İngiliz geleneklerini darmadağın eden Trump'ın
Ankara'da tören alayını selamlama sırasına uymaya çalışırken karıştırması
Ve Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Trump'ı doğru noktaya götürerek düzeltmesi
Ardından gelen 'aferin' alkışı
Fatih Erbakan'ın ardından göz yaşı döküp rahmet dilediği Sünni katili Hamaney,
2024 yılında Tahran Kitap Fuarı'nı ziyaret ederken incelediği İtalyan yazar Ignazio Silone'nin bir kitabını kast ederek
"Türklerin Rumlara zulmünü güçlü bir şekilde anlatıyor.” diyerek Osmanlıyı zalim ve soykırımcı göstermeye çalışmıştı.
Bin küsur gündür dergahların miras olarak taksimine, haksız işgaline "evet" demediği için ahireti dünyanın önüne koyduğu için bin türlü dert, sıkıntı, hakaret ve iftirayla karşılaşan benim Efendimdir ks.
Şeyhlik ise budur,
Babalık ise budur,
Layık değiliz, aciz, zayıf ve gafiliz. Allah cc affetsin, Ona ks layık etsin.
Reddiye
Rahmetli Doktor Ahmet Çağıl'ın böyle bir sözü yoktur. Ahmed Çağıl'ın evlatları, kardeşleri Sultanımız Şeyh Seyyid Muhammed Saki ElHüseyni kuddise sırruhûna intisaplıdır.
Vefat etmiş kişiler üzerinden fitne devşirmek ne kadar ahlâklı, edepli???
“Herkes hint kumaşı herkes kaftan,
Gemide fare olan aynada kaptan.
Boşuna almışız onca yıl alttan,
Ne sözden anladılar ne de laftan.!”
Demiş bilen biri.
Aman,vakıf ismi olur,şahıs ismi olur Mürşidinin önüne geçiyorsa onda haddini aşmışsın demektir
Aslolan Mürşiddir,geride ne varsa Mürşidin irşadına ancak yardımcı olabilir .
Dikkat edin Semerkand ismi mürşidin önüne geçirilmişti,dolayısıyla Semerkand genel merkez yönetimi bir müddet sonra talimat yağdırmaya başladı,Sofilerde Mürşid muradını terk edip,talimat verenlere yöneldiler,yanlışlar sonradan geldi,kimse ses çıkaramayınca Mürşidimiz sağ iken bize kendi istedikleri mürşidi mürşid olarak kabul etmeyi talimat olarak duyurdular .
Konuşmayın efendim gıybet oluyor diyorlar. Üçü de bir diyorlar. En büyük hakaret Sultan hazretlerini bu kişilerle birlikte resmetmek. Nasıl aynı olabilirler tamamen zıt şeyler yapıyorlar.
Allah cc bu yaptıkları şeyleri haram kılmış ben şimdi S Mübareğin hatırına bunlara helal mi diyeceğim? Nasıl diyeceğim? Böyle dersem Allah’ın cc huzurunda ne diyeceğim? Benim gönderdiğim din bu muydu buyurursa ne cevap vereceğim?
Peygamber sav’e ne diyeceğim? Benim tebliğ ettiğim din bu muydu derse ne diyeceğim?
Mürşidim Şeyh Seyyid Muhammed Saki hazretlerine ne diyeceğim? Ben bunca sıkıntıyı sofilerim için ümmet için göğüslerken sen nasıl sofisin derse ne diyeceğim?
Gavs-ı Sani hazretlerine ne diyeceğim? Oğlum biz sana 30 senede hiç mi bir şey öğretemedik evladım da olsa sen bu yanlışlara nasıl benim hatırım kılıfına sığınıp göz yumar kulak tıkarsın derse ne diyeceğim?
1) Vahdet olursa burada olur 👉🇹🇷
2) Ulan biz Rafızi-Sasani kafasını, zulmünü sevmeyeceğiz, dedik. ABD-İsrail (Siyonizm)i tutmadık tam ve en karşısındayız. Hayır! Siz bizden Rafızileri sevmemizi istiyorsunuz.
