"Bir âlimi seven, onun yazdığı eserlerin âşığı olur, onun ilminin hayret verici hususiyetlerine vukufiyetini artırmak için sürekli onun eserlerini okur. İşte Cenâb-ı Allah’ın hayret verici eserleri de böyledir, zira bütün âlem O’nun eseridir."
(Gazzâlî, İhyâ)
Öğretmen, öğrenci, veli videoları veya cinsiyet öğrenme partileri, gece kulübünden hâllice konsept kına geceleri, aşırı havalı düğün çekimleri ve klipler aynı kaynaktan besleniyor. Bugün herkes star olmak istiyor. Daha kötüsü bu isteğin çok normal sayılması ve seyredilmek uğruna hayatı bir şov sahnesine dönüştürmüş olmamız. Sadece versiyonlar değişiyor. Mesela son zamanlarda fakir çocukluk anıları etkileşimde ve birden herkes evindeki leğeni veya başarısızlık hikayelerini paylaşmaya başladı. Çünkü şimdi farklı olmak normal olmak oldu. Ana sayfada diğer versiyona gülerken başka biçimlerde döngüye kapılma ihtimalimiz çok yüksek. Özetlersek cümleten delirmiş gibiyiz ve hiç kesilmeyen bir alkış sesi var. Herkes üzerine atlamak için bir kırmızı halı arıyor, bulamazsa kendisi seriyor ve tepiniyor. İşte olan bu.
Size bu hafta izlediğim ve beni çok etkileyen bir belgesel önereceğim. 2024 yılında Amazon ormanlarında küçük bir yolcu uçağı düşüyor. Uçaktaki 3 yetişkin olay esnasında vefat ediyor. Uçaktaki 4 kardeş ise hayatta kalıyor.
@birzerreden Hocam bu paylaşımınızı gördükten sonra direkt açıp izledim. Sağolun. Aman Yarabbi ne kadar güzel bir şey. Nasıl bir mucize. Bol bol tefekkür edilebilecek bir olaydı. Çok etkilendim.
Milyarlarca insan; ölenler, henüz doğmayanlar ve yaşayanlar. Her birinin ayrı - kendine özgü- bir hikâyesi olması ne büyük mucize değil mi. Rabbin nazarında, insanın biricikliğini buradan görebiliyorsunuz.
"Dolayısıyla, bir insanı anlamak istiyorsak, onun yaşamla ilişkisini en çok hangi organa dayanarak kurduğunu bilmemiz gerekir.." İnsanı Tanıma Sanatı, Adler
Beğenilme, takdir edilme, tebrik edilme arzusu fıtridir. Belki belli bir ölçüde iyidir de. Güzel bir söz vardır: “Tenkit tüketir, takdir üretir”. Öğrenciyi takdir etmek başarısını artırabilir. Çalışanı, memuru takdir etmek verimliliği yükseltebilir. Müspet yaklaşım genellikle güzel netice verir.
Ancak benim vurgulamak istediğim; iş yaparken söz söylerken bizi kimin beğenmesini beklediğimiz hususudur.
“Amirim, müdürüm, patronum, başkanım beğensin…” niyetiyle yapılan işleri, söylenen sözleri acaba Rabbim beğenir mi?
Şöhretim artsın, servetim çoğalsın, takipçilerim takdir etsin diye yaptıklarımı acaba Rabbim takdir eder mi?
Kıyamet günü huzura getirilecek üç kişinin halini hepimiz biliriz. Hayırsever, alim ve şehit. Üçü de cehenneme atılır. Sebebi de yine hepimizin malumudur. Niyetleri bozuktur. Rablerinin değil insanların beğenisini hedeflemişlerdir.
İhlas, işlerimizi yaratılmışların mülahazasından tasfiye etmektir. Yani, yalnız Rabbimizin rızasını hedeflemektir. O’nun vereceği ecir ve mükâfatı O’nun dışında alabileceğimiz bütün mükâfatlara tercih etmektir; O’nun zikretmesini, dünyanın övüp alkışlamasına tercih etmektir; görsünler, bilsinler diye yapmanın O’nun görmezden gelmesine sebep olabileceğini bilmektir.
Niyazımız, Rabbimizin yüreklerimizde kendisinden başkasına beğendirme arzusu bırakmamasıdır.(29.11.2019)
@1barbienur hüzne dair önemli mesajlar var gerçekten, acıyı hissetmek, insanların ne diyeceğini (susma orucuyla) bırakmak, kendine şefkat göstermek (yiyip içmek) ve en çok da "hayata tutunmak için gücünün yettiği en ufak hamleyi (dalı silkelemek) yapmak." davranışsal aktivasyon diyoruz buna.
“…inançsızlığı ‘nesnel’ tutum sayma eğilimi ciddi, sistemli bir önyargıdır.”
“….metodolojik ateizm doğaüstüne inanmayı gerektirmez ama doğaüstü hakkında bir inancı gerektirir... antropolojik ve sosyolojik monograflar dinî varlıkların ve güçlerin varlığını sistematik biçimde reddetmiştir. Bu ret ‘tarafsız’ ya da ‘nesnel’ değildir. Aksine, metodolojik ateizm de ‘kişisel kanaatlerin’ ve ‘felsefî inancın’ etkisinin ürünüdür.”
Türkçe dayatmasına karşı yeni Said:
Eğer milyonlarla efradı bulunan ve binler seneden beri milliyetini ve lisanını unutmayan ... Kürdlerin milliyetini kaldırıp, onların dilini onlara unutturduktan sonra; belki bizim gibi ayrı unsurdan sayılanlara teklifiniz, bir nevi usûl-ü vahşiyane olur. Yoksa sırf keyfîdir. Eşhasın keyfine tebaiyet edilmez ve etmeyiz!
Mektubat - 430
Cüneyd-i Bağdadi vefatından sonra rüyada görüldü.Kendisine: "Durumun nasıldır?” dendi. “Bütün o süslü sözler yok olup gitti; yaldızlı sözlerden hiçbir eser kalmadı. Burada faydasını gördüğümüz tekşey, gece yarısı kalkıp Allah için kıldığımız birkaç rekatlık namazdır” dedi.
İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de böyle. Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o “şey” olur. O şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.
İsmet Özel, Taşları Yemek Yasak