İlber ortaylının en sevdiğim sözü “sizi güldürücek adamla değil, aklınca size bilgi öğreticek adamla değil, size huzur veren ve sizi dünyaya baktırmayı sevdiricek adamlarla bir ömür geçirin” demesidir
Bir Yay gittiğinde, hayatından neyin eksildiğini hemen anlayamazsın.
Önce sessizliği garipsersin, sonra fark edersin; o sessizlik aslında eksilen neşenin yankısıdır. Gülüşüyle aydınlatan o ışık, içinden sökülüp gitmiştir.
Ve bir sabah kahveni yudumlarken anlarsın… hayat halâ devam ediyor ama senin içindeki o yaşam sevinci onun gidişiyle sönmüştür.
Akşam güneşine baktığında artık o renk cümbüşünü farkedemezsin, hayatında bir tek gri kalmıştır. Onunla gülerek izlediğin gün batımı şimdi içini burkan bir hatıradır. O çam kokulu ağaçlar arasında yürüyüşler de yoktur artık; ne uzun yollar aynı keyfi verir, ne de dağlar aynı özgürlüğü hissettirir.
Bir Yay kadını giderse, sadece birini kaybetmezsin, iyi bir şey olacağına dair “inancını” da kaybedersin.
Çünkü o, her köşede bir anlam, her şanssızlığın ardında bir ders, her bitişte yeni bir başlangıç görürdü. Senin olmaz dediğin yerden “neden olmasın?” diyerek umut yeşertirdi. O gittiğinde artık kimse kalmaz seni o kadar cesur hissettiren.
Çayına, kahvene eşlik eden bir kahkaha yoktur artık. Kahkahasız geçen her sabah onun yokluğunun yankısı olur. O yanındayken hayat hep biraz fazla renklidir; gittiğinde fark edersin, dünyanın aslında ne kadar solgun bir renkte olduğunu.
Bir Yay giderse, sadece sevgiyi değil, kendine inanma duygunu da yitirirsin.
Çünkü o senin içindeki en özgür, en canlı tarafı uyandıran kişiydi. O gidince yönsüz kalırsın; hayat birden düz, renksiz, sıradan olur.
Ve o an anlarsın; sen aslında onunla birlikte gülmüyormuşsun, onunla birlikte nefes alıyormuşsun...