🔴Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi açıklamasına göre, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü yapılacak LGS öncesinde, sınav yapılacak okul ve kurumlarda fiziki hazırlıkların tamamlanması amacıyla 12 Haziran Cuma günü örgün eğitim kurumlarında eğitim öğretime bir gün ara verilecek, öğretmenler de idari izinli sayılacaktır.
Ancak cumartesi günleri eğitim faaliyeti yürüten BİLSEM’lerin sınav günü açık tutulması; sınava girecek öğrencisi olan BİLSEM öğretmenleri ile aynı gün BİLSEM’de dersi bulunan LGS öğrencileri açısından mağduriyet yaratabilecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı, 13 Haziran Cumartesi günü BİLSEM’lerde gerekli idari izin düzenlemesini yapmalı; öğretmenlerin ve öğrencilerin mağduriyet yaşamasının önüne geçmelidir.
@tcmeb
Muhammed bebeğe nefes olalım‼️
Çınar'da görev yapan arkadaşımızın SMA'lı çocuğu için valilik onaylı kampanya başlatıldı. Herkesi bu kampanyaya desteğe çağırıyoruz.
Valilik onaylı İban: TR77 0006 4000 0018 3031 3692 39
Muhammed İZOL
Oyuncu beyinler turnuvasında dereceye giren öğrencilerimiz Musab Aykaç ve İnci Selen Eşsizoğlu' nu ayrıca danışman öğretmenleri Murat Güler'i tebrik eder başarılarının devamı dileriz. @Murat4Kucukali@ErnezDemir@MebOrgm
🔴Sağlıklı beslenme her çocuğun temel hakkıdır!
Tüm kamu okullarındaki çocuklarımıza sağlıklı, besleyici ve ücretsiz okul yemeği ile içilebilir temiz su verilmesini talep ediyoruz!
#ÇocuklarAçSusuzKalmasın#OkulYemeğiHemenŞimdi#ÇocuklarımızGeleceğimizdir #HerÇocuğunSağlıklıBeslenmeHakkıVardır #HerOkulaÜcretsizSağlıklıİçilebilirTemizSu #TürkiyeUluslararasıYemekKoalisyonunaİmzacıOlmalıdır
Şöyle bir yaygın inanç var: Eğer öğrenciler matematiğin hayatta ne işe yaradığını anlarlarsa, matematiği daha çok severler, matematikle daha fazla ilgilenirler, daha çok çalışıp daha başarılı olurlar…
Hiç doğru değildir, şuncacık bile doğru değildir. Bu görüşün doğru olmadığına dair elimizde çok veri var oysa. Mesela müzik seven bir genç, müzik hayatta çok işine yarayacak diye mi sever? Mesela her genç sporun faydalarını bilir; ama hepsi mi spora düşkün? Ya da futbol oynayan bir genç, spor yararlı diye mi spor yapar, yoksa eğlendiği, keyif aldığı, hoşuna gittiği, kendinden geçtiği için mi?
Biz herhangi bir şeyi işe yarar diye sevmeyiz. Öncelikle güzelliği için severiz, bizi mutlu ettiği, bize iyi geldiği, bizi kendimizden geçirdiği için severiz.
Matematiği sevmenize neden olmayacak ama yine de matematiğin ne işe yaradığını anlatayım dilim döndükçe.
Matematik bir işe yaramaz, matematik çok işe yarar, hatta her şeye yarar... O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır. Marangozluk sınırlı sayıda işe yarar, masa, iskemle, dolap yapmaya yarar, ama matematik öyle değildir.
İnsanoğlu, bu dünyayı, bu doğayı, bu evreni anlamanın ve başkalarını ikna etmenin mantık ve matematikten başka bir yolunu bulamadı bugüne kadar. Doğarken kendimizi içinde bulduğumuz dünya da, daha sonra kendi yarattığımız dünya da matematikle anlaşılır. İçinde belli bir düzen olan, belli bir denge olan her yapı matematikle anlaşılır. Bunun başka bir yolu yok... Matematiğin yetmediği yerde felsefeye, inanca, ilkelere başvurulur. Ama matematiğin yettiği yerde başka bir şeye başvurana yobaz denir.
