@FTasarca30049@ogretmensitemiz Ev, çocuğun ilk okuludur, aileler ise hayattaki ilk öğretmenleridir. Evde rol model olamayan, ebeveynlik görevini yerine getiremeyen insanların, mesleğini layıkıyla yapan öğretmenlere karşı bu denli saygısız ifadeler kullanması kabul edilemez.
Merhaba, Türkiye'nin en büyük özel ders ilan platformu https://t.co/3Ve7PmDoKN'da yer alan eğitimci profilim için referans olur musunuz? Yorum yap kısmından benimle ilgili görüşlerinizi yazabilirsiniz :) #coğrafya#tyt#ayt#yks#sosyalbilgiler
https://t.co/T4A3wDlaVE
Yanlış insan sizi standartlarınızı düşürmeye zorlar. Doğru insan ise onları yükseltmeniz için sizi ilham verir. Aslında kimin yanında olduğunuz, kim olacağınızı belirler.
Kadınların neye âşık olduğunu sanırım biliyorum.Konuşmanın hiç bitmesini istemedikleri insanlara… Derin ve zihni besleyen sohbetler kurabildikleri bir erkekle karşılaştıklarında kendilerinden geçiyorlar.Zihinle kurulan bağ kalpten daha derine iner.Nerden biliyorsun diye sormayın
Ben Balık burcu etkili biriyim bol bol sosyalleşelim, koşturalım, gezelim ama bana kendimi dinlemem için izin vermelisin. Gözlerim dalabilir, sohbet ederken bi anda başka bir evrene ışınlanabilirim ama enerjimi topladığımda anı yakalayacağımdan şüphen olmasın sadece dinlenmeliyim
Kimse sizin “özgüvenli ve özgür” çocuklar kılıfıyla topluma itelediğiniz hadsiz, zorba, bencil ve şımarık çocuklarınıza katlanmak zorunda değil. İnsan yetiştirmek bir sanattır. Yetiştiremeyecekseniz çocuk yapmayın ve kendi berbat kişiliklerinizi devam ettirmeyin.
Meslek kişinin hayatını sürdürmesi için gereklidir. Evliliğin sürdürülmesi için duygusal zeka, anlayış lazım… birinin mesleği değil; evlilik olgunluğu tercih sebebi olmalıdır…
Rüyamda denize giriyordum. Nasıl özlediğimi sadece balık ve balık etkililer anlar… onsuz boğulmak gibi.
Diğer her su elementi burç denizsiz de yaşayabiliyor; balıktan başka.
Su bizim için gereklilik, mecburiyet…
dersin ki en zararsızları balıktır, akrep balık yengeç burçları içinde en sakin ve akıllı olan balıktır bana göre. sakin olanın acelesi yoktur. intikam isteği olmayan birisi ne yapsa kazanır hayat onun yerine zarar verir. balıkların tehlikesi buradadır, kendilerini çok sever ve intikamdan uzak dururlar. onlar hayattan keyif alırken hayat onlar yerine intikam alır ve bu baya acıtan cinstendir.
Balık burcuyla ilgili en yaygın yanlış bilinen özellik: “Balıklar sürekli kurban rolü oynayan, gerçek dünyadan kopuk, zayıf iradeli ve her an dağılmaya meyilli hayalperestlerdir.”
Gerçekte Balık’ın “teslimiyetçi” duruşu güçsüzlükten değil, her şeyi olduğu gibi kabul edebilen devasa bir ruhsal derinlikten gelir. Sanılanın aksine çok dayanıklıdırlar; başkalarının altında ezileceği duygusal yükleri ve kaosu sessizce göğüsleyebilir, en zor şartlarda bile sezgileriyle ayakta kalabilirler. “Gerçek dışı” imajı büyük bir yanılgıdır; onlar sadece dünyanın görünen yüzünden fazlasını görürler, bu da onları aslında en bilge ve öngörülü burçlardan biri yapar.
İnsanlar onları “kararsız ve iradesiz” diye etiketler ama bu aslında her ihtimali hisseden empati yetenekleri ve kimseyi kırmama isteğidir. Bir Balık, inandığı bir ideal veya sevdiği bir insan söz konusu olduğunda en beklenmedik fedakarlıkları yapacak kadar cesur ve sarsılmaz bir inanca sahip olabilir. Belirsiz oldukları söylenir ama onlar aslında sadece hayatın akışına güvenmeyi bilirler; kontrol etmeye çalışmak yerine dönüştürmeyi seçerler.
Kısaca: Balık zayıf değil, şifacıdır; sezgisel, evrensel bir sevgiyle dolu ve ruhsal boyutta en dirençli güçtür – “kurban psikolojisi” imajı en büyük haksızlıktır. Merhameti suiistimal edildiğinde sessizce okyanusuna dönen en derin burçlardan biridir. ♓️🌊
Toplumumuzda kadına yüklenilen rollerin yarattığı psikolojik baskı hepimizin malumu; anneliği, evlenmesi, evlenmemesi, çalışması, çalışmaması, giyinmesi, sesi… tüm bunlara rağmen kendini gerçekleştirme çabasını bırakmayan tüm kadınların kadınlar günü kutlu olsun💐
Balık etkisindeki biri senden koptuğunda bunu bir tartışmayla değil, tam bir "varoluşsal silinme" ile yapar; artık onun için oda içinde duran sıradan bir eşyadan farksız hale gelirsin. Mesajlarına dönmez, gözlerinin içine bakmaz ve seni tamamen yabancılaştırarak orada olsan bile ruhun yokmuş gibi hissettirir. En iyi ihtimalle "Ruhuma iyi gelmedin," diyerek sessizliğe bürünür ve aynı ortamda bulunmana tahammül etse bile, sana uyguladığı o derin ghosting ile seni kendi dünyasından tamamen kazır. Artık onun zihninde ve kalbinde bir karşılığın yoktur; varsındır ama aslında hiç var olmamışsın gibi bir hiçliğe mahkum edilirsin.
Haddini aşan insanlara tevâzu gösterilmez. Had bildirilir.
Had bildirme ise tartışarak değil, muhatap olunmayarak olur.
Çünkü birine verebileceğin en iyi ders, onu yok saymaktır.
YILDIZ KENTER
nietzsche ağladığında kitabında geçen muhteşem bir cümle var:
“benim “biz” haline gelebilmem için önce “ben” olmam gerek.” (s. 315)
günümüz ilişkilerinin de sorunu tam olarak bu: henüz "ben" bile olamamış milyonlarca insan "biz" olmaya çalışıyor.