İstibdada karşı halk muhalefetini ortadan kaldırma amacının parçası olarak CHP’ye çok yönlü saldıran siyasal iktidar, şimdi de el yükselterek mutlak butlan kararı aldı.
İstibdat bu kararla hem hukuku hem anayasayı hem kanunları hem de halkın iradesini çiğnemiştir.
Türkiye halkı her durumda bağımsızlığına, egemenliğine ve temel yurttaşlık haklarına sahip çıkacak; kendi kaderini kendi elleriyle yazacaktır.
Türkiye işçi sınıfının ve öğretmen hareketinin unutulmaz ismi, sendika eğitimcisi ve örgütçü Süleyman Üstün’ü; aramızdan ayrılışının 19. yılında mezarı başında anıyoruz.
Anma Programı
Tarih: 19 Mayıs 2026 Salı
Buluşma Yeri: Zincirlikuyu Mezarlığı Kapısı
Buluşma Saati: 10.30
Mezar Başı Anma: 11.00
https://t.co/7h0S6ccyPf
Bugün 9 Mayıs 2026; insanlığın faşizme karşı kazandığı zaferin 81. yıl dönümü. 1941’de Nazi-faşist Almanya’nın saldırısına uğrayan Sovyetler Birliği, işgalci sürüleri ülkesinden kovmuş; Berlin’e kadar kovaladığı Alman ordusunu 9 Mayıs 1945’te kayıtsız şartsız teslim almıştı.
Faşizmin yıkılması, dünya işçi sınıfının, şehir ve köy emekçilerinin, sömürge ve bağımlı ülke halklarının; bir bütün olarak ilerici insanlığın büyük zaferiydi.
Bugün yine ABD emperyalizminin güdümündeki barbar çeteleri; Venezüella’da, Küba’da, Libya’da, Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da, İran’da; ezcümle tüm dünyada insanlığın ilerici kazanımlarını yok etmek, işçi, kadın ve çocuk haklarının; demokrasinin ve laikliğin en küçük izini bile ortadan kaldırmak için harekete geçiyor.
Faşizme Karşı Zafer’in 81. yıl dönümünde, ilerici insanlığın mirasına sahip çıkalım; ülkemizde emperyalizmin işbirlikçisi vurgunculuğun ve Orta Çağ özlemcisi barbarların boyunduruğunu kıralım.
Faşizme Karşı Zafer’in 81. yılı tüm dünya halklarına kutlu olsun!
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan emperyalizme karşı ödünsüzdüler. Bağımsızlıktan asla vazgeçmediler.
Onlar emperyalizme, işbirlikçilerine ve tek kişi diktatörlüğüne karşı halkın en geniş kesimlerini bir araya getirmek için sabırla çalışan bütün ulusal demokratik güçlerin ortak değeridir.
Üç halk kahramanı vatan cumhuriyet emek mücadelesinde yaşıyor.
#6Mayıs1972
İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs 2026'da, "Emperyalizme karşı bağımsızlık, istibdada karşı halk iktidarı" şiarıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Denizli başta olmak üzere yurdun dört bir yanında alanlardaydık.
1 Mayıs’ı geride bırakırken sözümüz nettir: Halkın iradesiyle zıtlaşanlar kaybedecek! Artık savunma değil, hücum zamanıdır. Mücadelemiz, söz sahibinin işçi sınıfı olduğu toplumcu bir düzeni kurana dek sürecektir.
İstibdada karşı hürriyet, yaşasın 1 Mayıs!
https://t.co/pwAA8lx00J
Ücretli köleliğe hayır demek için haydi 1 Mayıs’a
Özgürlük, demokrasi, adalet için haydi 1 Mayıs’a
Sömürüye, zulme, karanlığa hayır demek için haydi 1 Mayıs’a
Bağımsızlık için haydi 1 Mayıs’a
Yeni bir dünya için haydi 1 Mayıs’a
Emperyalizme Karşı Bağımsızlık! İstibdada Karşı Halk İktidarı!
