Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin belediye başkanı gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, seçtiğin genel başkan gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, oy verdiğin parti gidiyor.
Bir sabah uyanıyorsun, 30 yıl önce aldığın diploma iptal ediliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, gittiğin üniversite kapanıyor.
Bir sabah uyanıyorsun, banka hesaplarına bloke geliyor.
Bir sabah uyanıyorsun, twit attığın için sen gidiyorsun.
Hayırlı sabahlar...
Bana göre bu görüntüleri izleyip hâlâ “barış” ya da “kardeşlik” hayali kuran, buna sessiz kalan ya da tepki göstermeyen herkes ihanete ortak olmaktadır!
Binlerce evladımızı toprağa verdiğimiz, bayrağımıza gölge düşmesin diye canını ortaya koyan askerlerimizi şehit eden “bebek katili terör örgütü elebaşı”nın resmini bu ülke sınırları içinde açmak, buna izin vermek, göz yummak ve susmak, vatana ihanetten başka birşey değildir..
#TürkMilletiUnutmaz 🇹🇷
Bugün kıymetli dostumuz, ağabeyim @fahribozgeyik’in daveti üzerine cennet mekan Muhsin YAZICIOĞLU başkanımızın anısına verilen iftara katılım göstererek bir araya geldik.
Her şeyden önce büyükten küçüğe yüzlerce kişinin birlik beraberlik içerisinde olması, aynı duaya el açması hissedilmeye değerdi. Güzel sohbetini, sevgisini, desteklerini bizlerden esirgemeyen başta @hakkioznur_uh , @Doganoztaskin ve @LutfuSahsuvar
başkanlarım olmak üzere tüm büyüklerimize teşekkür ederiz.. 🇹🇷
Allah kabul etsin..
Çatlı filminde Resul Dindar’ın seslendirdiği, Ben Melamet Hırkasını (Haydar Haydar) şarkısı Merhum Abdullah Çatlı'nın çok sevdiği bir şakıdır.
Bu şarkının bendeki yeride apayrıdır ve çok severim. Dinlerken tüylerim diken diken oldu.
20 Martı sabırsızlıkla bekliyorum.
“ Şahıslarımızın elbette değeri yoktur ancak Türk milliyetçilerinin sahneden çekilmesi demek ölümsüzlüğüne inandığımız Büyük Türk milletinin Tehlikeye düşmesi demektir.İşte bu yüzden mücadeleyi kazanmaya mecburuz..! ”
#GalipERDEM
Şifa veremeyenlerin tabip, konuşamayanların hatip, yazamayanların kâtip olduğu; hususi vagon, bol harcırah ve yüksek makam milliyetçilerinin cirit attığı bu devirde, yalınkılıç mücadele eden gerçek Türk milliyetçilerine selam olsun.. 🇹🇷
14 Şubat 2026 tarihinde “Bayrak Aşkıyla Buluşuyoruz” toplantısında Milli Egemenlik Platformu adına yapmış olduğum konuşma 👇🏻
Konuşmama 6 Şubat depreminde kaybettiğimiz canlarımıza rahmet dileyerek başlamak istiyorum. Ki 3 yıl önce bugün bile beton yığınlarının arasında soğukta, çaresizlik içerisinde devletinden, milletinden yardım bekleyen çığlıklar devam etmekteydi.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı diyordu istiklal şairimiz.
Yetkililerin ifadeleriyle 50 binden fazla canımızı vatanın kara bağrına kefensiz verdik. Ruhları şad olsun.
İhmali olanlar ya kaçak ya da leş kesilmiş hissizlikleri, bir vicdan kırıntısı kalmamış benlikleriyle hesap vermeden yaşamaya devam ediyorlar.
Sevdiklerini şehrinin kucağına emanet eden kardeşlerim
O günün çaresizliğini bugün de adalet arayışında iliklerine kadar hissedenler,
Onlar da yüreklerinde ki yangınla kimisi de bedenlerinde ki engelleriyle evet yaşamaya devam ediyorlar.
Rabbim hepsine gönül ferahlığı, sabır ve metanet versin.
Tanzimat dönemi şairlerinden Şair Eşref diyor ki:
İnsan bir memur görünce eşkıya sanıyor...
Ey zavallı, bos yere yakınma, bağırıp çağırma;
Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musîki sanıyor!
Dün söylenen bu sözler bugün neden bu kadar tanıdık geliyor?
Atanamayan öğretmen, barınamayan öğrenci, darp edilen doktorun feryadının musikisi dinliyorlar.
Depremde, yürürken bastığımız su birikintisinde, bazen tanımadığımız bir elin 5 kuruşa sıktığı bir kurşunla ölüme gidenlerin musikisini..
Otelde yanabilir, sokakta donabilir, serbest bırakılan bir katille her an her yerde denk gelebiliriz.
Bilge Kağan Orhun Kitabelerinde “boyların adı sanı yok olmasın diye gece uyumadım, gündüz oturmadım. Birbirlerine ateş ve su (yani birbirine düşman) kılmadım.
