@myroad__ Bazı insanları neden seçtiğimizi yaşarken değil, yıllar sonra anlıyoruz, gitmenin neden doğru olduğunu anlayacak kadar tecrübeleniyoruz, çünkü insan kendine iyi geleni seçmeye başladığında hayatı bir noktada güzelleşiyor çiçekleniyor. Hayat hep cemşit gibileri çıkarsın karşımıza
Kim dayanabilir zamanın kırbacına
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken
Kim ister bütün bunlara katlanmak?
Bir insana şüphesiz güvenmek ne güzel… İçinde tek bir tedirginlik bile olmadan, kalbini saklamaya ihtiyaç duymadan yaklaşabilmek ona. Ne söyleyeceğini tartmadan konuşmak, susarken bile anlaşılacağını bilmek… Bu, insanın hayatında nadir bulduğu bir huzur. Güven dediğin şey bir anda kurulmuyor küçük küçük birikiyor. Bazen bir sözde, bazen en zor anında yanında oluşunda kendini gösterir. Zamanla öyle bir yere geliyor ki, o insanın dümdüz orda öylece durması bile yetmeye başlıyor. Her şeyi anlatmana gerek kalmadan içinin hafiflediğini hissediyorsun.
Şüphesiz güvenmek, biraz da kendini bırakabilmekte. Sürekli tetikte olmaktan, her ihtimali düşünmekten yorulmuş kalbinin dinlenmesidir bu. Ya giderse korkusunun yavaş yavaş yerini, daha sakin bir kabulleniş alır. Ve sen fark etmeden, içten içe o insanın her zorluğa rağmen kalmayı seçeceğine inanırsın. Böyle bir güvenin olduğu yerde sevgi de değişir. Daha derin, daha gerçek, daha sessiz bir hâl alır. Gösterişe ihtiyaç duymaz, kendini kanıtlamak zorunda kalmaz. Yormaz, aksine iyileştirir. Yanında olduğunda eksik değil, tamam hissedersin.
Sonra bir gün durup düşünürsün; herkes sevebilir ama herkes güven veremez. Herkes yanında olabilir ama herkes içini bu kadar rahatlatamaz. İşte o an anlarsın aslında ne kadar kıymetli bir şey yaşadığını. Eğer hayatında şüphesiz güvenebildiğin biri varsa, onu sıradan görme. Çünkü bu dünyada bir insanın en çok aradığı şey, yanında kendin olmaktan korkmadığın bir kalptir.