Vatandaştan gelen.
Bingöl, ağlıyor.
Bir şehir ki, ekonomisi en dipte sürünüyor; istihdam yok, yatırım kaçmış, tarım ve hayvancılık can çekişiyor. Gençler umutsuz, yaşlılar yorgun. Ama emlak ve kira fiyatları? Ülke genelini bile geride bırakacak kadar fahiş, korkunç, vicdansızca yükselmiş. Merkezde 2+1 daireler 13-25 bin TL kira isterken, satılıklar 6-11 milyon bandında dolaşıyor. Düşük gelirli bir ilde bu, açıkça halkı eziyor, evsiz bırakıyor, umudu çalıyor.
Havalimanı 14 ay boyunca kapalı. Pist onarımı bahanesiyle halk, Muş’a, Elazığ’a, Diyarbakır’a, Erzurum’a mecbur bırakılmış. Ulaşım derdi yetmezmiş gibi, hastalarımız komşu illere şifa dilenmeye devam ediyor. Devlet hastanesinde uzman yok, randevu kaos, hijyen tartışmalı. Ciddi bir rahatsızlığınız varsa valiz hazırlayın, yollara düşmek zorunda kalıyorsunuz.
Şehrin her tarafı HES, JES, GES projeleriyle kuşatılmış. Nehirler kurutuluyor, tarım arazileri zehirleniyor, doğa tahrip ediliyor. “Temiz enerji” diye sunulan bu saldırılar, aslında Bingöl’ün bereketini, horoz fasulyesini, balını, kavurmasını, geleceğini yok ediyor. Köylüler, çevreciler sesini yükseltiyor ama kulak veren yok.
Gençlik uyuşturucu bataklığında boğuluyor. Operasyonlar yapılıyor, tutuklamalar oluyor ama sorun kangren gibi yayılıyor. Fuhuş da cabası; sokaklarda, merkezde operasyon haberleri eksik olmuyor. Geleceği çalınmış bir nesil, umutsuzlukla zehirleniyor.
Resmi kurumlar laçkalaşmış, bürokrasi hantallaşmış, hizmet yerini hantallığa bırakmış. Siyasiler ise koltuklarını korumak için güç oyunları peşinde. Halkın derdiyle dertlenmek yerine, makam savaşları, vaatler, fotoğraflar... Velhasıl kelam, şehir ağlıyor, halk izliyor.
Bingöl’ün sorunu sadece yoksullaşma değil; onur kaybı, gelecek kaybı, doğa kaybı. Düşük gelir + fahiş maliyet + altyapı çöküşü + çevre talanı + sosyal çürüme... Hepsi bir araya gelince kangren olmuş bir yara çıkıyor ortaya.
Bu şehir, bu halk, bu kadarına layık değil.
Artık yeter.
Daha fazla sosyal konut, gerçek istihdam projeleri, yurt yatırımları, hastane ve doktor atamaları, doğayı koruyan değil yok eden projelerin durdurulması, gençlere umut verecek eğitim ve spor yatırımları, emlak sektöründe kayıt dışı ve fahiş fiyatla mücadele... Bunlar laf değil, acil eylem olmalı.
Siyasiler, bürokratlar, yerel yöneticiler:
Halk koltuk değil, ekmek, sağlık, gelecek, onur istiyor.
Bingöl ağlamasın.
Bingöl dirilsin.
Bingöl hak ettiği değeri görsün.
Bu yazı, sessiz kalanlara bir tokat, umut bekleyenlere bir haykırış olsun.
Değişim, ancak sesimizi yükseltirsek başlar.