Canan Coşkun müthiş bir yazı dizisi hazırlamış. Aklımda kalan en önemli not: Haziran 2024’te kurulan Dışişlerini Güçlendirme Vakfı (Mütevelli üyeleri akademisyen ve büyükelçi vs üst düzey 10 kişi, kim olduğu açıklanmıyor) her yıl vize başvuru gelirlerinin %20’sini hüpletiyormuş.
Ozan Güven ile ilgili daha önce Armağan Çağlayan röportajı üzerine radikal şefkat prensibiyle yazmıştım. Merak ediyorsanız burada:
https://t.co/0kMRhtXaPa
(Not olarak, Armağan Bey’in kibar ve anlayışlı bir mesaj attığını da eklemek isterim.)
Son yaşanan olay üzerine bu kez Mehmet Aslantuğ’un açıklamasını okudum ve bunun üzerine bir şey söylemek isterim:
Yakın bir arkadaşımız ya da akrabamız fail olsa ne yapardık? Bu sorunun kolay bir cevabı yok. İnsanın her durumda kalabileceğine inanan biri olarak, doğru olanın hem suçu ve etkilerini kabul etmek hem de kendi ilişkindeki insanı yalnız bırakmamak olduğunu düşünüyorum. Arkadaşınızın zor durumunu yalnız bırakmamak fikrimce iyi niyetli ve kolay olmayan bir tutum.
Nitekim Aslantuğ da bunu şu sözüyle ifade etmiş:
“Bazı arkadaşlıklarda; hangi boşluğu / travmayı yalnız bırakmamam gerektiğini; payımıza düşen sorgulamayı / iyileştirmeyi başkalarının öfkesinden öğrenerek esirgeyecek de değilim.”
Ama kamusal alanda olmanın bir bedeli var.
Güven hukuki olarak cezasını çekiyor olabilir. Ne var ki ondan bir özür, bir yüzleşme görmedik. Ünlü birinin kendi davranışının sorumluluğunu almaması, cezasızlık rejimi dediğimiz şeyi besler. Çünkü tanınan bir failin kamusal alanda serbestçe hareket etmeye devam edebilmesi herkes için şiddeti normalleştirir. Türkiye’deki kadına şiddet ve kadın cinayetleri düşünülünce bu çok ciddi, asla normalleşmemesi gereken bir konudur.
Bir faili dostları yanında olarak “rehabilite” ediyorsa (ki tüm iyi niyetimle bunun doğru bir şey olduğuna katılıyorum) bunun yeri özel alandır. Önce bir yüzleşme, bir özür olur. Kamusal alana çıkmayı, hele ki “birlikte” çıkmayı yeniden hak etmeniz gerekir. O ana kadar kamusal alanda yan yana görünmek iyileştirici bir adım değil, meşruiyet kazandıran bir kolaylaştırıcılık ki insanların itirazı da buna. Güven’in haklarından var evet ama mağdur kadın ve olası şiddet mağduru tüm kadınların sembolik hakkı korunması daha önceliklidir.
Bir de şunu sormak isterim: neden eski eş Arzum Onan bu anlatıya ortak ediliyor? Erkekler neden bir konuyu “benim de annem, eşim, kızım var” argümanına başvurmadan, araya bir kadını sürüklemeden konuşamıyor? Üstelik bunu Arzum Onan’ın kırılganlığının altını çizerek (“elimi tut dedi”) yapıyorsun. Bir kadının kırılganlığı üzerinden yine bir erkeğin iktidar alanı tanımlanıyor.
Aslantuğ’un Onan’ı bu işe katmadan da yeterince insani bir argümanı zaten var: bir iyileşmeye kendi anlayışına göre katkıda bulunmak. Ama işte, erkekler için kadınlar ikiye ayrılıyor: “benim annem, kızım, ablam, elimi tut diyen boşandığım eşim” ve “öteki kadınlar.” Bunun derin psikolojik ve toplumsal açıklamaları var elbette.
Ekonomiyi faiz, kur ve enflasyona sıkıştırınca asıl meseleyi kaçırıyoruz:
Eski büyüme modeli tıkandı; yenisi ise baskı, hukuk dışılık ve kriz yönetimi içinde beliriyor.
Bu haftanın yazısı👇
Herkes uygulanan ekonomi politikalarının başarısızılığından yakınmaya başlamışken bu haftaki yazıda enflasyonun neden düşmediğini ve “programın” asıl niyet ve başarılarını hatırlatmak istedim..
👇🏼
Pınar'a yazalım, onun kaleminin körelmemesi için onu besleyelim, onun haberci kuşları olalım.
Pınar Gayip yıllardır sınıf ve kadın özgürlük mücadelesi ile emekçilerin, kadınların, ezilenlerin yanında gerçeğin peşinde ve direnişin tam ortasında olduğu; sermaye talanını, ekolojik yıkımları tüm gerçekliğiyle haberler yaptığı için bugün tutsak. Suruç katliamı yaralısı ve tanığı olan Pınar, Etkin Haber Ajansı emekçiliğinin yanı sıra Sosyalist Kadın Meclisleri ve Polen Ekoloji Kolektifi’nde de örgütlenme çalışmalarına katkı sunmaktadır.
