Van’ın Tuşba ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen 5,2 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Olumsuz bir durum yaşanmamış olmasını diliyorum.
Yüce Allah ülkemizi ve milletimizi her t��rlü afet ve felaketten muhafaza eylesin.
MHP Kurucu Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’i vefatının 29. Sene-i devriyesinde kabri başında dua, rahmet ve şükranla yâd ediyor, Aile Efradı, Milliyetçi Hareket Partisi Camiası, dava arkadaşları, yakınları ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Ruhu şâd, mekanı cennet olsun.
@gencalperenler_ Ocaklarımızla ilgili bir öneriniz bir tavsiyeniz varsa düşünceleriniz de gerçekten samimiyseniz bunu paylaşacağınız yer burası değildir genel merkezimizin adresi bellidir.
@gencalperenler_ Bizler bu davaya kimsenin nifak sokmasına müsaade etmeyiz rahmetli Muhsin başkandan aldığımız terbiye gereği kimsiniz bilmiyoruz ama sizi biraz daha aklı selim hareket etmeye davet ediyoruz eleştiri tabii ki olacak ama şov yapmaya gerek yok
KAMUSAL ALAN HİÇBİR YAPININ TEKELİNDE DEĞİLDİR: SENDİKAL ZORBALIĞA DUR DEYİN!
Bugün Ankara’da bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) bünyesinde yaşanan olaylar, demokratik sendikacılık anlayışına ve örgütlenme özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir.
Yıllardır işçilerin kadro mücadelesinde sessiz kalan bir sendika yönetiminin, sahada aktif rol alan farklı bir sendikayı "Buraya giremezsiniz, sıkıysa girin" gibi tehditvari ifadelerle engellemeye çalışması hukuk devletinde kabul edilemez.
Hukuki ve Etik Sorularımız:
• Örgütlenme Özgürlüğü Nerede? 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca, her işçi istediği sendikaya üye olma ve her sendika da yasal çerçevede faaliyet yürütme hakkına sahiptir. Kamu kurumları, bir sendikanın "arka bahçesi" veya "derebeyliği" değildir.
• Güvenlik Görevlilerinin Araç Gereç Olarak Kullanılması: Farklı bir iş kolundaki (Hizmet) şube başkanının, yanına özel güvenlik işçilerini de alarak diğer sendika temsilcilerinin üzerine yürümesi, hem iş barışını bozmakta hem de ilgili personeli görev tanımı dışına itmektedir.
• Yetki Gaspı ve Baskı: "Burada yetkili biziz" söylemi, baskı kurma ve diğer sendikaların anayasal çalışma hakkını engelleme lütfuna kimseye vermez. Sendikal rekabet tehditle değil, işçi haklarını savunarak yapılır.
Açık Çağrımızdır:
Çalışma hayatında liyakat ve hukukun üstünlüğü esastır. Kamu kurumları, hiçbir yapının "mafyatik" tavırlarla gövde gösterisi yapacağı alanlar değildir. İşçinin bugüne kadar yanında durmayanların, bugün kaba kuvvetle alan savunması yapması acziyetin göstergesidir.
T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (@csgbakanligi) ve T.C. Adalet Bakanlığı (@adalet_bakanlik) birimlerini; anayasal hak olan örgütlenme özgürlüğünün korunması ve kamu kurumlarında huzuru bozan, sendikal zorbalığa yeltenen kişiler hakkında gerekli idari ve adli soruşturmaların başlatılması için göreve davet ediyoruz.
@iscihaber@VolkanTekin25@merFarukAlbay19
Değerli işçi arkadaşlarım; yıllardır süregelen "şirket işçiliği" adı altındaki ayrımcılığı, gasp edilen haklarımızı ve enflasyon karşısında ezilen maaşlarımızı hepimiz biliyoruz. Sorunlarımız dağ gibi birikti ancak çözümün yolu tek:
Sarsılmaz bir birlik! ✊
Mevcut "sarı sendikaların" hali ortada. İşçinin yanında durmak, hakkını savunmak yerine; koltuklarını koruma derdine düşmüş durumdalar. İşçi kan ağlarken onlar sessiz kalıyor, taleplerimizi görmezden geliyorlar.
En acısı da şu: İşçi kendi kaderini tayin etmek, isteyip @ozbelediyeissen nda örgütlendiğinde bu yapılar hemen devreye giriyor. İşçinin önünü açacaklarına, mahkeme kapılarında engel olmaya çalışıyorlar.
Neden mi mahkemelere başvuruyorlar? Çünkü işçinin uyanmasından, gerçek bir mücadelenin başlamasından korkuyorlar. Sendikayı işçinin kalesi değil, kendi ticarethaneleri gibi görüyorlar. İşçinin hakkı için değil, statükoları için dava açıyorlar! ⚖️
Artık yeter! Belediye şirket işçisi sahipsiz değildir. Engellemelere, mahkeme oyunlarına ve sarı sendikalara karşı
BİR OLALIM.
Biz birleşirsek ne o mahkeme koridorları ne de o barajlar sesimizi kesmeye yeter.
