Belki de soru yanlış soruluyordur.
"Geçmiş değişebilir mi?"
Hayır.
Geçmiş değişmez.
Ölen ölür.
Giden gider.
Söylenen söz söylenmiştir.
Kırılan kalp kırılmıştır.
Çocuk, o gece gerçekten yalnız kalmıştır.
Mektup gerçekten gelmemiştir.
Telefon gerçekten çalmamıştır.
Bunların hiçbiri değişmez.
Ama insanın acısı çoğu zaman olayın kendisinden değil...
olaya verdiği anlamdan doğar.
Ve anlam, taş değildir.
Anlam canlıdır.
Büyür.
Çürür.
Yeniden doğar.
Gençken başımıza gelen her şeyi kendimizle ilgili sanırız.
Birinin gitmesini:
"Yetersizim."
diye yorumlarız.
Bir ihaneti:
"Sevilmeye değer değilim."
diye yorumlarız.
Bir kaybı:
"Evren beni cezalandırıyor."
diye yorumlarız.
Sonra yıllar geçer.
Ve bir gün aynı olaya tekrar bakarız.
Bu kez kendi gözlerimizle değil...
Hayatın gözleriyle.
Belki Retro Merkür Yengeç'in gerçek görevi budur.
Seni geçmişe geri götürmek değil.
Seni geçmişin mahkemesine geri çağırmak.
Çünkü insanın içinde kapanmamış davalar vardır.
Bazıları yirmi yıl sürer.
Bazıları ömür boyu.
Ve çoğunda sanık da sensindir.
Mağdur da.
Hâkim de.
Cellat da.
Proust'un fark ettiği şey buydu.
Zaman kaybolmaz.
Zaman bedenin içine çöker.
Bir koku olur.
Bir şarkı olur.
Bir yüz olur.
Bir yaz akşamı olur.
Ve yıllarca sessizce bekler.
Sonra bir gün hiç beklemediğin anda ortaya çıkar.
Çünkü hatıralar ölmez.
Sadece derine gömülür.
Ama Rilke daha da ileri gider.
"Görmeyi öğreniyorum" derken aslında şunu söylüyordur:
Ben dünyayı değil,kendimi yanlış görüyormuşum.
İnsan yaşlandıkça başkalarını affetmez önce.
Kendini affeder.
Çünkü en ağır yük başkalarının bize yaptıkları değildir.
Kendimize yıllarca anlattığımız hikâyelerdir.
Bir gün gelir ve anlarsın:
Seni terk eden kişi belki seni terk etmemiştir.
Kendi cehennemine düşmüştür.
Sana ihanet eden kişi belki senden nefret etmiyordur.
Kendinden kaçıyordur.
Seni sevmeyen kişi belki sevgisiz değildir.
Sevecek kadar bütün değildir.
Ve o anda geçmiş değişmez.
Ama geçmişin içindeki karakterler değişir.
Canavarlar insan olur.
Putlar insan olur.
Kurbanlar insan olur.
Sen de insan olursun.
İşte o an çok tuhaf bir şey olur.
Yirmi yıl boyunca taşıdığın bir acı aynı kalır.
Ama artık seni zehirlemez.
Çünkü anlamı değişmiştir.
Ve insanın kaderini değiştiren şey çoğu zaman yeni bir aşk değildir.
Yeni bir şehir değildir.
Yeni bir hayat değildir.
Bir sonbahar akşamı,
aynı yaraya bakıp ilk kez şunu diyebilmektir:
"Olan şey beni yok etmek için olmadı.Beni görmek için oldu."
Belki de olgunlaşmak budur.
Geçmişten kurtulmak değil...
Geçmişin içindeki kendini sonunda görebilmek.
Ve yıllar sonra dönüp o eski çocuğun omzuna dokunup fısıldayabilmek:
"Artık biliyorum.O gün olan şey senin suçun değildi.Ama seni bugün olduğun kişiye dönüştüren şeylerden biriydi."
Ey Rahmân, ey Rahîm…
Göğün görünmeyen kapılarını açan, yıldızların sessiz dilini bilen, kalplerin en derin mağaralarındaki fısıltıları işiten Sensin.
Biz bazen ne istediğimizi bile bilmeden yürürüz.
Bir özlemin peşine düşeriz ama adını koyamayız.
Bir kapının önünde bekleriz ama hangi eve ait olduğunu anlayamayız.
