"Gidelim buradan.. İlaçlarını yanına alma.
Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi?
Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan..
Bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan.
Soru sorma artık bana.
Soru sormayayım sana.
Her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim..
Gidelim buradan. Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim..
Gidelim buradan..
Bak uyuyamıyorum yine.
Senin de uykuların defolu, bölük pörçük..
Huzur içinde uyuyabileceğimiz bir yerlere gidelim.."
Ali Lidar
"Gidelim buradan.. İlaçlarını yanına alma.
Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi?
Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan..
Bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan.
Soru sorma artık bana.
Soru sormayayım sana.
Her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim..
Gidelim buradan. Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim..
Gidelim buradan..
Bak uyuyamıyorum yine.
Senin de uykuların defolu, bölük pörçük..
Huzur içinde uyuyabileceğimiz bir yerlere gidelim.."
Ali Lidar
insan bu dünyada eğer benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor.. yalnız insanlar hep alışıktır beklenmeyen olaylara..
bu yolun sonu nereye çıkar, bilmiyorum. yolun sonu çiçekli midir, bilmiyorum. yolun en dikenli kısmı burası mı, bilmiyorum.
bazı bilinmezlikler bi yaştan sonra ağırlaşıyor omuzlarda.
Kötüyüm sormadın, hastaydım merak etmedin. Çok istediğim bir şey vardı başardım, seninle paylaşamadım. Beni gör diye çırpındığım günler oldu, görmek istemedin. Şimdi gelsen ne olur gelmesen ne olur.
"Sana elma gönderiyorum, çürüyor.
Sana ayva gönderiyorum, kararıyor.
Sana beyaz üzüm yolluyorum, hepsi yolda bozulmuş.
Sana gözyaşlarımı yolluyorum."
Eternity and a Day, Angelopoulos (1998)