Gerçek kadro, insanca ücret ve tam güvence için; bizi engelleyenlere değil, bizimle omuz omuza yürüyenlere ihtiyacımız var. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! 🚩
#BelediyeŞirketİşçileri #İşçiHakları #SarıSendikaİstemiyoruz #BelediyeİşçisineKadro #BirlikVakti
@ozbelediyeissen
*Bu bir İŞÇİ MEKTUBU dur*
TÜM TÜRKİYE’YE AÇIK MEKTUP
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İşçilerinden Kamuoyuna
Aziz milletimiz,
Bizler Şanlıurfa’nın kavurucu sıcağında, sokaklarında, parklarında, caddelerinde alın teri döken Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi işçileriyiz. Şehrimizin temizliğinde, ulaşımında, altyapısında, her hizmetinde emeği olan görünmeyen neferleriz. Rızkını helalinden kazanan, emeğini onuru bilen emekçileriz.
Bu mektubu yalnızca kendi adımıza değil; Türkiye’nin dört bir yanında emeğiyle hayatı ayakta tutan tüm işçi kardeşlerimiz adına kaleme alıyoruz.
Bizim için sendikacılık; işçinin hakkını teri kurumadan savunmak, emeği kutsal bilmek ve iradesine saygı duymaktır. Maneviyat; işçiyi mahkeme kapılarında süründürmek değil, onun özgür tercihine hürmet etmektir. Sendika, işçinin yuvasıdır; baskının değil, dayanışmanın adresidir.
Bugün Şanlıurfa’da işçiler özgür iradeleriyle tercihte bulunmuştur. Engelleri aşarak barajı geçen Öz Belediye-İş Sendikası, emekçiler için yeni bir umut ve yeni bir yol olmuştur. Bu tercih, tamamen işçinin hür iradesinin sonucudur.
Görüyoruz ki Hizmet-İş Sendikası bu iradeyi kabullenmekte zorlanmaktadır. Yıllarca işçinin aidatlarıyla varlığını sürdüren bir yapının, bugün işçilerin sendika değiştirme hakkını engellemeye çalışması; ne hukuka ne vicdana ne de sendikal ahlaka sığmıyor.
Biz kimsenin hasmı değiliz. İrademize saygı duyulmasını istiyoruz. Sendika seçme özgürlüğü anayasal bir haktır. İşçinin tercihini baskı altına almak; emeğe saygı değil, en hafif ifadesiyle emeğe saygısızlıktır.
Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyoruz:
Bu mesele yalnızca Şanlıurfa’nın meselesi değildir. Bu mesele, işçinin özgür iradesine sahip çıkma meselesidir. Bugün burada yaşananlar, yarın diğer şehirlerde yaşanabilir. İşçinin sendika seçme hakkının tartışmaya açılması hepimizin meselesidir.
Bizler inanıyoruz ki engeller, baskı girişimleri; örgütlü ve bilinçli işçinin kararlılığından güçlü değildir. Emek eninde sonunda kazanacaktır. Çünkü emek, hayatın kendisidir.
Adaletin tecelli edeceğine, işçinin özgür iradesinin karşılık bulacağına ve emeğin onurunun korunacağına inancımız tamdır.
Bugün değilse yarın, ama mutlaka; emek kazanacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İşçileri
@ozbelediyeissen@hizmetissendika
#emek
#alınteri
#hak
#hukuk
BELEDİYE İŞÇİLERİ DERNEĞİ’NDEN KAMUOYUNA DUYURU
İŞÇİNİN İRADESİNE VE MAHKEME KARARINA SAYGI DUYULMALIDIR!
Şanlıurfa 2. İş Mahkemesi’nin bugün vermiş olduğu karar, belediye işçisinin hür iradesinin ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın haklı tespitlerinin bir kez daha tescili olmuştur. Öz Belediye İş Sendikası’nın yetkisine karşı açılan haksız davaların reddedilmesi, adaletin yerini bulması adına sevindirici olsa da, kaybedilen zamanın bedelini ne yazık ki yine sahada alın teri döken işçi kardeşlerimiz ödemektedir.
"Aidatımızı Alanlar, Bizi Mağdur Ediyor"
Belediye işçileri olarak artık sabrımız tükenmiştir. Yıllardır işçiden aidat kesen, ancak işçinin iradesi değiştiğinde koltuğunu ve maddi menfaatlerini korumak için yargı yolunu bir "oyalama taktiği" olarak kullanan anlayışı kınıyoruz.
• Hukuk İşçinin Önünde Engel Olmamalı: "Yetkim yok" denilmesine rağmen süreci uzatmak amacıyla açılan davalar, toplu iş sözleşmesi sürecini baltalamakta ve binlerce işçinin maaş zammını, sosyal haklarını ve geleceğini rehin almaktadır.
• İşçi Mağduriyetine Son Verin: Enflasyonun ve ekonomik zorlukların altında ezilen belediye çalışanlarının, sendikal çekişmeler ve anlamsız hukuk süreçleriyle vakit kaybetmeye tahammülü yoktur.