Matematik ikna olmaya yarar, ama daha da fazlasıdır: Matematik, aklı başında herkesi ikna edebileceğimize ikna eder: “Ben bunun doğruluğunu anladım, ikna oldum”un ötesine geçip, insana “ben bunu aklı başında herkese anlatabilirim, onlar da benim gibi ikna olurlar” dedirtir. Bir başka deyişle matematik ortak akıldır.
Matematik, içinde yaşadığımız evrenin zihinsel bir modeli olma iddiasındadır. Örneğin bir binanın Richter ölçeğinde kaç derece depreme dayanıklı olacağını binayı sallayarak değil, bir iki alan çalışması yaptıktan sonra, masa başında, kalem kâğıtla, hesap kitapla, yani matematikle anlarız. Teknolojiyi, sanayiyi geçtim, ticarette, siyasette, insan ilişkilerinde, sporda ve hatta sanatta, kısaca muhakemenin ve dengenin olabileceği her yerde mantık ve matematikle karar veririz.
Sanat ve felsefe de, aynen matematik gibi, tek bir şeye değil, her şeye yarar. O kadar her şeye yararlar ki, yararları o kadar geniş bir alana yayılır ki, “hah işte şu işe yarıyor” diyemezsiniz. Mesela sanattan anlamak, Picasso’yu, Klee’yi bilmek, Dostoyevski’yi okumuş olmak, Brahms’ı dinlemek bugüne kadar ne işinize yaradı? Hiçbir işinize yaramadı tabii, ama her şeye yaradı, bu sayede bambaşka bir insan oldunuz.
Türkiye gibi gerikalmış ülkelerde, eğer bir uğraş dalının doğrudan ve anında bir yararı yoksa, o uğraş dalı hor görülür, küçümsenir, aşağılanır. Bu yüzden hiçbir şeye yaramadığına inanılan ama her şeye yarayan sanatın, felsefenin ve matematiğin köylerini kurduk.
İçine saplandığımız orta gelir tuzağının yegâne çıkış yolu, daha fazla matematikle, daha fazla bilimle mümkündür.
Matematikte tek bir doğru vardır. Matematik kendi doğrusunu kendi tanımlamıştır. “İki hamlede mat” satranç problemleri gibi… Bu sayede matematikte kavga döğüş olmaz, tartışma olur, fikir teatisi olur, ikna çabası olur. Siz hiç karşısındakinin bacağını ısıran, rakibine uçan tekme atan matematikçi gördünüz mü? Ben de görmedim. Peki ya siyasetçi gördünüz mü? Evet bu oldu, Meclis’te fikir ayrılığı yaşayan iki milletvekili birbirine girdi, biri diğerinin bacağını ısırdı, bir başkası bir diğerine uçan tekme attı… Emin olun ki o siyasetçiler matematik bilmiyordu... Matematik hiçbir işe yaramasa doğruyu aramanın ne demek olduğunu öğretir, doğruya nasıl ulaşılacağını gösterir, doğruya ulaşmanın zorluğunu fark ettirir.
Zihinsel olan matematiği gerçek hayatla karşılaştırınca, hayatta doğrunun ne kadar muğlak olduğunu, hayatta doğruya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, hatta bazen mutlak doğrunun olmadığını anlarız. Böylece karşı düşüncelere daha açık oluruz, ikna etmenin ve diğerini dinlemenin önemini anlarız.
Matematik sadece hesap kitap değildir, doğru öğretildiğinde bir demokrasi dersidir de.
📍AYM'den Yargıtay'a Sert 'Can Atalay' Çıkışı!
📌AYM Başkanı Zühtü Arslan: Anayasa Mahkemesi kararının icra edilmemesinin hiçbir şekilde gerekçesi olamaz
🔗https://t.co/dGkkfPsiGC