#PınarGayipeÖzgürlük
Yoldaşlarımız 3 Şubat'tan bu yana hiçbir gerekçe olmaksızın tutsak.
Onlar, sermayenin doğayı, toplumu yok eden düzenine karşı özgür, ekolojik, adil bir yaşamı savunan herkesin yapması gerektiği gibi iradelerini, emeklerini kolektif, örgütlü bir mücadeleye vakfettiler.
Dayanışmamızı bir kez daha gösterelim ve onları alana kadar politik tutsaklar gündemini büyütelim.
Cemil'e yazalım, yeni çıkan kitabına dair eleştiri-inceleme notları gönderelim, onun dert edindiği ekoloji hareketinin yenilenme ve örgütlenme sorunlarını birlikte tartışalım.
#CemilAksuyaÖzgürlük
Polislerin geldiği nokta;
Ankara Gazi Mahallesi'nde evde yalnız kalan 46 yaşındaki kadın, komşuları tarafından yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle polise ihbar ediliyor. Eve gelen polislerden biri kadına evinde dakikalarca cinsel saldırıda bulunuyor.
Boğaziçi'ni ziyaret edenler Akademik Nöbet'e desteklerini ifade ediyorlar.
Ancak kendi kurumlarında düzenledikleri aktivitelerde de paraşütçüleri davet etmemelerini rica ediyoruz. @hisar_school'nın da bu konuda duyarlı olacağını ümit ediyoruz.
#ÖzgürÖzerkDemokratikÜniversite
@ersozhuseyin Kamu hizmetinden çıkarılmam istendi. YÖK dosyayı iade etti.
Tekrar kamu hizmetinden çıkarılmam istendi. YÖK yine iade etti.
Ceza davası açılması istendi. Danıştay oybirliğiyle reddetti.
"Toplantı odasında toplantı yaptığım" için kınama cezası verildi. Mahkeme iptal etti.
+++
Faiz kaç olmalı, döviz kuru nerede tutulmalı, rezervler ne seviyede, yabancı yatırımcı ne zaman gelir, kredi notu ne olur?
Atıl iş gücü oranının yüzde 31.5’e ulaştığı bir ülkede, ekonomi tartışmasının merkezinde istihdamın ve üretim yapısının olması gerekmez mi?
Yeni yazı
👇🏼
kırıkkanat özür dilerken bile o kadar sinsi ki, “kripto kılıç artığı” ile kılıçdaroğlu’nu sadece aleviliğiyle değil belki asıl gizli ermeni olduğu imasıyla vurmak istediğini itiraf etmiyor. kılıçdaroğlu’nun aleviliği gizli bir şey değil, oysa “kripto” derken onun alevilik örtüsü altında ermeni olduğuna işaret etmeyi amaçlıyor. bütün bu kodların, kılıç artığının, kriptonun hangi anlamlara geldiğini bilmemesine de asla ihtimal yok tabii.
geçmişte kılıçdaroğlu’nun annesinin ermeni olduğu iddiası üzerine kurulmuş bir kitap dahi yazılmış (süleyman yeşilyurt, “dersim ermenisi yemuş hanım’ın oğlu çarkçı kemal”), kılıçdaroğlu da bu iddialara karşı, ermeni olmak suç veya hakaretmiş gibi, dava açmıştı.
türkiye’de varlığı genellikle kabul edilmese de, insanları kökenlerine, kimliklerine göre aşağı ya da yukarı sınıftan gören, onlara birtakım gizli niyetler ya da değişmez nitelikler atfeden ırkçılık son derece yaygın ve toplumsal dertlerimizin önemli kaynaklarından biri.
💥YENİ RAPOR⚡️
TÜRKİYE'DE EKSTRAKTİVİZMLE MÜCADELE 🌲🌻🌊
🟥https://t.co/1NURhaM1im
#AltıÜstüYağma#AltıÜstüYaşam#HakanTosunİçinAdalet
Raporu hazırladığımız sırada yeni maden ruhsat ihaleleri, yeni taşınmaz komisyonu kararları, yeni ÇED kararları çıkmaya devam etti. Raporumuzu en güncel hâliyle sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Raporumuzda hem il bazında incelemeler hem de tüm Türkiye'deki ekstraktivist saldırının detayları, verileri, haritalarını göreceksiniz.
Ekstraktivizm çalışmamızdaki diğer içerikler:
🟥https://t.co/1NURhaM1im
“Çocuk çek kaşlarını
Onursuz şeyler üstünden
Kirpiğin yüzüne düşürme
Bütün dünyaya gövdenle
Gülümseme öyle
Ağıdımı bozacaksın...”
Berkin yaşasaydı bugün 27 yaşında olacaktı. Kardeşimizsin Berkin!
#BerkinElvan#BerkinElvanÖlümsüzdür