"Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın"
Gülten Akın, Kestim Kara Saçlarımı
Bu dizeler artık deniz fenerim oldu...
"Tabii insanlar 'sanat'ı (art), onunla aynı kökten gelen terimlerle düşünüyorlar, 'yapay' (artificial) olarak, ya da onu bizi kurnazca aldatan bir hile olarak tasarlıyorlar, bir 'marifet' (artifice) olarak."
s.145
"Genç Telamachus miti kendi kimliklerini arayan modern yazarlar için nasıl da verimli bir mit olagelmiştir. James Joyce, Ulysses'de bunun bir çehresini gösterir."
s.121
"Her genç Telemachus, kendi geleceğini seçmesi gerektiğinde ve kendi yerini yeni bir kentin bir parçası olarak bulmak zorunda kaldığında kendini zamanın yamacında duruyor hissetmiştir."
s.121
Türker Armaner: "Huzur, sık sık bana Faulkner yapıtlarını da düşündürüyor. Özellikle de Türkçede Ağustos Işığı ve Döşeğimde Ölürken diye geçen romanlarını… İnsan, bu “mutlak ve yekpâre zaman” içinde, doğanın zamanıyla bilincin zamanı arasında bir salınıma giriyor."
"Dogmatikler bu yüzden sanatçıların ipini kaçırmak istemezler. Kilise onu, kimi devirlerde önceden vazedilmiş konulara ve yöntemlere koşabildi. Kapitalizm sanatçının ipini onu satın alarak tutmak niyetinde. Ve Sovyet gerçekçiliği bunu toplumsal menetme ile yapmayı denedi."
s.102
"Şair nasıl uyumculuğa karşı bir gözdağıysa, politik diktatörler için de sürekli bir tehdittir. O, politik gücün montaj hattını havaya uçurmanın pek yakınına sokulur daima."
s.99
@b_kalemim Hani kış geldi mi geceler uzar da uzar, insan şöyle bir 2000 sayfalık Sefiller'i, Savaş ve Barış'ı gözüne kestirir ya, bizde de artık Dar Zamanlar, Kıyamet Emeklisi ve Sus Barbatus! var. 🙏🙏🙏
Gözü kapalı geri döneceğim, huzurlu limanlar.
"... bilincin yaratıcılıkta bulduğu, entelektüel nesnelliğin yüzeysel düzeyi değil, özne-nesne yırtığını diken bir düzeyde dünyayla karşı karşıya kalıştır. Bir başka deyişle, 'yaratıcılık, bilinci yoğunlaşmış insanın kendi dünyasıyla karşılaşmasıdır.' "
s.83
"Oysa yeni biçimleri ve sembolleri hemen dolaysızca ortaya çıkaranlar sanatçılardır: oyun yazarları, müzisyenler, ressamlar, dansçılar, şairler ve de dinsel alanın şairleri olan ermişler. Yeni sembolleri -şiirsel,işitsel,plastik,dramatik- imgeler biçiminde resmetmekteler."
s.54
"Yeni bir şeyler yapmaya çağrılıyoruz, ayak basılmamış bir toprakla yüzleşmeye, kimsenin gidip de bize yol göstermek için dönmediği bir ormana dalmaya çağrılıyoruz. Bu, varoluşçuların hiçliğin kaygısı dedikleri şey."
s.44
“Ben dünyama egemen olmayı edebiyatla öğrendim. Yaşamla ve ölümle hesaplaşmak için yazıyorum.”
“Lirik prenses” ifadesi ablası Sezer Duru tarafından ortaya atılmış olsa da aslında Tezer Özlü öyle değildir. Bilakis bohemdir.
Tezer Özlü’yü ölümünün 39. yılında saygıyla anıyorum.
"Toplumsal eleştirinin (moral cesaretin) bu kadar yaygın, yaratıcılığın (yaratıcı cesaretin) bu kadar düşük olduğu bir toplumda yaşamamızın nedeni, sanatçılıkla entelektüelliğin (bu kadar ucuza) satın alınması değil mi?"
-ALPER OYSAL, İkinci Basıma Sunuş.
s.30
"Varlık alanını bir sis gibi örten hiçlik ile yüz yüze gelerek, kendi beklentisine, istemine, emeğine, çabasına rağmen varlığın yokluğa düşmesine karşı, hiçlik bulutunun içine yeni bir varlık alanını yaratmak üzere dalabilmesidir."
-ALPER OYSAL, İkinci Basıma Sunuş.
s.18
"Acı, ondan yola çıkmamızı gerektiren somut noktadır. Ve, acının karşısında aradığımız da mutluluktan başka bir şey değildir. Tüm düşünce, acı ve mutluluğun somut kutupları arasında kuşatılmıştır."
RENÉ LE SENNE, La decouvérte de Dieu
s.9