Yaşasın Vatan Cumhuriyet Emek Mücadelemiz!
1 Mayıs 2026’da işçi sınıfı, gençler, kadınlar, emekliler hep birlikte meydanlardayız!
Sömürüye, baskıya, istibdada HAYIR!
Haydi 1 Mayıs meydanlarına! İstibdat Yıkılacak, Halk Kazanacak!
https://t.co/LygeglIzTj
Doruk Madencilik işçilerine uygulanan zulüm, işçilerin yalnızca yaşamlarını sürdürebilecek kadar ücret aldığı “ücretli kölelik” düzenini bile aşmış durumda.
Açlık grevlerinin 5. gününde olan Doruk Madencilik işçilerinin haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır.
İşçi sınıfının en temel hakları için alanlara dökülmek zorunda kalan Doruk Madencilik işçilerinin yanındayız.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!
#MadencininEliniTut
Yüreğimiz yanıyor
AKP-MHP iktidarında toplumsal çöküş her geçen gün büyüyor, toplumsal bir boyut kazanan şiddet yüreğimizi yakıyor. Toplumu kutuplaştıran kin ve nefret söylemi, gençlerimizi de etkisi altına alıyor. Eğitim, eğitim emekçileri, toplumsal dayanışma, toplumsal mücadele değersizleştirilirken şiddetin, mafyalaşmanın, çeteleşmenin özendirilmesi; şiddeti medya-siyaset-vurgunculuk bağlamında toplumsal bir soruna döndürüyor. Her geçen gün yeni cinayet haberleriyle uyanıyoruz. Şimdi de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki ayrı üzücü olay yaşadık.
Hayatını kaybeden öğretmenlerimiz ve çocuklarımız için çok üzgünüz. Yakınlarına ve Türkiye halkına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Öğretmenler kadro azlığı nedeniyle tıka basa sınıflarda çocuklarımızı yetiştirmeye çalışırken, mesleki sorunlar ve geçim sıkıntısıyla boğuşurken, lojistik eksikler yüzünden çökmeye başlayan eğitim sistemini ayakta tutmaya çalışırken binlerce atanmayan öğretmen işsizlikle boğuşuyor. Ama Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu koşulları iyileştirmeye çalışacağına gerici cemaatlere okul kapılarını sonuna kadar açmakla meşgul. Bilimsel temellerden giderek uzaklaşan eğitim çocuklarımıza, gençlerimize, ülkemize umut olmaktan uzaklaşıyor.
Bu elim olayların baş sorumlusu Yusuf Tekin derhâl görevinden alınmalıdır.
Siyasal iktidar eğitim emekçilerine hak ettikleri saygıyı göstermeli, bütün topluma örnek olmalıdır. Okullardaki sorunların sebebi öğretmenler değildir. Sistemdir, iktidardır, bakanlıktır. Bakanlık sorunları velilerle öğretmenleri karşı karşıya getirmeye çalışarak örtmeye çalışmaktadır.
Yaşadığımız şiddet olaylarının temel nedeninin toplumu kutuplaştıran, şiddeti ve vurgunculuğu özendiren AKP-MHP iktidarının bize dayattığı politikalar olduğu unutulmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olmayacaktır; Türkiye halkı cumhuriyete, laikliğe, bağımsızlığa, halkçılığa ve devletçiliğe sahip çıkacaktır.
#yusuftekini̇stifa
Bursa’da gasp
Halk muhalefetini ortadan kaldırmak için sürek avına çıkan AKP iktidarı, CHP’li belediyelere çökme kampanyasını yeni bir evreye yükseltti. Türkiye’nin dördüncü büyük ili olan Bursa’nın Büyükşehir Belediyesini bugün (9 Nisan 2026) gasbetti.
https://t.co/7FR8nDaw3U
Emperyalist-siyonist barbarların İran’a karşı vahşi saldırısının kırkıncı gününde iki haftalık ateşkes ilan edildi.
