@Burcan14@MahaleYanarkene Yaw hadi ordan! Kameraların olduğu yerde sırf görüntü olsun diye taşıyorlar. Mersin’de iki yerde polisin götürmek istemediği öğrencileri kendi çocuğumla birlikte ben götürdüm. Ne anlatıyorsun sen?
@HyamanKurd Ula ayyaş Hüso, senin atıp tuttuğun Hareket ve Önderliği bu tutumuyla dört parçada Kürtleri binlerce yıl unutulmayacak bir katliamın eşiğinden çevirdi. Senin bunu anlayacak ne kapasiten ne de öngörün var. Şimdi yol al…
fasulye-pilav yemek zorunda bırakılan diğer personeller tarafından dövülerek dışarı atıldım. Burdan tekrar söyleyeyim: Personelinin yediği yemeğe olumsuz anlamda müdahale eden patronun, müdürün ANASINI SKEYİM…
Sene 1982, 17 yaşındayım. 12 Eylül’ün koyu karanlığı; Ailece Amed’den kaçmış Mersin’e gelmişiz. Mersin Bit Pazarı’nda bir lokanta var, orda çalışmaya başladım. Müşterilere öğlen servisi bittikten sonra personel sırayla yemek yiyor. Dikkat ediyorum hepsi kuru fasulye-pilav +++
Dükkana yeni bir pideci arkadaş başlamıştı.
Karnı acıkınca baktım her seferinde ya patatesli yada peynirli pide yiyor. Yada 1-2 poğaça. 3-4 oldu takip ediyorum dedimki neden daha farklı yemekler söylemiyorsun yada istediğini yapmıyorsun hergün hamur olmaz kebap söyle döner söyle yada kafana göre ne canın çekiyorsa onu yap bizde yeriz dedim. Arkadaşın gözler açıldı nasıl abi diyor ben akrabamın yanında bile çalışırken günde 2 adet ucuzlarından yememize izin veriyorlar dedi.
O zaman ben şaşırdım ilk defa duyuyorum çünki bizde herşey açıktır kimse ne yiyelim diye sormaz birgün domates salatalık birgün fırına kuzu öyle canları ne isterse hep beraber oturur yeriz.
Çalışanının yediğinde içtiğinde gözü olanın parasından hayrını göremez. Önce göz doyacakki sonra mide doysun.
alıyor. Vitrindeki tavada bir parça et haşlama kalmış, gittim -dükkan sahibi kepçeci aynı zamanda- “abi” dedim “et haşlama verir misin” dedim. “Personel kuru-pilavdan başka bir şey yiyemez” dedi. Çok zoruma gitti, “ananı skeyim” dedim ve -halen unutamadığım bir şeydir- kuru +++
Batman’da bir bakım evinde 100’e yakın ölüm var, işkence var, 84 kişi gözaltına alınmış ve siyasetin gündemine hala girmiş değil. Peki bu şehirde yaşayanlar ve mağdur aileler nasıl bu kadar sakinsiniz?
Sevgili Bingöl halkının DIKATTINE.
Ali Çeven diye bilinen unsur Bingöl Universitesinde okuyor.
Özelikle genç kadınları fuhuşa sürükleyen bir özel savaş aparatıdır.
Lütfen ama lutfen yaninda gördüğünüz kadınları uyarın Aileleri bilgilendirin.
@Notosoloji Bırakın bu kibirli üsttenciliğinizi! Sizin kabullenemediğiniz artık Kürtler’e ‘abilik’ yapamayacak olmanız. Sizin kabullenemediğiniz siz sürekli gerilerken Kürtler’in Demokratik Devrimlerini yapmış olması ve Türkiye ve Ortadoğu’da çizgi belirleyen politik aktör olması.
üsttenciliğiniz. Erkan Baş’ın Kürtlere ilişkin söyleminin altında bu gerçeklik var. Kürtler’in çağ atladığını, Türkiye ve Ortadoğu’da çizgi belirleyen politik aktör olmasını kabullenememe var. Öyle bilinçaltının dışa vurumu falan da değil, direkt bilinçli bir söylem…
Konu tamamen dil ve etnik köken. Bir de Özgür Özel’e yanlama. Kürtler’in mücadelesini dolayısıyla Kürtler’i görmezden geliyorsunuz. Kürtler onlarca yıl bu iktidar ve öncellerine karşı savaştı. Kiminle barış yapacaktı peki? Kemalist Ulusalcılığı iliklerine kadar yaşayan siz ve +++
Erkan Baş’ın demecini sadece Kürt dili üzerinden okuyup eleştirenler, aslında onun ne demek istediğini çok iyi biliyorlar; fakat işlerine gelmediği için asıl can alıcı noktayı görmezden geliyorlar.
Erkan Baş’ın buradaki asıl itirazı ve duruşu nettir: İktidarla aranız kötüyken her gün veryansın edip, aranız düzeldiğinde veya önünüze bir yeşil ışık yakıldığında her şeyi unutup çalgı çengi oynayamazsınız. Bu ülkenin insanları derin bir yoksulluk, adaletsizlik ve tek adam rejiminin baskısı altında ezilirken, siz her fırsatta iktidarla saf tutup sadece etnik propaganda üzerinden siyaset yapmaya devam ederseniz, biz bu yolda sizinle yürüyemeyiz.
Ülkenin can yakıcı gerçek sorunları her geçen gün büyürken, sizin kendi siyasi ikballerinizi ve pazarlıklarınızı sol siyasetin önceliği haline getirmenize asla destek olmayız. Konu dil veya etnik köken değil; solun halktan, emekten ve ilkeli muhalefetten yana olan net duruşudur.
Sunal’ın, Şener Şen’in filmlerindeki ayağı çarıklı ‘babo ne yapisen’ tarzı Türkçe’yi dahi konuşamayan, kendi başına bir şey yapamayan; hep bir hamiye, yardıma ihtiyaç duyan bir etnisite. Kürtler’in yaptıkları Demokratik Devrimi’ni kabullenemiyorsunuz. Bundandır kibirli +++