İlişkiyi çok yanlış anlamaya başladık;
Seven insanların birbirine olan hassasiyeti, dertlerine omuz vermesi veya hizmet etmesi bir 'iş tanımı' ya da mecburiyet değildir. Geri kafalılık ya da dar zihniyetlilik falan asla değildir.
Evlilik, profesyonel bir iş yeri disipliniyle değil; ancak kalpten gelen bir iş birliği ve fedakarlıkla ayakta kalır. Yapılanlar hesap defterine yazılmaz; çünkü sevgide kimse kimsenin alacaklısı veya vereceklisi değildir. Kişiler içlerinden geldiği doğrultuda, saygı çerçevesinde ve sevginin derinliğinde birbirine destek olur. Bu, bir görev değil; bir eşin diğerine sunduğu en samimi ikramdır.
Karşılıklılık kalpten gelir.
Hayatın en zor anları, aslında dönüşümün en yakın olduğu anlardır. İnsan en çok yorulduğu, en çaresiz hissettiği yerde vazgeçmeye eğilimlidir ama tam da orası, bir şeylerin değişmeye başlayacağı noktadır. Bu yüzden, sabretmek ve direnmek çok anlamlı hale geliyor.