Mahkeme hakimi, “stand-up gösterin bile 1 buçuk saat sürdü” diyerek Göktaş'tan savunmasını toparlamasını istedi. Göktaş da 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek, “Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan 3 ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim 3 aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum” dedi. Göktaş savunmasını bitirdikten sonra salondakiler alkışladı.
Deniz Göktaş savunma yapıyor.
“Kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim halkın bir kesiminden 2 kişi Cimer’e yazarak idam edilmemi istemiş. ‘Sınır dışı edilmesini ya da idam edilmesini en kısa sürede istiyorum’ yazmış. Bir başkası ‘İdam cezası olan bir ülkede infaz edilsin’ yazmış. Bu vatandaşı kimse kin ve düşmanlığa tahrik edemez, bu vatandaştaki kin tüm Orta Doğu’ya yeter. Düşünün ülkenizde idam cezası yok, ama elinizde idamlık komedyen var. İdam ihracı talep ediyor.”
Deniz Göktaş: “Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.”
Komedyen Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “suçu ve suçluyu övmek” suçlamalarıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması bugün İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesinde görülüyor. P24 davayı takip ediyor.
Postmodern denen paçavra bugün LGBTİ+ dernekleri şuradan şu kadar fon aldı, buradan bu kadar fon aldı diye tweet atıp sildi. Hesaplarına etkileşim vermeyin lütfen.
Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Millet şahidimdir!
Meli Bendeli (@melibendeli) festival yönetmenlerinin 'bile' iş vermemesini şöyle anlatıyor:
"‘Onlara iş var mı’ diye sorduğumda bana ‘Filmimizde trans, travesti karakter yok’ dediler. Ben de dedim ki, ben travesti rolü oynamak için değil; kadın rolü oynamak için travesti oldum."
@alpernycl@barispehlivan Çok merak ettiğim için sormak istedim, tanıyor musunuz Deniz'i şahsen? Oturup konuşmuşluğunuz, yüz yüze görüşmüşlüğünüz var mı? Bildiğim için söylüyorum demişsiniz de.
Başaran ile görüşten yeni çıktık. Herkese çok selamları var,morali iyi. 31.08.2026 saat 17:00 den beri açlık grevinde,sadece şeker ve tuz ile idare ettiğini başka birşey verilmediğini söyledi. 2 adli tutuklu da kendisine destek olsun diye açlık grevine başlamış.
İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, hapishanedeki Deniz Göktaş için “yakalama müzekkeresi sonucu yakalanan şüpheli” ifadelerini duruşma zaptına geçti. Göktaş, 3 gün önce yeniden tutuklanmıştı.
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.