki, onu okursan -üzerinde Sabîr dağı kadar borç olsa bile- Allah onu senin adın adına öder? Ey Muaz, Allah'a şöyle dua et: 'Allah'ım! Mülkün sahibi olan sensin, dilediğine mülk verirsin, dilediğinden mülkü çekip alırsın; dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir; şüphesiz sen her şeye kadirsin. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü geceye katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüden de diriyi çıkarırsın. Dilediğine hesapsız rızık verirsin. Dünya ve ahiretin Rahman ve Rahim'isin, onlardan dilediğine verir, dilediğinden esirgersin. Bana öyle bir rahmet et ki, o rahmetinle beni başkalarının rahmetine muhtaç etme. Allah'ım! Beni fakirlikten zengin kıl, borcumu ödet ve beni ibadetin üzere ve yolunda cihad ederken vefat ettir.'" Taberani