Bir insanı severiz, bir şehri özleriz, bir rüyayı yıllarca içimizde taşırız.
Sen ise daha biz istemeden bilensin.
Ey Vedûd…
Kalbimize düşürdüğün sevgileri hayra çevir.
Ey Latîf…
Kırılan yerlerimize görünmez merhemler sür.
Ey Fettâh…
Kapandığını sandığımız yolların ardındaki sırları aç.
Ey Kerîm…
Bize vermediğinde de, verdiğinde de hikmetini anlayabilecek gönül genişliği nasip et.
Ya Rabbi…
Bugün göğün rahmet pencereleri aralanırken,
Venüs sevginin kandillerini yakarken,
Jüpiter bereketin ve lütfun kapılarını açarken,
göklerde dolaşan bütün hayırların yeryüzüne inişine izin ver.
Kısmetimizi genişlet.
Rızkımızı bereketlendir.
Yolumuzu aydınlat.
Dostlarımızı çoğalt.
Düşmanlıkları söndür.
Yalnızlıklarımızı şefkatle sar.
Yorgun ruhlarımızı yeniden dirilt.
Bize hakkımız olmayanı değil,
ruhumuza yakışanı ver.
Nefsimizin arzusunu değil,
kaderimizin güzelliğini nasip et.
Geçmişin yükünü affa,
bugünün kaygısını huzura,
yarının belirsizliğini tevekküle dönüştür.
Doksan dokuz isminin hürmetine;
içimizden geçenlerin hayırlısını,
kalbimize düşenlerin güzeline dönüşmesini,
gözyaşlarımızın rahmete,
sabırlarımızın hikmete,
bekleyişlerimizin vuslata dönüşmesini nasip eyle.
Ve eğer bir mucize yazılmışsa bizim için,
onu geciktirme Ya Rabbi…
Âmin.
Başkasının baharını çalanın, bahçesi çiçek açmaz. Başkasının hakkına girenin, mutluluk kapısını çalamaz. Başkasının güneşini kesenin, üzerine güneş doğmaz. Hala anlamadınız, kötü niyetle iyi murada varılmaz.
- Aşık Veysel
İlyas Yalçıntaş’ın 2014 yılında X Factor Star Işığı yarışmasına katılması, Türk televizyon ve müzik tarihinin en organik, en hazırlıksız ama en vurucu anlarından biridir.
Bugün 80’lere, 90’lara doğru uzanalım ve Türkiye’nin ilk alışveriş merkezi Galleria’nın ilk yıllarına gidelim.
Çoğumuzun Galleria ilgili bir anısı vardır diye düşünüyorum. Siz hiç ziyaret etmiş miydiniz burayı?
Türkiye’nin ilk alışveriş merkezi: Galleria
🛍️ Takvimler 1 Ekim 1988’i gösterirken, Bakırköy-Ataköy Sahilyolu üstünde açıldı. Adını, tasarımı için de örnek alınan, Houston’daki alışveriş merkezi “The Galleria”dan aldı.
🛍️ AVM konseptiyle yeni tanışan şehir, buraya yoğun ilgi gösterdi. Alışveriş, yemek ve eğlencenin hepsinin bir arada, kapalı bir mekânda olması cazip gelmişti.
🛍️ Açıldıktan bir yıl sonra 1989’da alışveriş merkezinin içine bir de buz pisti açıldı. Ve buz pisti, Galleria’nın hafızalarda, hep bu pistle birlikte anılmasını sağlayacak en önemli simgesi haline geldi.
🛍️ Bu arada çocuklar da unutulmadı ve bir süre sonra çocuk eğlence merkezi Fame City açıldı. Hafta sonları burda vakit geçirmek her çocuğun hayaliydi.
🛍️ Alışveriş merkezlerinin ülkemizdeki ilk örneği olan, 90’larda en parlak dönemini yaşamış Galleria bugün artık terk edilmiş halde… Işıl ışıl mağazalar kapanmış, buz pistinin yerinde yeller esiyor, otopark bomboş… Sessiz sedasız akıbetini bekliyor…
#galleriaavm #istanbul
Odanızın köşesine asın. Her zaman lazım olacak sözler...
🌟İranlı (Güney Azerbaycanlı) bir Türk olan ve halen Ülkemizde yaşayan kimyacı ve felsefeci Dr. Anooshirvan Miandji'den (Anuşirvan Miyancı'dan) insana ve hayata dair ibretlik tespitler!