• Yetki İşçinin Tercihindedir: Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerinde çalışan 7.000'den fazla emekçi tercihini yapmıştır. Bu karara saygı duymak, "işçi dostu" olduğunu iddia eden her kurumun boynunun borcudur.
Çağrımızdır: Süreci Uzatmayın, Önümüzü Açın!
Belediye İşçileri Derneği olarak, Öz Belediye İş Sendikası’nın haklı mücadelesinin yanındayız. Hizmet-İş Sendikası’na açık çağrımızdır: Mahkeme kararlarıyla haksızlığınız tescillenmiştir. Diğer davaları derhal geri çekin, temyiz süreçleriyle işçinin ekmeğiyle oynamayın.
İşçiden aldığınız aidatların karşılığı, işçiyi mahkeme kapılarında bekletmek değil, iradesine saygı duyup kenara çekilmeyi bilmektir.
Emekçinin hakkı, lobi faaliyetlerinden ve koltuk sevdasından büyüktür!
Saygılarımızla,
BELEDİYE İŞÇİLERİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU
Hepsiyle baş edeceğiz.
Biz buradayız.
Büyük Birlik Partililer, Alperenler burada.
Milletimiz de burada…
Türk milletine binlerce yıl hiç kimse diz çöktüremedi.
Bunu önce Sovyetler'in ve İngiltere'nin, sonra ABD’nin, emperyalist ve siyonistlerin Ortadoğu’yu yağmalamak için besleyip büyüttüğü bekçi köpeklerinin becerebileceğine inananların aklına şaşarım.
Bu rapor paçavradan başka bir şey değildir.
@Mustafa_Destici Nasıl ki tevhid inancımız "şirk/ortak" kabul etmiyorsa, kadim ve kaideli devlet anlayışımız da egemenlik haklarına "ortak" kabul etmez! Mustafa Destici hareketin lideri 🇹🇷
Değerli milletimiz, vicdan sahibi kardeşlerimiz,
Bugün, 21 Ekim 2025’te, İstanbul Anadolu 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde açıklanan karar, hepimizin yüreğini dağladı. 15 yaşındaki masum evladımız Mattia Ahmet Minguzzi’nin vahşice katledilmesinin üzerinden aylar geçti. O soğuk Ocak sabahı, Kadıköy Salı Pazarı’nda kaykay malzemesi almak için yola çıkan gencecik fidanımız, bir grup barbarın bıçak darbeleriyle hayata veda etti. Ahmet’imiz, ne bir suç işledi, ne bir kin tuttu; sadece yaşamak istedi. Ama o gün, sokaklarda kol gezen şiddet çeteleri, bir evladımızı aramızdan aldı.
Bu cinayet, sadece bir ailenin acısı değil; milletimizin geleceğine atılan bir hançerdir.
Savcılığın mütalaası netti: Cinayeti işleyen B.B. ve U.B. için çocuğa karşı kasten öldürme suçundan en ağır cezalar, yardım eden M.A.D. ve A.Ö. için ise 15-20 yıl hapis talebi. Haksız tahrik yoktu, indirim yoktu; ortada kanıtlanmış bir vahşet vardı. Kamera kayıtları, tanık beyanları, deliller… Hepsi ortadaydı. Peki ne oldu? Mahkeme, katil zanlıları B.B. ve U.B.‘yi “en üst sınırdan 24’er yıl hapis”le cezalandırdı –ki bu bile müebbet karşısında bir damla su kadar yetersiz– ve dahası, yardım eden iki sanığı beraat ettirip tahliye etti!
Bu ne perhiz, ne lahana turşusu? Yardımcılar cezasız mı kalacak? Katiller 24 yılda özgür mü olacak? Bu karar, adaletin değil, vicdansızlığın zaferidir!
Ahmet’in annesi Yasemin Hanım’ın sinir krizi geçirerek mahkeme salonunda yıkılması, hepimizin gözyaşını akıttı. “Bu karar hakaret oldu artık sadece İlahi adalete güveniyorum” diyen bir anne…
Bu feryatlar, Türk milletinin vicdanında yankılanıyor. Alperen Ocakları olarak, Nisan ayında Ahmet’in mezarının tahrip edilmesine karşı verdiğimiz sözü tutuyoruz: Bu sürecin takipçisiyiz! Hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Savcılığın beraat kararlarına itirazını alkışlıyor, istinaf yolunu son damlasına kadar zorlayacağımızı haykırıyoruz. Ama yetmez! Bu dava, gençlik şiddetinin, çeteleşmenin ve sokak terörizminin emsal kararı olmalı. 24 yıl, bir gencin hayatını geri getirmez; beraatler ise yeni cinayetlere davetiye çıkarır.
Ey Türk milleti!
Alperen ruhuyla sesleniyoruz,
Sessiz kalmayacağız! Ahmet Minguzzi gibi evlatlarımız için sokaklara, meydanlara döküleceğiz. Hükümetten, yargıdan, emniyetten şunları talep ediyoruz:
• Gençlik şiddet yasalarını sertleştirin!
• Çete bağlantılarını kökünden kazıyın!
• Adaleti halkın vicdanına teslim edin!
#AhmetMinguzziEmsalOlsun #SokaktaKatilİstemiyoruz