Bu direnişten çıkaracağımız ders bellidir. Emperyalizme ve siyonizme teslimiyet kader değildir. Barbarlara karşı direnmek anlamlıdır. Emperyalizm ve siyonizm yenilebilir. Baş eğmeyen halklar zafere ulaşır.
https://t.co/EYFOeT2Snu
#ateşkes
NATO'nun 4 Nisan 1949’dan beri tek bir görevi var:
Amerika’nın emriyle dünya halklarını bombalamak, köleleştirmek ve sömürmek.
NATO sömürgeci emperyalistlerin emrinde insanlığa ve çevreye zarar vermekten başka bir işe yaramamıştır.
NATO karanlıktır.
NATO suç ortaklığıdır.
NATO dünya barışına tehdittir.
NATO bağımsızlığımıza tehdittir.
NATO’ya hayır!
Türkiye ulusal güvenliğini, toprak bütünlüğünü kendi başına kazanmış, kendi gücüyle koruyacak olanakları olan bir ülkedir. Türkiye'nin güvenliğini sağlamak için NATO’ya ihtiyacı yoktur.
Türkiye NATO'dan derhâl çıkmalıdır. Dünya halklarının bağımsızlık ve barış mücadelesi ile dayanışmalı, dünya barışı için NATO'nun dağıtılması için mücadele etmelidir. NATO üslerine el koymalı, içindeki düşmanı söküp atmalıdır.
#NATOyaHayır
#KatilNatoTürkiyedenDefol
#İncirlikveKürecikKapatılsın
Zulme karşı başkaldırının, özgürlüğün, eşitliğin, kardeşliğin, dayanışmanın simgesi olan 21 Mart Newroz/Nevruz başta emperyalist-siyonist barbarlığa karşı direnen İran halkı olmak üzere bütün halklara kutlu olsun.
21 Mart'ı emperyalizme ve işbirlikçi komprador oligarşilere karşı işçi sınıfının, şehir ve köy emekçilerinin, bütün bölge ve dünya halklarının tam eşitliğe ve özgürlüğe dayanan enternasyonalist dayanışmasını geliştirme ümidiyle kutluyoruz.
12 yıl önce yaşamdan koparılan Berkin Elvan’ı unutmadık.
Sorumlular belli. Servet ve iktidar hırsıyla villalarında, köşklerinde neredeyse boğulacak kadar dolar ve avro istifleyen; dinleme, sahte belge, sahte tanık ve sahte yargı tezgâhıyla bütün muhaliflerin canına okumayı marifet bilen bir avuç sömürücü zalim, Berkin Elvan’ın nefesini kesti.
Ülkemizde ve tüm dünyada çocukların şeker de yiyebildiği düzeni elbet kuracağız.
Emperyalizme karşı bağımsızlık, istibdada karşı halk iktidarı kazanacak!
Emperyalist-siyonist barbarlık, İran’da bir ilkokula düzenlediği saldırıyla yaşları 7 ile 12 arasında değişen 138 çocuğu ve 30 sivili katletti.
ABD emperyalizmi, halkların iradesini zorla teslim alacağını ve dünyanın jandarması rolünü üstleneceğini hayal ediyor. Ancak halkların bağımsızlık yürüyüşünün önüne geçemeyecek.
Türkiye, bölge ve dünya halkları bu emperyalist “oldubittiyi” asla kabul etmeyecek! Bağımsız devletleri tam teslimiyete zorlayarak zafer kazanacağı rüyasını görenler, tarih önünde bir kez daha yanıldıklarını görecekler. Emperyalist savaş bloku parçalanmaya mahkûmdur; çünkü bu saldırı yalnızca İran’a değil, Türkiye dâhil tüm bölge ülkelerinin tam bağımsızlığına ve geleceğine yöneltilmiştir.