Ankara, İstanbul gibi trafiğin felç olduğu şehirlerde memurların işe kademeli gelmesi fikrini düşünürseniz çok büyük bir sorunu ortadan kaldırabiliriz. 7.30-16.30/8.00-17.00/8.30 - 17.30/9.00-18.00/9.00-18.30 vs. @RTErdogan@tcbestepe
Yarı parazit bir bitki olan Ökse Otu, tutunduğu ağaçların zamanla zayıflamasına ve kurumasına yol açıyor. Atakule'nin altındaki Botanik Parkı'nda bu durum birçok ağaçta mevcut. Parktaki ağaçların kurtulması adına bir çalışma yaparsanız seviniriz. @ankarabbld@mavimasa
@MuhammetIk75731@Aslan_Report Bence bu 10 yıl önceki hikaye. Söyledikleriniz geçmiş adına doğru olabilir ancak şuan neredeyse tüm büyük kulüplerin stadyumu tamamen kapalı biçimde ancak böyle sorunlar yaşamıyorlar. Örnek: Santiago Bernabeu
@Shitpostgs_ ✅Fenerbahçe'nin 2026-27 sezonu kadrosu ile yeni şampiyonlar ligi sistemine ilk kez katılan ve puan alan; ayrıca Fenerbahçe başında şampiyonlar liginde puan aldıktan sonra ilk istifasını veren ilk Türk ve Müslüman teknik direktör
Jack London’ın "Martin Eden" romanında, Martin hakkında gazetelerde asılsız bir haber çıkar ve bir anda tüm şehrin hedefi hâline gelip dışlanır. O güne kadar sırf ona lâyık olabilmek için açlığa ve sefalete katlandığı nişanlısı Ruth'un, bu linç ortamında ona inanmasını, yanında durmasını bekler. Fakat Ruth, itibarının zedelenmesinden korkarak ona kestirip atan soğuk bir mektup gönderir ve Martin'i o kargaşanın ortasında yalnız bırakır. Aylar sonra rüzgâr tersine dönüp de Martin herkesin peşinden koştuğu, zengin ve şöhretli bir yazar olduğunda ise Ruth gizlice onun otel odasına gelir, her şeyi geride bırakıp ona dönmek için yalvarır. Ancak Martin, karşısında gözyaşı döken bu kadına baktığında sadece koca bir hiçlik hisseder çünkü o çaresiz ve karanlık günlerinde elini bırakan kadının, şimdi şöhretine sunduğu bu tutkunun artık hiçbir anlamı kalmamıştır.
İnsan, kalbini bütünüyle açtığı birinin, hayat zorlaştığında da aynı cesaretle yanında duracağına inanır. Kurulan bağın gücüne aldanıp bütün dünya karşısına dikilse bile o kişinin kendisiyle aynı yolda kalacağını sanır. Oysa bir duygunun ne kadar gerçek olduğu rahat günlerde değil tam uçurumun kenarındayken sırf kendi konforu bozulmasın diye seni gözden çıkarıp çıkarmamasında gizlidir. En çok şefkate ve desteğe ihtiyaç duyduğun o kırılma anında yalnız bırakıldıysan, kendi başının çaresine bakıp o enkazdan tek başına çıktıktan sonra kapına gelen kimsenin artık o boşluğu doldurması mümkün değildir. Fırtına dindikten sonra sunulan hiçbir sevgi gösterisinin ya da pişmanlığın, ilk terk edilişin açtığı yarayı kapatmaya gücü yetmez. “Eğer insanlar hayatında en olmaları gerektiği yerde yoklarsa hayatının hiçbir ânında olmamaları gerekir.”
Ankara trafiğini anlatan en iyi fotoğraf. Raylı sisteme yatırım yapmadan sadece yeni otobüslerle sorunu çözmeye çalışmanın sonucunda; tüm şeritleri kaplayarak birbirinin önüne koskoca otobüsleri kıran bir trafik sisteminin içine hapsolduk. Ve en önemlisi: Henüz okullar açılmadı😶
@denizzhayatt Ben önce fabrika ayarlarına döndüm sonra linkteki talimatları birebir yaptım ve sorun tamamen düzeldi. Dilerseniz bir de bu şekilde deneyin
John Steinbeck’in "Fareler ve İnsanlar" romanında, devasa bir cüsseye sahip olan Lennie’nin yumuşak şeylere karşı çocuksu bir zaafı vardır. Sırf okşayabilmek için cebinde fareler taşır. Ancak onları severken kendi gücünün farkına varamaz ve istemeden ölümlerine sebep olur. Aynı şey, şefkat göstermek için kucağına aldığı yavru köpeğin de başına gelir. Lennie’nin içinde zerre kadar kötülük yoktur; tek amacı sevmektir. Fakat kendi sınırlarını bilememesi, şefkatle yaklaştığı her şeyi farkında olmadan ezip yok etmesine neden olur.
İnsan bazen en büyük zararı, en çok sevdiği ve üzerine titrediği şeylere verir. Bir şeye duyulan yoğun sevgi, onu koruma ve kaybetmeme güdüsüyle birleştiğinde boğucu bir baskıya dönüşür. Kişi sevdiğine o kadar sıkı sarılır ki, ona nefes alacak hiçbir alan bırakmaz. Tıpkı Lennie'nin avucundaki fare gibi, hayattaki birçok değerli bağ da sevgisizlikten veya kötü niyetten değil; sadece sevginin şiddetini ayarlayamamaktan parçalanır. Sevmek, bir şeye sımsıkı tutunmak değil, onu incitmeden avucunda tutabilmeyi öğrenmektir.
@enosportz Galatasaray bence asla genç bir 10 numara almamalı. Galatasaray'da başarılı olmuş 10 numaraların hepsi kariyerlerinin top seviyesini yaşadıktan sonra tecrübeleri ile yeni bir meydan okumaya girmiş isimler (Hagi, Sneijder, Mertens). Bizim bu tür isimlere ihtiyacımız var.