Your brain basically stopped recording your life around age 25. Everything since then is a blur for a reason.
Neuroscientists measured this so many times they named it: the reminiscence bump. Ask anyone over 60 to recall their strongest memories and almost every answer clusters between ages 15 and 25. The decade where everything was new. First job, first apartment, first real relationship. Your brain encoded each day because nothing had a template yet.
After that window closes, most people enter a repetition loop. Same commute, same office, same weekend rhythm. The brain stops recording repeated experiences as distinct events. A year with 300 novel days leaves 300 memory anchors. A year with 10 leaves 10. Both took 365 days to live. Only one of them will exist when you look back.
This is why people at 50 say "where did the time go." The time went into routine that felt like living but left almost nothing behind.
Your remaining years are fixed. How many your brain bothers to remember is entirely up to you.
Men are so private online. A guy could be moving to another country or having his first child, and he’d still only post a random football score on his story.
Köylü milletin efendisidir ya hsjdjd. Mahmut Orhan’ın DJ setine 200 lira bırakmışlar. Masumluğun ve kibarlığın ne olduğunu gördünüz mü? Allah’ım, eridim bittim. Helal olsun, ben artık Mahmut Orhan fanıyım. Köylülükk be
Yalanlarla örülen duvarlar, er ya da geç hakikatle yıkılır.
Bu video; iftiraların, kumpasların, yalanların sadece kısa bir özeti.
#GerçeklerOrtayaÇıkar
Yeni Belediyeler Yasası çıkmadan olmaz.
Vali ve kaymakam denetiminde, irice birer muhtar olsunlar ondan sonra.
Gelir ve gider merkeze bağlanacak.
İmar, inşaat ve kentsel dönüşüm yetkileri alınacak
Yurt, kreş, kent lokantası gibi sosyal mekân işletme yetkileri olmayacak.
Silahlı terör örgütü PKK’nın kendini feshettiği kongre açıklaması Cumhuriyetin kurucu anlaşması Lozan’ı ve 1924 Anayasasını düşman belliyor. Cumhuriyeti soykırım ile suçluyor. Türk Milleti yerine Türkiye Halkı diyor.
Sanki büyük bir askeri zafer kazanmış olmanın kibiri ve buyurganlığı ile kaleme alınan ve “PKK adıyla yapılan çalışmalar sonlandırıldı” ifadesinin yer aldığı açıklamada Türkiye’de KCK ile Suriye ve Irak’taki PKK türevlerinin (PYD/YPG) silah ve insan gücünün tasfiyesine yönelik hiç bir husus yoktur.
2003 sonrası Kuzey Irak’ta; 2011 sonrası Kuzey Suriye’de denize çıkışı olan ABD, İsrail, İngiltere ve AB koruması altında kukla Kürdistan kurulmasının temelleri atıldı. Irak ve Suriye kürtleri birleştiğinde fay hatları kırılacaktır.
Bugün bölgede yaşananlar ortada iken Türkiye’de PKK’nın silah bırakma kararının Irak ve Suriye’de yaşananlara yönelik hiç bir jeopolitik sonucu yoktur.
Türkiye’nin iç siyasetinde halkın büyük çoğunluğu Suriye ve Irak’taki yapılanmalar ortada iken bu sürecin Türkiye’de büyük bir barış başarısı olarak sunulmasını kabullenememiştir. Bu durumun yeni tartışmaları tetiklemesi kaçınılmazdır. Türkiye’nin iç cephede zaten çok kırılgan olduğu bir döneme bu durum daha da farklı dengesizlikler yaratacaktır.
Devletimiz yıllarca “Kürt sorunu yoktur Terör sorunu vardır” tezini savundu. Bu doğru bir tezdi.
Bugün doğuda, batıda, güneyde ve kuzeyde Anadolu’nun her yerinde yaşayan Kürt vatandaşlarımızın ulus devlet, üniter yapı, Türk vatandaşlığı ve üst kimliği ile bir sorunu yoktur. Her meslek grubu ve faaliyette bir ayrımcılığa uğramaları söz konusu değildir. Etle tırnak olunmuştur.
Ancak emperyalizmin hedefi bölmektir. Cumhuriyet 1925 Şeyh Sait isyanı ile ayrılıkçı ve silahlı Kürt sorunu ile tanıştı. O dönem İngiliz emperyalizminin vizyonu olan
Ayrılıkçılık daha sonra ABD, İsrail ve AB’nin ortak vizyonuna dönüştü. Binlerce masum insan ve devlet görevlileri katledildi.
Türkiye’de sözde Kürt sorunu olarak lanse edilen algı gerçekte emperyalizmin su ve tarım kaynaklarına, petrol ve doğal gaza, nadir metallere erişimi ile yaratılacak kukla bir devletin emperyalizmin enstrümanı olarak kullanılmasına yönelik jeopolitik bir hedefe erişimin aracıdır.
