Sorumluluk duygusu gelişmemiş, sınır çizilemeyen, gelecek kaygısı taşımayan, "hayır"la karşılaşınca yıkılan, öfkesini yönetemeyen bir nesil...
ihmal ettiğimiz her değer, şimdi karşımızda büyümüş bir boşluk olarak duruyor...
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
Türklük biliminin ulu çınarı Zeynep Korkmaz hocamız vefat etmiş…
Zeynep Korkmaz, Cumhuriyet’in en önemli bilim kurumlarından DTCF’den ekolünden geliyordu. Akademik hayatında; Eski Türkçeden Eski Anadolu Türkçesine, Anadolu diyalektolojisinden dil devrimine kadar hemen her alanda önemli, öncü çalışmalar yaptı.
Azmi, heyecanı, idealizmi, Türklük ve Türkçe sevdası son nefesine kadar devam etti…
Ulu Tanrı rahmet eylesin; durağı uçmak olsun.
"Şık varoşluk"
Zarafet, içten dışa doğrudur. Dıştan içeriye değil.
Audrey Hepburn'ü zarafet kraliçesi yapan ruhu ve hâl diliydi. Fiziği, inceliği, zevki ve şıklığı ruhunun tamamlayıcısıydı sadece.
Şık, pahalı giyinen, full makyaj gezinen ama hali, üslûbu, diksiyonu, jargonu, tavırları ve hâl diliyle pespaye olan insan sonumuz var.
Sözde kaliteli giyinen biri görünmek için ucuz hallere düşmeyi göz almak. Şu pespaye hallere düşmeyi göze alan bir insan şık görünse ne olur?
Her şık görünen, zarif değildir. Şıklık zarafete yetmez. İçte başlar. Bir anlasalar keşke.
En çirkin mevzuda bile çirkinleşmemek; insanın kendine yapacağı en büyük güzellik.
Çirkinleşmemeye direnmek; insanın kendi güzelliğini koruma biçimi, saygısı ve özeni.
Çirkin, bayağı, aşağı, pespaye olan şey bunu ister çünkü. Çirkine mesafelenmek, bir güzellik emniyeti.