Raşit Tükel tarafında yazılan "Freud Okumaları" kitabının 4. basımı yapıldı.
Kronolojik bir okumayla, Freud'un kuramını sürekli geliştirdiğine tanık oluruz. Zaman zaman çelişkiler de içerebilen bu tür bir kuramsal gelişim, Freud'un yaşamı boyunca sürmüştür.
Okullarda 1 öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeği tartışmak demek, kaynakların halka ayrılması için mücadele etmek demektir!
📢Okullarda her çocuğa #1ÖğünÜcretsizSağlıklıYemek verilmesi için imkân da var, zorunluluk da… Haydi, harekete geçelim!
🔗https://t.co/Gkwt5N7t7L
Yaşamın ve yaşam dürtüsünün yanındayız.
Sokağın da hayatımızın ve canlılığımızın devamı olduğunu, yaşam dürtümüzle hep beraber bu canlılığı korumamızın mümkün olduğunu biliyor, #yaşamhaktır diyoruz.
Bir insan yaptığı seçimlerden kuşku duymuyorsa “gerçeği değerlendirme yetisi” bozulmuş demektir. Teknik bir dille söylersek psikoza girdiği, gündelik dille söylersek delirmiş olduğu anlamına gelir.
Seçimlerinizden kuşku duyduğunuz bir hafta olsun.
Sosyal Medya Kullanımı ve DEHB
Günümüz sosyal medyasının hızlı temposunun çocukların medya kaynaklı tepki durumlarını etkilediği ve bunun DEHB ile ilişkili davranışların olasılığını artırdığı varsayılmaktadır. Peki bu durum nasıl gerçekleşmektedir?
Sosyal medyanın hızlı temposuna ilişkin olarak iki hipotez öne sürülmüştür.
1. Hızlı tempo uyarılma-alışkanlık hipotezi bilişsel ve uyarıcı tepki durumlarının rolü üzerine kuruludur. Hızlı tempolu medyanın çocukları dikkatlerini tekrar tekrar değiştirmeye ve yönelim tepkilerini yenilemeye zorladığını, bunun da uyarılmayı artırdığını öne sürmektedir. Sık sık maruz kalındığında, çocuklar bu hızlı tempoya alışabilir ve daha az uyarılma üretebilir. Sonuç olarak, çocukların başlangıçtaki uyarılma seviyeleri düşebilir ve bu da nihayetinde DEHB ile ilişkili davranışlara yol açabilir.
2. Tarama ve kaydırma hipotezi, bilişsel tepki durumlarının rolüne dayanmakta ve medyanın hızlı temposunun çocukların dikkatlerini odaklama becerilerini geliştirmelerini engellediğini ve onları sürekli olarak dikkatlerini kaydırmaya zorladığını, böylece tarama ve kaydırmaya dayalı bir dikkat tarzı edindiklerini savunmaktadır.
Dikkat becerilerindeki bu eksiklikler, çocukların çaba gerektiren dikkat faaliyetlerine katılma kapasitelerini engellemektedir (Beyens ve ark., 2018).
Cumhuriyet'in krizinden 2028'e: 28 Şubat'ı nereye koymalı?
Aydemir Güler'e göre, 28 Şubat Türkiye’de düzenin kriz dinamiklerine dönük bir “restorasyon”. Sonu yoksulluk ve dinselleşmeye çıkan bu yol, 2028'de yeni sancılara gebe
https://t.co/4NzpFeBUHl