Bir Eğitimciyi Soruşturmalarla Susturamaz, Haklarıyla Sınayamazsınız!
Bizler, sınıflarda geleceği inşa eden, haksızlığa karşı dik durmayı çocuklara aşılayan eğitimcileriz. Ancak ne acıdır ki, bugün gelinen noktada eğitime, eğitimciye ve hukuka rehberlik etmesi gereken idari mekanizmalar, bazı ellerde birer "hizaya getirme" ve "bezdirme" aracına dönüştürülmüş durumda.
Şanlıurfa’da, Anadolu Eğitim Sendikası İl Temsilcisi olarak verdiğim sendikal mücadelenin ve mesleki duruşun bedeli, arkası kesilmeyen, somut dayanaktan yoksun, kasıtlı olarak açılan idari soruşturmalarla ödetilmek isteniyor. Sistematik bir mobbing çarkı işletiliyor; eğitimci, bürokratik baskıyla sindirilmeye çalışılıyor.
Ancak baskı sökmediğinde, bu kez çok daha çirkin bir yönteme başvuruluyor: Eğitimcinin alın teri, yasal hakları ve yılların emeği bürokratik bahanelerin arkasına gizlenerek gasp ediliyor.
Düşünün ki; tam 7 yıl boyunca Halk Eğitimi Merkezi çatısı altında bu devlete, bu millete sadakatle ve gururla hizmet etmiş bir eğitimciyim. Yıllardır bu kurumun hafızasında, bordrosunda, sisteminde yer alan şahsıma, bir perşembe günü kısa bir mesajla trajikomik bir bahane lütfediliyor: "IBAN’ınız olmadığı için paranızı yatıramadık."
Yedi yıllık emeğin karşılığı, dijital bir çağda bir kısa mesaja ve "IBAN bulunamadı" sığlığına indirgeniyor! İstenen bilgiyi anında iletmiş olmama rağmen, bugün ayın 13'ü geçmiş, temmuz sıcağında ne ek ders ücretim ne de yer değişikliğinden doğan yasal yolluğum halen hesabıma yatırılmamıştır. Soruyorum: Devletin kasasından, memurun hakkı olan ödemeyi bu tür ucuz gerekçelerle keyfi olarak geciktirme yetkisini kim, kimden alıyor? Hak edilen bir bütçeyi idari bir silah gibi kullanmak, açıkça görevi kötüye kullanmak değil midir?
Daha vahimi ise bu usulsüzlüklere kılıf uydurma çabasıdır. Geçmişte bazı müfettişlerin diline pelesenk olan, "Sorun halledilmişse, suç/kusur ortadan kalkmıştır" mantığı, bugün yapılmak istenen bu büyük gecikmenin de arkasına sığınacağı bir liman olarak görülüyor. Kamu hukukunu hiçe sayan bu köhne algıya geçit vermeyeceğiz! Kimse kusura bakmasın; kamu idaresinde "Yaptım ama sonra düzelttim" demek, işlenen kastı, yapılan mobbingi ve görevi kötüye kullanma suçunu ortadan kaldırmaz. Sonradan lütfedilecek hiçbir ödeme, bugün yaşatılan bu bilinçli mağduriyetin ve gösterilen bu derin vefasızlığın hesabını sormamıza engel olamaz.
Buradan açıkça ilan ediyorum: Bir eğitimcinin hakkını gasp ederek, onu soruşturma sarmallarıyla baş başa bırakarak, yedi yıllık emeğini komik mesajlarla değersizleştirerek geri adım attıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu gecikmelerin, bu usulsüz süreçlerin ve arkasındaki niyetlerin hesabını soracak makamları aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Gerek idari yollardan, gerek yargı önünde, gerekse meydanlarda bu hukuksuzluğun takipçisi olacağız.
Eğitimciyi haklarıyla ve ekmeğiyle sınamaya kalkanlar bilmelidir ki; alın teri kurumadan hakkın verilmediği, adaletin idari keyfiliğe feda edilmediği bir düzeni kurana kadar susmayacağız!
İbrahim Halil Azger
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilcisi
@tcmeb@Yusuf__Tekin@sanliurfammem63@UrfaValiligi@alper_ogretici@anadoluaes@sanliurfaaes@OrsNihat@musacinartas66@timuryilmaz76@CosgunMehmetali@doanylm94466224@habervebilgicin
Küçük Bir İkram, Büyük Bir Gönül Kırgınlığı: Sınav salonlarında gözden kaçan detay
Bir sınav salonunu düşünün... Saatlerce süren bir sessizlik, yüksek bir stres ortamı ve o ortamı yöneten, saniyeleri takip eden, salonun düzeninden ve güvenliğinden sorumlu gözetmen öğretmenler. Girişte öğrencilere dağıtılan o küçük su, şeker ya da bisküvi paketleri...
Şimdi birileri çıkıp her zamanki sığ bakış açısıyla sorabilir: "Bir öğretmenin bir şeker alacak parası mı yok?" Mesele ne para meselesidir, ne de bir paket yiyeceğe muhtaç olmak. Mesele, tamamen insani bir duygu olan nefis ve paylaşılan o mekandaki gönül bağıdır.
İnsan canlısıdır; canı çekebilir, o an şekeri düşebilir, saatlerce ayakta durmanın verdiği yorgunlukla gözü o küçük ikrama kayabilir. Öğrencisine anne, baba, abla, ağabey şefkatiyle yaklaşan, onun heyecanını yatıştırmaya çalışan öğretmenin, aynı salonda tamamen "yok" sayılması, sistemin insani yönünün eksik kaldığının bir göstergesidir.