Yoksul boyları varlıklı. Az boyları çok kıldım” diyor.
Devlet bunun için vardı. Müesses nizamıyla, adaletiyle müreffeh bir devlet, sağlıklı bir toplum, sömürülmeyen birey ve geleceğe umutla bakabilmek için vardı.
Biz adaleti arıyoruz. İnsanca yaşamanın onurlu mücadelesini veriyoruz. Evlatlarımızın mezarı başında vatanımız sağ olsun, milletimiz var olsun diye ağlıyoruz.
Bir avuç muhterisin temsil ettiği makamlarda devletin varlığını arıyoruz.
Türk Gençliğinin yaşadığı sıkıntıların onların yapay gündemlerinin arasına girmediği bir gerçek.
Biz, milyonlarca mültecinin yerleştirildiği ülkemizde, kendi vatanımızda iş bulma ümidi
kalmadığı için ayrılmak zorunda bırakılan; 'Giderlerse gitsinler' denilerek değersizleştirilen gençleriz.
Yaşatılan ekonomik buhran sebebiyle geçim mücadelesi verirken, bir yandan
çocuklarının yeterli beslenme endişesini, diğer yandan sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimleri için güvenli ve nitelikli bir ortamda bakım kaygısını taşıyan gençleriz.
Çünkü bugün hukukun üstünlüğünü değil, terör örgütlerinin, mafyanın, çıkar amaçlı suç yapılarının, Cumhuriyet karşıtı tarikat ve etnik-dini cemaatlerin ve organize azınlıkların hukukunu gözeten bir anlayış vardır.
Vatan hainlerinden kiminin kahraman, kiminin barış elçisi ilan edildiği, toplumsal barışın da katillerin affedilip salınmasıyla sağlanacağını zanneden bir anlayış vardır.
Türkiye’nin elinde çok büyük imkan ve kabiliyetler vardır. Kesintisiz Türk tarihi
içerisinde büyük ve ulu çınarın bu topraklardan sökülüp atılmasına mani olmuş, kurtuluş mücadelesi ile mazlum milletlere örnek teşkil etmiş bu milletin dünyaya, insana, hayata dair bakış açısına, projelerine ihtiyaç vardır.
Türk gençliğine ihtiyaç vardır!
Kimse Türk Gençliğinin susacağını ve geleceğini, ruhunu kaybetmiş, basiretsiz yöneticilerin inisiyatifine bırakacağını sanmamalıdır.
Ahlaktan kopmuş bir zekâ, merhametsiz bir güç; bedel ödemeyeceğini sandığı her yerde vahşileşiyor.
Kimileri bunu seyrediyor, kimileri ortak oluyor,
Kimileri de sizler gibi yüreğinde bir âh taşıyor.
Çaresiz değiliz. Allah’ın gücünün üstünde güç tanımayan, kula kulluk etmeyen. Türk Milliyetçileriyiz.
…
Bir gün rahmetli babamın ofisinde oturuyoruz. Eski bir bakanın başka bir partiye geçeceği konuşuluyor. Bakan Bey de orada. İnanılmaz tepki gösterdi ve ağzına geleni söyledi.
Bir hafta geçmedi ki Bakan Bey o partiye geçti. Çok geçmedi bir düğünde masada karşılıklı denk geldik.
Utancımdan yüzüne bakamadım.
Bir çürümeyi görmek, ona ortak olmadan da yük getiriyor. Görmek bazen yapmak kadar ağırdır.
Dün tükürdüğünü bugün Ya Rabbi şükür diyerek alnına süren insanlar var.
Mithat Cemal Kuntay Eğilme şiirinde “Elbet put olur öpülen eller etekler
Elbet öpen oldukça olur öptürecekler” diyor.
Onlar adına utanmayı bıraktım. Onlar benim düşmanım. Ahlaki yozlaşmanın örnekleri onlar.
Takip edenler adına utanıyorum.
Her ikisiyle de aramda artık fikir değil, büyük bir vicdan ve ahlak mesafesi var.
🇹🇷 Merhum Başkanımız, şehidimiz Doç. Dr. Sinan Ateş’in anısına; son cuma namazını eda ettiği Çukurambar Firdevs Camii’nde ruhuna Mevlid-i Şerif okutulmuş, hayır lokması ikram edilmiştir.
Katılım sağlayan, arayan, mesajlarıyla bizleri yalnız bırakmayan ve dualarını merhum ağabeyimizden eksik etmeyen tüm sevenlerinden Allah razı olsun.
#SinanAteş
#SinanAteşİçinAdalet
🇹🇷 Şehit Doç. Dr. Sinan ATEŞ’in
Aziz Hatırasını Anmak Üzere …
28 Aralık 2025 Pazar
Saat 13:15 ‘de
📍Kızılırmak Mh. Muhsin Yazıcıoğlu Cd. No:23 Çankaya/Ankara (Firdevs Cami)
Tüm Sevenlerini Bekleriz…
#SinanAteş#SinanATESicinAdalet