📢Genel Başkanımız Erkan Baş, Devrimci Gençlik Dernekleri'nden arkadaşlarımızın NATO zirvesi öncesi gözaltı ve tutuklamalara karşı yaptığı basın açıklamasından konuştu:
"Suç dedikleri şey ne biliyor musunuz, Epstein belgelerinde adı geçen ahlaksızların, namussuzların, şerefsizlerin bu ülkede ellerini kollarını sallayarak gezmesine hayır demek!"
Bugün Öğretmenler Sendikası’nın çağrısıyla bir araya gelen, tutulmayan sözlerin, verilmeyen hakların hesabını sormak ve müzakere etmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde buluşmak isteyen öğretmenlere dönük saldırıda; aralarında İl Başkanımız Fırat Çoban ile Çankaya İlçe Başkanımızın da bulunduğu çok sayıda öğretmen ve sendika yöneticisi gözaltına alındı.
Gözaltılar derhal serbest bırakılsın! #ÖğretmenlerGözaltında
TİP Genel Başkanı Erkan Baş’tan mutlak butlan meselesiyle ilgili hem mücadele desteği hem de eleştiri geldi.
Erkan Baş, mutlak butlan konusuyla ilgili, “O koltuğa geçeni tanımıyoruz” dedi ve ekledi: “Bir milim bile geri adım atmadık. Aynı noktadayız.”
Baş’ın bir eleştirisi de vardı. Erkan Baş, “Eğer tartışmayı bir ‘baba ocağı’ tartışmasına çevirirsek, o zaman bu konu CHP içi bir mesele gibi ele alınmaya başlanır. Bizim gördüğümüz şey, rejimin bu meseleyi bir parti içi mesele hâline getirmeye çalıştığıdır” dedi.
Erkan Baş, “Biz buradayız” diyerek şu mesajı verdi:
“Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da memleketin geleceği için ne gerekiyorsa, aynı sorumlulukla ve aynı ciddiyetle tutum almaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Çok açık söylüyorum: Biz varız, buradayız. Memleketin geleceği için atılacak her türlü adımı desteklemek için buradayız, varız.”
Gece saat 03.41’de madencileri hedef gösteren paylaşım yapıp komploları ortaya çıkınca mesajı silen İstiklal Kadınları Hareketi, madencilerin hakkını çalan Yıldızlar SSS Holding ile bir ticari ilişkiye girmiş olabilir mi?
Amaç provokasyon girişimi değilse nedir sizce?
Daha önce de yazdık.
Türkçülük konforlu orta sınıf hareketidir.
Orta sınıfın lumpenleşme halidir.
Öyle ya da böyle mutlaka işçi düşmanlığına varır.
İşçi hareketi ne zaman güçlense mutlaka dikkat ve enerjiyi boğarak hareketi zayıflatır.
Bir isyan gibi, bir mazlum hareketi gibi görünür, demagojik bir söylem geliştirir. Ama sınıf mücadelesinin keskinleştiği an misyonunu ortaya koyar.
Solcular gibi işçilerin dünya görüşüne, dinine, diline , milliyetine bakmadan hak mücadelelerinde tereddütsüz yer alma refleksi asla yoktur.
İşçileri araç olarak görür; davaları, sömürülüyor olmaları, mağdur olmaları, haklarının peşinde olmaları umurlarında değildir.
Bazen işçi hareketini sahne olarak kullanma fırsatı bulursa kullanır.
Bu fırsat yoksa karşısına dikilir, en azından rol çalar.
Patronlar Türkçülüğü sever, arka odada kafalarını okşar...
Kavgamızın şairi Nazım Hikmet'in aramızdan ayrılışının üzerinden 63 yıl geçti. Nazım, dizeleriyle yıllardır mücadelemizin tam kalbinde yaşıyor.
"Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu"
“Üç beş ağaç” değil; doğa, adalet ve özgürlük meselesi: Gezi Direnişi 13 yaşında.
Biber gazıyla, copla, şiddetle yenemedikleri Gezi ruhu; meydanlarda süren adalet mücadelesinde, özgürlük ve emek kavgasında yaşıyor.
Gezi’de ölümsüzleşenleri saygıyla anıyor, Can Atalay ve tüm Gezi tutsaklarına özgürlük istiyoruz.
Karanlık gidecek, Gezi kalacak!
Türkiye İşçi Partisi İzmir İl Başkanı Orhan Kiper "Bu müdahale insanca yaşamak isteyen, yurttaş kalmak isteyenlere yöneliktir. Saray'a da kayyuma da teslim olmayacağız."