1-🌟Beyin bir donanımdır, her insanda vardır! Akıl bir yazılımdır, her insanda yoktur.
2-🌟Evrendeki en mükemmel laboratuvar insan beynidir! İstediğini düşünerek sentezler.
3-🌟Bilim insanı olmanın birinci şartı, bilmediğini yüreklice söyleyebilmektir.
4🌟Bir toplumun okuyup geçenlere değil, okuyup düşünenlere ihtiyacı var!
5🌟Aptallaşmanın en kolay yolu merak etmeyi bırakmaktır.
6-🌟Karın tokluğuna yaşanan bir yerde ilkeli düşünce üretmek mümkün değildir.
7-🌟Çocuklar yetişkinlere göre daha iyi akıl yürütürler! Çünkü önyargıları yoktur.
8-🌟İki yüz kelimeyle düşünen biri, iki bin kelimeyle düşünen birini asla anlayamaz.
9-🌟Büyük bir güç mü istiyorsunuz? İşte o gücü size gösteriyorum! Hayal gücü.
10-🌟İçinizdeki çocuk yaşıyorsa, yaşlanmıyorsunuz demektir.
11-🌟Düşüncen fakir ise diğer zenginliklerin seni kurtarmaz.
12-🌟Size bütün kapıları açan bir anahtar vereceğim! Bu anahtarın üzerinde iki şey yazılıdır! Biri sabır, ötekisi nezaket.
13-🌟Sessiz çığlıklar sesli haykırışlardan daha etkilidir.
14-🌟Dilinizi sökün, tamir edin ve yeniden yerine takın! Çünkü bütün sorunların temelinde o var!
15-🌟İnsan, duymak istediklerinden vazgeçmedikçe uyanamaz.
16-🌟Doğru sözler karşısında yapılacak en iyi hareket, bir kenara çekilip sessizce dinlemektir.
17-🌟Uzmanı olmadığınız konularda kendinize yakışanı yapın ve bir kenara çekilip sessizce oturun!
18-🌟Bir insanı ancak kendisi engelleyip, kendisi durdurabilir.
19-🌟Önündeki seçeneklerden en zorunu seçen başarılı olur.
20-🌟Vazgeçmezsen, doğru seni önünde, sonunda bulur.
21-🌟İnsan, sorun yaşadığı oranda değil, sorun çözdüğü oranda gelişir ve olgunlaşır.
22-🌟Kendi üzerinizde çalışmaktan vazgeçmeyin! Aksi halde gelişip olgunlaşamazsınız.
23-🌟Kitaptan ve kütüphaneden uzaklaşıldıkça cehalet artar! Cehalet arttıkça da sefalet ve felaket artar. Sefaletin ve felaketin getirdiği ise acı ve göz yaşıdır.
24-🌟Ahlaksızları ahlaklı gibi göstermek bir toplumun ahlakını bozar.
25-🌟Bir toplumun çoğunluğu, olduğundan daha ahlaklı görünmek çaba ve gayreti içindeyse, bilin ki o toplumda ahlak sorunu vardır.
26-🌟Herkesten ve her şeyden umudunuzu kestiğiniz anda belki de kurtarıcı sizsinizdir! Küsmekten ve kabullenip bir köşeye çekilmekten daha başka bir yol var! Mücadele etmek.
27-🌟Ekonomik gelişmeyi kişisel ve zihinsel gelişmenin önünde tutan toplumlar, kesinlikle uygarlaşamazlar.
28-🌟Gönlü güzel olanın niyeti de, söylemi de, eylemi de güzeldir.
29-⭐Karnı doymayan değil, gözü doymayan insan fakirdir.
Bıçağın amacını bilerek yanında taşıyan,
Kurbanı bilerek seçen,
Ölümcül darbenin nereden bilen,
Öldürdükten sonra bununla övünen hiç kimse çocuk değildir.
Suça sürüklenen kapsamına alınmasını isteyenin de vicdanı ve aklı yoktur.
Iyi aşçı olmak yetmiyor. O yemeği sunuş şekli çok önemli. Pilavi karavan lapasi gibi löp diye tabağa koymak da var… yanına domatesle yapılan bir gülle sunmak da… “Onunla mi uğraşacağım” demek hayatta detaylara önem vermemek demektir.