yaş aldıkça, her şeye fazladan anlam katma telaşını bırakıyor insan. hayatı olduğu yerde, olduğu gibi karşılamayı öğreniyor. ve bir noktadan sonra sakinlik, abartmadan yaşamak ve yetinmeyi bilmek en büyük huzurun oluyor.
insan bir yerden sonra enerjisini düşüren, hevesini kıran ve yoluna taş koyan kimseyi hayatında bırakmıyor. tek derdim mutlu ve huzurlu olmak. düzenli bir hayat. o yüzden huzurumu kaçıracak her şeyi çıkarıyorum hayatımdan.
hakkın değilmiş gibi hissettirilmesi, bakın bu çok acıdır. olağan olanı talep ettiğinizde bile sanki siz buna değer değilmişsiniz de şımarıklığınızdan istiyormuşsunuz gibi davranılması, kıyamet burdan başlayarak kopabilir.
anlamak ve anlaşılmak. ne anlatırsan anlat, birilerinin seni gerçekten dinleyeceğini bilmek; bu dünyada sırtımızı yaslayabileceğimiz en büyük, temeli en sağlam yapıdır.
İnsan, bağı onarmak istediğinde tartışır. Bazen kavga eder, bazen uzun uzun anlatmaya çalışır. Sonra bir gün tükenir ve susar. Susmak derin bir vedadır aslında. Anlayana.
Hep başkalarını incitmemek için davranışlarıma dikkat ederdim, ta ki başkalarının benim hislerimi umursamadığını fark edene kadar. Fazla empati de insanı tüketir.