İstanbul Gençlik Sekreterimiz Burak Siperli, sıra arkadaşlarımızla birlikte Bilgi Üniversitesinde:
"Biz direndikçe, biz örgütlendikçe bu karanlık dağılır!"
Şimdilik sadece duygumu paylaşayım, daha ayrıntılı değerlendirmeleri sonra yaparız…
Krala yaslanan düşer, yine öyle olacak. Bugünler elbet geçecek; herkes hak ettiği gibi anılacak.
Saray bu halktan bir destan daha yazmasını istiyor, merak etmesinler o destan yazılır!
Anayasa’ya açıkça aykırı bir yargı kararı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkez binası kolluk kuvvetlerince işgal edilmiştir.
Bir parti genel merkezinin gazla, plastik mermilerle, zorbalıkla zapt edilmesi kabul edilemez.
Konu bir parti konusu değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır.
Demokrasi, hukuk ve özgürlükler halkın mücadelesiyle kazanılır, halkın mücadelesiyle korunur.
TİP, demokrasi mücadelesinin tarafıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, faşizme karşı meydanlarda yerimizi alacağımızı, halkla verilecek mücadelenin yoldaşı olacağımızı, Saray’ın kuklası kayyumu tanımayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Karşı devrime direneceğiz. Saray darbesine teslim olmayacağız.
Kahrolsun faşizm!
30 yıllık bir kurum olan Bilgi Üniversitesi’nin Cumhurbaşkanı kararıyla bir gecede kapatılması hukuki olmadığı gibi vicdan ve adaletten de tamamen uzak bir karardır.
Bir üniversite; öğrencilerin, mezunların, akademisyenlerin ve emekçilerin yıllar içerisinde kurduğu ilişkiler, ürettiği bilgi, oluşturduğu hafıza ve ortak yaşam sayesinde var olur. İnsanların bir sabah uyandıklarında, parçası oldukları kurumun kendi iradeleri dışında tasfiye edildiğini öğrenmeleri, yıllar boyunca harcanan emeğin, hakkın ve kurulan bağların tek taraflı bir kararla hükümsüz ilan edilmesidir. Üniversite öğrencilerinin başka bir garantör üniversiteye yönlendirilmesi planı söz konusu olsa da, bu planın ayrıntıları kaygı içindeki öğrencilere şimdiye kadar aktarılmamış, böyle bir “aktarma” sürecinin öğrenci ve mezunlar için yaratacağı sorunların nasıl çözülebileceğine dair hiçbir kurumdan net açıklama yapılmamıştır.
Bilgi Üniversitesi’nde yaşananlar, yalnızca bir yükseköğretim kurumuna dönük münferit bir müdahale olarak değerlendirilemez. Bu ülkenin esas üreticisi olan emekçi halk, nasıl ki her sabah tepeden alınan kararlarla biraz daha tanımakta zorlandığı, yabancılaştığı bir ülkede yaşamaya zorlanıyorsa; Bilgi Üniversitesi bileşenleri de bugün kendi içerisindeki yaşamı ürettikleri kampüslerinden bir gecede açıklanan kararla kopartılmak istenmektedir. Yaşadığımız şey, aynı baskıcı mantığın bütüncül ve ülkeyi tanınamaz hale getiren kuşatmasının bir başka veçhesidir.
Bizler; kampüslerine, emeklerine, üniversitelerine ve birlikte ürettikleri yaşama kararlılıkla sahip çıkan Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin, akademisyenlerinin ve tüm idari çalışanlarının sonuna kadar yanındayız. Üniversitelerin geleceği, onları yaşayan ve üreten insanların iradesinden, tepeden inme fermanlarla bağımsız biçimde belirlenemez. Üniversitelerin öğrencilerin, akademisyenlerin ve emekçilerin söz sahibi olduğu özgür alanlar olarak savunulması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
TİP Bilim Kurulu
Bilgi Üniversitesi dün basit bir imzayla kapatıldı, binlerce öğrenci ve yüzlerce emekçi keyfi bir şekilde geleceksizliğe terk edildi.
Bu memlekette üniversitelerin kaderinin tek bir adam tarafından tek gecede belirlenmesi normal değil!
Genel Başkanımız Erkan Baş, İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık, Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban ve beraberindeki heyet, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e dayanışma ziyaretinde bulundu.
Mutlak butlan kararı Saray Rejimi’nin kararıdır, tanımayacağız. Kararlılığı büyütüp karanlığı dağıtacağız. Dayanışmamızı sürdüreceğiz.