Pelin Batu, şair Nef'î'nin idamına neden olduğu anlatılan talihsiz espriyi anlattı:
🔹 “Nef'î, divan edebiyatımızdaki en sivri dilli, en keskin yazılı şairlerimizden bir tanesidir.”
🔹 “Dilini hiçbir zaman tutamıyor ve saraya, çeşitli siyasilere çok sert yazılar kaleme alıyor.”
🔹 “Bunları Sihâm-ı Kazâ, yani Kaza Okları adlı eserinde topluyor.”
🔹 “Nef'î, IV. Murad döneminde yaşıyor. IV. Murad da tahammülsüz, öfkeli olabilen bir sultan.”
🔹 “Bir süre susturuyorlar Nef'î'yi ama duramıyor.”
🔹 “En sonunda saraya çağrılıyor.”
🔹 “Onu çok sevdiği söylenen Dârüssaade Ağası not alırken, tam o sırada kâğıda bir damla siyah mürekkep damlıyor.”
🔹 “Dârüssaade Ağası siyahi. Nef'î de tabii ki dilini tutamıyor ve ‘Mübarek teriniz damladı efendim’ diyor.”
🔹 “Ağa küplere biniyor ve Nef'î'yi idama gönderiyor.”
🔹 “Oracıkta boğup Boğaz'a atıyorlar.”
🔹 “İnsanın düşüncesi ve sivri dili her zaman tehlikeli görüldüğü için Nef'î, siyasileri eleştirdiği için Boğaz'ın dibini boylamış oluyor.”
Bir adam, kendisini ülkeye bağlayan herhangi bir mal varlığı olmadığı için savaş çıkarsa kaçacağını paylaştı:
• Yarın bir gün bir savaş çıksa ben savaşmam, kaçarım. Kaçarım abi.
• Yani ben ev sahiplerinin evini korumak için, araba sahiplerinin arabalarını korumak için, arsa sahiplerinin arsalarını korumak için ölemem.
• Benim bu ülkede bir avuç dahi toprağım yok, hiçbir şeyim yok. Yani ben kendim bildim bileli kiracıyım.
• Neyini savunacağım ki yani? Neyi, kimin için yani? Yok ya, kaçarım yani mümkünse eğer. Kaçarım veya teslim olurum.
• Teslim olmak gibi bir seçenek varsa teslim olurum. Yani belki bu söylediğim şeyler size çok aykırı.
• "Hadi ya korkak! İnsan vatanı için yaşar, vatanı için ölür" diyebilirsiniz.
• Hayır, ben pragmatistim bu konuda. Ben bu dünyada yaşayan herhangi bir canlı türünden biriyim.
• Yani öyle bir şey yapamam. Kaçabiliyorsam kaçarım. Benim asli amacım zaten hayatta kalmak, tıpkı diğer canlı türleri gibi.
• Ben işte hiçbir ideoloji uğruna, hiçbir şey uğruna ben ölmem. Hayır, ben sadece kendi uğruma ölürüm.
• Yani benim ölmeye değer bir şeyim varsa bu hayatta, mesela kedim için ölürüm. Mesela kedilerim var, çok tatlı. Onlar için ölürüm ama onun dışında yok.
If you're a woman who likes Dostoevsky, I trust you with my life but if you're a man who likes Dostoevsky, I'm changing sidewalks when I see you on the street.
Buranın nası bu kadar boş kaldığını anlayamıyorum… Avm sinemalarıyla aynı kalitede perde üstelik yarı fiyatı. Yeni eski tüm filmleri de gösteriyolar. Baba yurdudur…
Umberto Eco, qui possédait 50 000 livres, disait ceci à propos des bibliothèques personnelles :
"Il est insensé de penser qu'il faut lire tous les livres qu'on achète, tout comme il est insensé de critiquer ceux qui achètent plus de livres qu'ils ne pourront jamais en lire. Ce serait comme dire qu'il faut utiliser tous les couverts ou les lunettes, les tournevis ou les forets que vous avez achetés avant d'en acheter de nouveaux.
Il y a des choses dans la vie pour lesquelles nous avons besoin de toujours avoir suffisamment de provisions, même si nous n'en utilisons qu'une petite partie.
Si, par exemple, nous considérons les livres comme des médicaments, nous comprenons qu'il est bon d'en avoir plusieurs à la maison plutôt que quelques-uns : quand on veut se sentir mieux, alors on va au « placard à pharmacie » et on choisit un livre. un livre aléatoire, mais le bon livre pour le moment. C'est pourquoi vous devriez toujours avoir un choix nutritionnel !
Ceux qui n'achètent qu'un seul livre, ne lisent que celui-là et s'en débarrassent ensuite. Ils appliquent simplement la mentalité de consommateur aux livres, c'est-à-dire qu'ils les considèrent comme un produit de consommation, un bien. Ceux qui aiment les livres savent qu'un livre est tout sauf une marchandise."
Umberto Eco, qui possédait 50 000 livres, disait ceci à propos des bibliothèques personnelles :
"Il est insensé de penser qu'il faut lire tous les livres qu'on achète, tout comme il est insensé de critiquer ceux qui achètent plus de livres qu'ils ne pourront jamais en lire. Ce serait comme dire qu'il faut utiliser tous les couverts ou les lunettes, les tournevis ou les forets que vous avez achetés avant d'en acheter de nouveaux.
Il y a des choses dans la vie pour lesquelles nous avons besoin de toujours avoir suffisamment de provisions, même si nous n'en utilisons qu'une petite partie.
Si, par exemple, nous considérons les livres comme des médicaments, nous comprenons qu'il est bon d'en avoir plusieurs à la maison plutôt que quelques-uns : quand on veut se sentir mieux, alors on va au « placard à pharmacie » et on choisit un livre. un livre aléatoire, mais le bon livre pour le moment. C'est pourquoi vous devriez toujours avoir un choix nutritionnel !
Ceux qui n'achètent qu'un seul livre, ne lisent que celui-là et s'en débarrassent ensuite. Ils appliquent simplement la mentalité de consommateur aux livres, c'est-à-dire qu'ils les considèrent comme un produit de consommation, un bien. Ceux qui aiment les livres savent qu'un livre est tout sauf une marchandise."