PKK’nın bu kararına BBC, EURONEWS, CNN sevinç çığlıklarıyla eşlik ederken Emperyalizmin fikir merkezi İngiliz Chatham House bu kararı yere göğe koyamıyor.
Bizim AB ve ABD muhiplerimiz de çok mutlu.
Emperyalizmin mutlu olması Türk milletini düşünmeye sevk etmelidir.
Türkiye’de iktidar ve muhalefetin bu gerçeği görmesi gerekir. Türkiye her koşulda jeopolitik önceliklerini iç siyaset üzerinde tutmalıdır.
Tarihten ders almalı ve Mustafa Kemal Atatürk gibi davranmalıyız.
Bugün PKK terör örgütü kendini feshettiğini, silah bırakma kararı aldığını açıkladı.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihsel bir tutarlılık içerisinde, barışın yanındayız. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz.
Bu topraklarda 47 yıldır süren terörün, akan kanın sonsuza kadar durması ortak temennimiz ve irademizdir. PKK’nın silah bırakma kararı aldığını ve örgütsel yapısını feshettiğini ilan eden son açıklaması, Türkiye’nin yıllardır ağır bedeller ödediği bir dönemin sona ermesi açısından kritiktir. Ancak, bu sürecin başarılı olması ve kalıcı toplumsal barışa evrilmesi; atılacak adımların samimiyeti, hukukiliği ve demokratik meşruiyeti ile doğrudan ilişkilidir. Sürecin tüm aşamalarıyla nihayete ermesini, on binlerce canımızı kaybetmemize yol açan, ağır ekonomik ve toplumsal yıkım yaratan terörün ilelebet sonlanmasını bekliyoruz.
Kürt sorunu dahil olmak üzere ülkemizdeki tüm sorunların çözümü hukuk devleti, adalet ve demokrasiden geçer. Bu süreç, günlük hesaplarla, seçim planlarıyla değil; hiçbir siyasi görüşün, partinin, toplumsal kesimin dışlanmadığı bir kapsayıcılıkla yönetilmelidir. Ülkelerde iç barış, otoriter bir sistemde değil, demokratik hukuk düzeninde sağlanır. Türkiye’de toplumsal barışın güvencesi; millet iradesine, ulusal egemenliğimize, Lozan Anlaşması’nda tescil edilmiş bağımsızlığımıza ve ülkemizin bölünmez bütünlüğüne dayanan yüzyılı aşkın varlığıyla kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan Cumhuriyetimizdir.
Bundan sonraki dönemde tam mutabakata dayanan bir toplumsal barışın güvencesi olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğünün kurumsallaştırılması konusunda atılması gereken adımlar vardır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda; şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının alındığı tam bir çözüm için sorumluluk bilinciyle davranmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu amaçla, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, demokratik düzenlemelerin ele alınması yönündeki tarihsel ve siyasi tutarlılık taşıyan tavrımızı muhafaza ediyoruz. Demokratikleşmenin gereği olan tüm yasal düzenlemelerin beklemeksizin TBMM çatısı altında yapılması ihtiyacının altını çiziyoruz. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesinin şart olduğunu hatırlatıyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin kişisel siyasi hedefler doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Ülkemizdeki demokrasi ve hukuk devletine ağır zararlar veren uygulamalar son bulmalıdır. Artık seçilmiş belediye başkanlarının ve belediye meclislerinin yerine kayyım atama uygulamasına ve Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan hukuksuz soruşturmalara son verilmelidir. Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun, siyasi parti liderleri Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Ümit Özdağ’ın, tüm siyasi tutsakların ve toplumsal davalardan cezaevinde bulunanların özgürlüklerinin sağlanması ve tam demokratik rekabet koşullarının tesisi elzemdir. Bir yandan barışa yönelik adımlar atılırken, diğer yandan muhalefete savaş açılması ve düşman hukuku uygulanması kabul edilemez. Bu tutumun sürdürülmesi, barışın güvencesi olan demokrasinin yıkımı anlamına gelir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm yurttaşlarımıza sözümüzdür:
Hepimizin barış umudunun, kardeşçe yaşama iradesinin, hep birlikte kalkınma ve zenginleşme hayalinin bir kez daha siyasi çıkarlar uğruna heba edilmesine karşı, biz buradayız.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, barış ve demokrasinin tesisi konusundaki sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bizler, ana muhalefet partisi olmanın ötesinde Türkiye’nin birinci partisi olarak iktidara hazırlanma sorumluluğumuz ve tarihsel mirasımızın gücü ile barış ve demokrasinin inşasının güvencesiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu anlayışla, bütün gücümüzle, kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.