Kendimi onca yorgunlukla birlikte ilk kez bu kadar huzurlu ve özgüvenli hissetmiştim. Yüksek lisansın son eğitim dönemindeyken bizler, bu kadar kaliteli bir ortama sahip olduğumuz için hem heyecanlı hem de gururluyuz.
Yaklaşık 2.5 yıl kadar deprem sahasında çalıştıktan sonra bu deneyimimi akademik bir temele daha sağlam oturtmak istediğimde, birçok üniversite mülakatta dahil çok sert ve ayrımcı politikalar uygularken Bilgi’de çalışmalarını duyan hocalarım bana teşekkür etmişti
Bilgi Üniversitesi ile ilgili atıp tutan birçok kendini bilmez insan görüyorum ve bu konuda bir şeyler yazmak istiyorum.
Can Holding, Bilgi Üniversitesi tarihçesine baktığımızda çok ufacık bir yer kaplamaktadır. 2019 yılında üniversiteyi satın aldıklarında biz öğrenciler tarafından sert bir şekilde tepki görmüş, zaman içerisinde kampüslerimizde Bilgi kültürüne ters aksiyon aldıklarında tepkilerin katlarca fazlasını tekrardan tecrübe etmiştir.
Büyük ihtimalle Can Holding'den Bilgi Üniversitesi öğrencilerinden daha çok nefret eden yoktur. 30 yıllık tarihinin son 7 yılında aktif olan bir kapitali Bilgi Üniversitesi ile bağdaştıramazsınız. Kaldı ki bazı kişiler, 2023 seçimlerinde Erdoğan'ın kazanamadığı senaryoda Can Holding'in üniversiteyi satmak istediği söylentilerini duymuştur.
Ayrıca Bilgi Üniversitesi, son derece özgür bir üniversitedir ve kuruluşundan yakın tarihe kadar bireylerine kontrol edebilecekleri bir öğrenciden ziyade, kendilerini BİLGİ ile özdeşleştirmeyi tercih etmiş birer yetişkin gözüyle bakar. Kampüs içerisindeki işletmelerin sattığı ürünler veya gerçekleşen partiler, bu sebepten ötürü eğitimin kalitesizleştiği gibi saçma iddialar ile bağdaştırılamaz.
Bilgi Üniversitesi, özellikle sosyal bilimler ve iletişim fakültelerindeki bölümlerde ülkemizin en saygın ve kaliteli akademisyen kadrolarına sahiptir. Bu akademisyenlerin en büyük ayrıcalığı, BİLGİ'nin kültürü gereği, yalnızca sıfat olarak "akademisyen" olmaları ve iletişim kurarken akademik duvarları yıkıp geçmeleridir.
BİLGİ'de hazırlık dönemi ile birlikte geçirdiğim 5.5 yılda bir kez bile hiçbir akademisyene ulaşmakta zorluk yaşamamış, hatta bazılarıyla neredeyse "arkadaş" olmuştum. Bugün bile neredeyse bir düzine kadarıyla günlük hayatımda konuşur, ofislerini ziyaret ederim. Daha doğrusu, ederdim... Malum.
BİLGİ'yi masonlukla bağdaştıran ve bizi kötü amellerin (!) peşine sürüklediğini iddia edenler (ki bu ne alakaysa...) için de şunu söyleyebilirim ki BİLGİ, size öğrenciden daha çok kaliteli insan olma yolundaki bir birey olarak bakardı. Bugüne kadar her yıl 1000'den fazla (Evet, günde ortalama 3 etkinlik) etkinlik düzenlenmesi, 100'den fazla kulübün olabildiğince aktif tutulmaya çalışılması, dünyaca ünlü ve tarihe damga vurmuş isimlerin sürekli konuk edilmesi gibi aksiyonlar, öğrencilere "Gidin ve kendiniz için kendi istediğiniz işleri yapın," demesinin bir yoluydu.
Ayrıca mezunlarına ömür boyu derslere girmek veya etkinliklere katılmak gibi hakları tanıyan ender üniversitelerden biriydi. Çünkü BİLGİ'nin mottosu hep "Non scholae, sed vitae discimus." olmuştu. Yani, "Okul için değil, yaşam için öğrenmeliyiz."
Ben bu yorumları olabildiğince görmezden gelmeye çalışıyorum ve bir türlü BİLGİ'yi kazanabilecek puana sahip olmamış insanların kendi iç çatışması sebebiyle intikam duygusuna büründüğünü düşünmek istiyorum. BİLGİ'nin ne olduğunu, ne sunduğunu en iyi santralistanbul kampüsüne adım atmış, oranın havasını almış insanlar bilir.
Biz güzeliz, temiziz ve aydın olmaya çalışan kimseleriz. Zamanla büyümesini umduğumuz parlaklığımız ile bu ülkeye ışık tutmak, en büyük ideallerimizden. Üniversitemizi kapatmak, ancak bu ülkeyi karanlığa boğmak isteyenlerin eseridir.
Ancak ışık sonsuzdur ve engellenemez. BİLGİ ruhu her zaman devam eder.
Keşke üniversitemiz daha da yaşayabilseydi.
Çok üzgünüm.
🔴 İsrail tarafından kaçırılan Sumud Filosu organizatörlerinden Brezilyalı Thiago de Avila ve Filistinli Saif Abu Keshek ‘mahkum’ kıyafetleriyle İsrail mahkemelerine çıkarıldı.
idam edilmeye götürülüyorlar hiç birinin yüzünde korkudan, endişeden eser dâhi yok.
şerefli ve haysiyetli bir ömür sürüp şerefleriyle son nefeslerini verecekler.
islam ümmeti gibi haysiyetlerini kâfirlerin ayakları altına vermeden göçecekler bu diyardan,
hoş bir sadâ bırakarak.
🔴 İsrail Güvenlik Bakanı Ben Gvir, Filistinli esirlere idam cezası kararının onaylanmasını kutluyor:
"Tarihi bir gün. Hepsini teker teker idam edeceğiz."
O kadar büyük bir hikayesi var ki, umarım bir gün anlatabiliriz. Oğlunu hastanenin bahçesine gömüp tedaviye devam eden, aklımızın almayacağı kadar büyük bir kahraman.
🚨Gazze'de açıklama yapan Avustralyalı kadın doktorlar:
▪️Bu videoyu çekiyoruz çünkü her an ölebiliriz.
▪️Hastalarımızın %70-80'i çocuk ve hamile kadınlar.
▪️9 aylık hamile, başı kesilmiş bir kadını doğurttum.
▪️Lütfen bu terör ve dehşeti durdurun.
Görüyoruz, biliyoruz, konuşuyoruz… sonra hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyoruz bide utanmadan hayatımızda en küçük aksilik olsa şikâyet ediyoruz..