çok garip.
sen biriyle bir özelliğinden dolayı dalga geçersen, o dalga geçtiğin özellikle anılıyorsun.
şöyle söyleyeyim:
> birine "çok dürüst kadın / adam" dediğinde insanların aklında dürüstlükle kalıyorsun.
> "bu var ya, öyle yalancı ki" dediğinde insanlar seni yalancılıkla ilişkilendiriyorlar.
böyle oldukça da beynin tekrar ede ede, gerçekten o kişiliğe bürünebilirsin.
anlayacağın, insanlar hakkında konuşurken dikkat et.
Hayat ilerlerken konu sayısını azaltmazsanız, her şeyi doğru yapsanız bile entropi artışı hayatınızı berbat eder. İnsan, hayatında düzenli olarak budama yapmalı, gündem sayısını azaltmalıdır.
Evlenirsen pişman olursun. Evlenmezsen de pişman olursun. Çocuk yapsan da yapmasan da pişman olursun. Kierkegaard bunu 200 yıl önce şöyle söylemiştir:
"Neyi seçersen seç pişman olursun. Çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. İnsan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. Hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
Sen neye karar verdin?
Yunanistan’daki bir tesiste deniz esintisiyle hareket ederek güneş ışığını filtreleyen ve ortamı doğal yollarla serinleten kinetik tavan tasarımı büyük ilgi gördü.
2017 yılında Rize’de yaşayan 11 yaşındaki Hamdu Sena Bilgin, doğum yapan keçisini sırtına alıp yavrusunu da çoban köpeği Tomi’nin taşıdığı okul çantasına koyarak karlı yolda eve götürdü.
O anlar, ağabeyi tarafından fotoğraflandı ve kare dünya çapında büyük ilgi görerek “yılın fotoğrafı” seçildi.
Çalışkan, dürüst ve iyi ailelerde yetişen insanların en büyük sorunu, dış dünyayı da kendileri gibi adil ve şeffaf ilişkilerden oluşan bir yer olarak düşünmeleri ve kendilerini korumadan hareket etmeleridir. Oysa herkes sizin gibi değil. Herkesin ailesi sizin gibi ilkeli ya da terbiyeli değil. Herkes sizin gibi emeği, uzun süren çalışmaları, kendi bileğinin hakkıyla bir yerlere gelmeyi sevmiyor. Herkes insan onuruna, samimi değişime ve özgürlüğe de saygılı değil. Birçok insan kısa yoldan güç, avantaj ve menfaat peşinde. Siz en güzel duygularınızı bile cömertçe sunarken; birçok insan küçük bir tebriğin, artı bir kuruşun ya da ufak bir iyiliğin dahi hesabını yapıyor. Bu yüzden dikkatli olmalısınız. İyiler kendilerini koruyacak kadar zeki ve kurnaz olmalılar.
bu arkadaş emily. nörobilimci. neden "hayatı çok da ciddiye almaman" gerektiğini anlatmış. ben de sana aktarıyorum.
nörobilim, hayattaki her şeyi fazla ciddiye almanın seni aslında zekileştirmediğini, hatta tam tersini yaptığını gösteriyor.
bunun arkasındaki bilimsel nedeni ve bunun yerine ne yapman gerektiğini anlatayım.
beynini iki moddan oluşuyormuş gibi düşünebilirsin: akıllı mod veya güvenli mod.
her şeyi çok ciddiye aldığında ve üzerinde sürekli bir baskı kurduğunda, beynin 'güvenli' modu seçer. amigdala dizginleri ele alarak sürekli tehdit taraması yapar; bu sırada beynin büyük düşünen, hayal kuran ve problem çözen kısmı olan prefrontal korteks (ön beyin) faaliyetlerini yavaşlatır.
ne diyorsun hocam?:D
yani... vücudun sadece hayatta kalmaya çalışırken yenilikçi fikirler üretemezsin. nasıl üretesin ki?
bu yüzden, çıkmaza girdiğinde ve her şey 'ciddi modda' olduğunda, bilişsel esnekliğini kaybeder ve tünel vizyonuna (bakış açısı daralması) girersin. tüneller dardır ya, öyle düşün...
bir nevi dar görüşlü olursun ve beynin olasılıklardan ziyade sadece sorunlara aşırı odaklanır.👇🏻
Inspired by ancient Chinese practices like Qi Gong and Tai Chi, combined with modern Western lymphatic movement methods.
I now practice this routine every day
Türkiye'de grandiyöz/büyüklenmeci narsisist pek bulunmaz, kültürel olarak kabul edilmez.
Bizde bol bol covert/gizli narsisist bulunur.
Gizli narsisistler; kibar ve alıngandırlar, ayrıca mütevazi görünümlüdürler.
Ve kadınlar arasında da erkekler kadar yaygındır.
En bariz semptomları; sürekli karşıyı suçlamaları, hep masumu, ezilmişi ve kurban rolünü oynamalarıdır.
Sürekli işte, ailede nasıl kıymetlerinin bilinmediğinden dert yanar, insanların ne kadar ahlaksız olduğunu anlatır dururlar...
Bu kişilik tipi Türkiye'de o kadar yaygındır ve kanıksanmıştır ki, neredeyse hepimiz biraz böyle hale gelmişizdir artık.
Herkes masum, herkes haklıdır Türkiye'de.
Bir sokak röportajı seyredin, anlarsınız...
bu abla nörobilimci. 7 adımda "olumsuz" düşünceyi yok etmeyi anlatmış... ben de anlattıklarını anlatıyorum.
öyle bir şey mümkün mü? mümkün, tabii ki hocam... bunları uyguladıkça
nöroplastisite devreye giriyor bu konuda. bu sayede kendin hakkında yine iyi düşünmeye başlıyorsun.
1-
sen tost makinesi veya herhangi bir elektronik eşya olmadığın için bozulamazsın... "yok ben çöktüm, bozuldum" gibi bir şey asla olamaz ve yok da.
herkes bir yerden toparlanabilir, nöroplastisite herkes için var. herkes tekrar öğrenebilir.
2- "kullan ya da kaybet"
sen kullandıkça nöral yollar güçleniyor. neyi kullandıkça hocam? :D beynini... sen bir şeyler öğrendikçe, bir şeylere çalışmaya devam ettikçe.
yani bu ne demek? sen neyi çok anarsan, neyi çok yaparsan onu güçlendirirsin... kötü şeyler için de geçerli bu.
3- tekrar çok önemli...
biraz önce söylediğim gibi neyi çok anıyorsan, onu güçlendiriyorsun.
yani, neyi tekrar edersen sen osun.
4- yoğunluk, değişimi hızlandırır.
bir düşünceyle eşleşen güçlü bir duygu(bir şeyi severek yapmak var... bir şeyi nefret ederek, söylenerek yapmak da var...), yeniden yapılanmayı hızlandırır. ve yine söylediğim gibi bu hem olumsuz hem de olumlu için geçerlidir👇
Bir Biyoloji Profesörü Dedi:
“Karnın kortizol atıklarının depolama alanıdır. Yatmadan önce tek bir rutinle temizle… ve hayatın değişecek.”
Onun önerdiği 9 dakikalık çözüm işte:
Yüz binlerce dolar maaş alan Claude ekibi, doğru şekilde nasıl prompt yazılır mala anlatır gibi anlatmış.
İlk 8 dakikada anlatılanları, 300 dolar verip izlediğim kurslarda bile görmedim :D
Tamamen ücretsiz ve Türkçe altyazılı.
Bi bakın derim.