Bir sınıfta, bir salonda eğer bir ikram dağıtılıyorsa, orada bulunan ve o süreci omuzlayan öğretmenleri bunun dışında tutmak, farkında olmadan bir dışlanmışlık hissi yaratır. Oysa oradaki rehberlere de aynı ikramın uzatılması;
Bir bütçeyi sarsmaz,
Devlete ya da kurumlara yük olmaz,
Ama öğretmene "Sen de buradasın, emeğin farkında ve değerlisin" mesajını verir.
Gönül ister ki, sadece öğrencilerin değil, o sınavın gizli kahramanları olan salon görevlilerinin de canı, nefsi ve emeği unutulmasın. Çünkü nezaket ve empati, her şeyden önce aynı havayı soluyan insanların birbirini fark etmesiyle başlar.
İbrahim Halil Azger Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilcisi
Anadolu Eğitim Sendikası Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı
#Farkedilmek
#öğretmen
@alper_ogretici@anadoluaes@ateshayati@aesizmir@CosgunMehmetali@habervebilgicin@ibrahimpangiz@MuratOZBEKMurat@musacinartas66@AESKutahya@InegolAES@aesizmir@kadem93@sanliurfaaes@tcmeb
HİLVAN'DA ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİM HAKKI VE GELECEĞİ KORUNMALIDIR!
Bugün sosyal medyada gördüğümüz bir haber üzerine kısa bir açıklama;
Deprem felaketinin ardından ilçemizde yaşanan yıkımların yaralarını sarmaya çalışırken, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın eğitim haklarını doğrudan etkileyen, yanlış bir planlama kararıyla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.
Deprem sonrasında yıkımı gerçekleştirilen eski Kız Meslek Lisesi’nin yerine inşa edilen yeni okul binasının yapımı tamamlanmak üzeredir. Ancak Hilvan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, halihazırda kendi binası bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni bu yeni binaya taşımayı planladığına dair duyumlar almaktayız. Mevcut binası olan bir okulun taşınması planlanırken, ilçemizde çözülmesi gereken çok daha acil, hayati ve büyük bir eğitim mağduriyeti görmezden gelinmektedir.
Hilvan Ortaokulu Öğrencileri Mağdur Durumdadır!
Deprem nedeniyle Hilvan Ortaokulu, Kepirhisar yolu üzerindeki uzak bir bölgeye taşınmıştır. Bu durum, Diyarbakır Caddesi ile İzollu Bozanbey Caddesi arasında ikamet eden yüzlerce öğrencimizi ve ailemizi çaresiz bırakmıştır:
Zorlu Ulaşım Şartları: Henüz gelişim çağındaki küçük çocuklarımız, kışın dondurucu soğuğunda, yazın ise kavurucu sıcağında her gün 4-5 kilometrelik mesafeyi yürüyerek katetmek zorunda kalmaktadır.
Aşırı Yoğunluk ve Kontenjan Sıkıntısı: Okul mevcudunun 700 öğrenci gibi son derece yoğun bir sayıya ulaşması, sınıfları aşırı kalabalıklaştırmış, eğitim kalitesini düşürmüş ve çocuklarımızın başarısını ne yazık ki aşağıya çekmiştir.
Çözüm Çok Net ve Yanı Başımızdadır!
Çocuklarımızın güvenli ulaşımı, sağlığı, can güvenliği ve gelecekteki eğitim başarısı için atılması gereken adım bellidir: Eski Kız Meslek Lisesi’nin yerine yapılan bu yeni binada, yeni bir ortaokul kurumunun açılması hayati bir zorunluluktur.
Mevcut kaynakların ve yeni binanın, en çok ihtiyacı olan ve mağduriyet yaşayan Hilvan Ortaokulu bölgesindeki çocukların hizmetine sunulması hem adaletin hem de mantığın gereğidir.
Yetkililere ve Kamuoyuna Çağrımızdır:
Evlatlarımızın her gün kilometrelerce yol yürüyerek maruz kaldığı bu çileye son vermek adına; başta İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm yetkilileri bu yanlıştan dönmeye ve sağduyulu bir karar almaya davet ediyoruz.
Tüm duyarlı Hilvan halkını, sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi temsilcileri elimizi taşın altına koymaya, sesimizi yetkililere duyurmaya ve çocuklarımızın eğitim hakkı için tek ses olmaya çağırıyoruz.
Çocuklarımızın eğitimi, uzak yollarda feda edilemeyecek kadar kıymetlidir!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İbrahim Halil azger
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilcisi
@alper_ogretici@doanylm94466224@timuryilmaz76@musacinartas66@anadoluaes@sanliurfaaes@CosgunMehmetali@habervebilgicin@kadem93@tcmeb
@Trabzonspor Paylaşılan bu gönderi için tebrikler … ama asıl, paylaşmadığın şey için daha büyük tebriği hak ediyorsun Trabzon.
Farklı takımın taraftarı olsam da, bazen susulanlar söylenenlerden daha çok şey anlatır.
Herkesin durduğu yer kendine yakışır.
@OsmanGENC5353 Yemin ederim anlamakta zorlanıyorum, sen çevrene göre aydın fikirli okumuş yazmış bir adamsın. Bu amk takımı söz konusu olunca neandartel gibi konuşuyorsun. Yetilerin yok oluyor. Geceden beri ağzından salyalar saça saça nefret kusuyorsun. Aynen hakeme rağmen kazandınız, aynen
O kadar acılısın ki 1 dakika boyunca ağlıyorsun. Çünkü ülke büyük bir facia yaşamış. Ama sen o esnada trafikte araç kullanırken telefonu vitesin arkasına sabitleyip video çekmeyi düşünebiliyorsun. Etkileşim almak uğruna böyle bir faciayı seçmemeliydin. Yazıklar olsun. Çirkinlik.