Barınağa gidiyoruz 500 köpek var, bir daha gidiyoruz 100 kalmış. Sonra bir bakıyoruz 800 olmuş, sonra yine 100... Daha önce barınaklara aldıklarınız nerede? Sokakta topu topu üç beş garip kaldı, bari onların yakasından düşün artık!
Ülke insanı ,ortak tuvalet kullanmayı bilmiyor,apartmanda yaşamayı bilmiyor,otoparka arabasını düzgün park etmeyi bilmiyor,pikniğe gittiğinde çöpleri toplamayı bilmiyor,yolda yürümeyi bilmiyor ,hak aramayı bilmiyor liste uzar gider….
Bahçede baktığımız kediler mamayı cama tıklayıp istemeyi öğrendiler gecenin bir vaktı camdan çıt çıt ses gelince ister istemez korku filmi sahnesi gibi yerinden fırlatıyor insanı. Sese doğru dönüp o şapşal sıfatı görünce gelen rahatlama hissi gibisi yok ama...
Haftada 50 saat mobbing yiyip, sırf elinde Starbucks bardağıyla plazada yürüyor diye kendini asgari ücretliden üstün gören kurumsal köleler... Sabah 8 akşam 6 mesaisinde müdüründen azar işitirken vizyoner takılmanız beni bitiriyor. Nerenin egosu bu?
1 Haziran yarın. Hem yılın yarısı sayılır, hem ayın ilk günü, hem haftanın. Yazın da başlangıcı sayılır. Obsesiflerin her şeye baştan başlaması için ideal
Linkedin felaketi diye bir şey var bence daha kötü. Daha az evvel “bugün uluslararası insan kaynakları günü” diye dandikten bir paylaşıma denk geldim, kusasım geldi
hayvan seven birinin iyi bir insan olma ihtimali yüksektir ama mutlak değildir. ama hayvan sevmeyen, hatta düşman birinin kötü bir insan olmama ihtimali yoktur.
Efendim “hantavirüs” denilen son öldürücü salgın farelerden bulaşıyormuş. Kedi ve köpek besleyenlerin evine fare yanaşamaz:) onlara müjdeler olsun👍 Hayvanları öldüren zebaniler de umarız NY’daki gibi dev farelerle boğuşurlar. Yaptıkları kötülükleri ödeyecekler! İnşallah!
Bu ara alevlenen köpek nefretinin derinine inince şunu görüyorsunuz:
Mesele aslında köpek değil.
Köpek, sadece hedef tahtasına konmuş en savunmasız canlı.
Asıl mesele, bir yaşam biçimine duyulan öfke.
Hayvanı sevene, ağacı koruyana, sokaktaki canın yaşam hakkını savunana, “önce yok etmeyelim” diyene karşı birikmiş bir hınç var.
Çünkü bazıları için dünya, insanın emrine verilmiş sınırsız bir mülk. Her şey istismarlarına açık bir köle
Ağaç kesilir.
Hayvan kovulur.
Dere kurutulur.
Kuş susturulur.
Sokak sterilize edilir.
İtiraz eden de “duyar kasan elit” ilan edilir.
Köpekler üzerinden aslında bize saldırıyorlar. Öç almaya çalışıyorlar.
Bizim yaşam hakkı hassasiyetimizi zayıflık, doğayla birlikte yaşama fikrimizi şımarıklık, hayvan hakkı dediğimiz şeyi de “beyaz Türk takıntısı” sanıyorlar.
Oysa mesele sınıf değil, uygarlık meselesi.
Bir toplumun kalitesi, en güçlüye nasıl davrandığıyla değil; en savunmasıza nasıl davrandığıyla ölçülür.
Köpeğe duydukları öfke, sadece köpeğe değil; birlikte yaşama ahlakının kendisine yönelmiş bir öfke.
Akıllarınca bizden öç alıyorlar.
Ama farkında değiller:
Bir ülke, köpeklerden kurtularak değil; yaşam hakkını savunarak medeni olur.