"Ateşi ve ihaneti gördük.
Ve kanlı bankerler pazarında
memleketi Alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler."
Terörsüz bir Türkiye için elbette hepimiz varız. Kim buna hayır diyebilir?
Hukukçu olarak neden bu teklife karşı olduğumu sadece hukuki sebepleriyle izah etmek isterim.
Sıradan bir vatandaş adi bir suçtan erteleme süresi içinde veya HAGB aldığında 5 yıllık denetim süresi içinde kasten işleyeceği en ufak suçta (örneğin trafikte birine hakaret etmesi veya kasten yaralaması durumunda) erteleme kararı derhal kaldırılır veya hakkındaki hüküm açıklanır cezanın infazına geçilir. Kanun genel rejimde "Hiçbir kasten suça karışmayacaksın" şartını koşar.
Meclis'e sunulan kanun teklifi (m. 5/2 ve 6/4) ise terör suçluları bakımından bu kuralı tamamen değiştiriyor.
Düzenlemeye göre terörden erteleme alan bir örgüt mensubu; 5 veya 10 yıllık erteleme süresi içinde hırsızlık, dolandırıcılık veya kasten yaralama gibi adi bir suç işlese dahi erteleme kararı kaldırılmıyor. Ertelemenin bozulması ve cezanın infazına geçilmesi şartı sadece yeni bir terör suçu işlenmesi esasına bağlanıyor.
Özetle; Sıradan bir vatandaş denetim süresinde işlediği en ufak adi suçla cezaevine girerken; terör suçlusuna "Terör dışındaki adi suçları işlesen de ertelemeni bozmayız" denilerek açık bir hukuki ayrıcalık ve koruma alanı sağlanıyor.
Hak yoksunlukları bakımından da diğer suçlular, teröristlerden farklı konumdalar.
Nereden baksanız Anayasaya aykırı bir kanundan bahsediyoruz. Terörsüz Türkiye’ye hepimiz varız ama teröriste ayrıcalık veren bir kanuna karşıyız.