Aslâ ve aslâ!
Aişe anneme, Hz. Ömer ve Ashab-ı Kirama (r.anhum) söven itikadı ve sahibini ben sevmeyeceğim!
Peygamberimin asv ailesini kendisini doğuran anası kadar sevmeyen, ona edilen küfrü üstüne almayan lafımın müslümanı da benden uzak olsun!
Ben ondan beriyim.
Nokta.
Ümmetin vahdetiymiş.
Sen vahdet ayağına Hz.Ömer’inden taviz vereceksin. Onlar milyonun katili zalimlerinden zerre taviz vermeyecek.
Sen de bunlarla eşit olmanın adına “ümmetin vahdeti” diyeceksin.
Defol git. Sen benimle bile vahdet olamıyorsun. Rafizi yalamanın adına vahdet diyorsun.
Farisi devletinin proxy’si olmayı burada vahdetçilik diye yedirmeye çalışmayın millete.
Farisi devleti İsrail devleti ile çatışıyor. Mecbur kalmasa çatışmazdı. Devlet çıkarına uygun görürse de barışır. Hatta beraber çalışır. Çalıştı da önceden. Ortada dini bir şey yok.
İsrail’e karşı herkesin başarılı olmasını isteriz. İspanyol’a bile İsrail’e karşı diye sempati duyuluyor bu memlekette.
İsrail’e karşıyız diye Katolikle vahdet olup haçlı seferi mi savunacağız.
40 yıllık kaşarlanmış Katolik bize memleketimizde ahlaki üstünlük satıp, küfür tehdit mi kullanacak.
Özne olmayı öğrenin şu hayatta. Ezikliğiniz sıkmaya başladı.
Filistin için diyor bir de utanmadan. Sen dünkü Suriye'de olanları toprağa gömümmüşsün senin Filistin derdin de yalan. Bu cenah sadece ama sadece nasihat kusar, ego kasar, vicdan sporu yapar.
15 Temmuz'da okyanus ötesindeki kefere başarılı olsaydı sen bugün rahmet okuduğun Hamaney köpeğinin o gün doğuda güneydoğuda neler yaptığını görecektin. Irzını çiğneyip namusunu ayaklar altına alıp bölgeyi diğer bölgelerde yaptıkları gibi şiileştirmek için nasıl hayvanlaştıklarını görecektik.
Tatlı su islamcıları..
Hamaney zalimine rahmet okuyup İran'ın yanında olmalıyız diyenler daha düne kadar yanı başımızda Suriye'de ırzı çiğnenen, ciğeri sökülen kardeşlerinin feryadını ne çabuk unuttu.
Şia denildiğinde Müslümanın içinde doğan tek şey mide bulantısıdır, öfkedir.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
Dışarıda bir arabadan son ses al eline kalemi yaz Allah'ın adını ilahisi çalıyordu az önce. Daha 3 ay önce hav hav çalıyordu arabalarda. Adam tek başına ülkenin sanat seviyesini muasır medeniyetler seviyesine çıkardı
Sanki İngiliz sömürgesinden yeni kurtulmuşuz gibi, en tabii hakkımız olan kendi manevi geleneklerimizi kutlamaya; İstanbul’un Fethi gibi seviniyoruz. Kendi yurdunda parya olmanın özeti budur.
İki yapı arasına ip gerilerek ışıklı yazı ve motifler oluşturma sanatı olan mahyacılık, 17. yüzyılda Osmanlı’da ortaya çıktı. Ramazan gecelerinde camilerin kandilleri yakılır, çocuklar için yer mahyaları kurulur, fener alayları düzenlenirdi. Revaklara kumaş şeritler, işlemeli örtüler ve hat levhaları asılırdı. Kısacası Ramazan’ı süslü, coşkulu ve heyecan dolu bir atmosferle karşılamak Osmanlı’nın köklü geleneklerinden biriydi.