Fatih Terim: "Galatasaray'da dönem benim oyuncum olmuş, aynı gayeye baş koyduğumuz, bir defa Okan hoca var. Bazen her ne kadar yeniler içinde onu niye saymıyorsun deseler de bana; şampiyonluklar kazanmış, başka yerde de şampiyon olmuş, onu onların arasında saymanın bir saygısızlık olacağını düşündüğüm için... Ben hayatım boyunca Galatasaray'da hep birlik beraberliği savundum. Bu sene 5.... Şampiyon olabilirler mi? Evet. İhtimal var mı? Büyük ihtimal. Ne benim ne Okan'ın rekoru olmaz, Galatasaray'ın rekoru olur. Ama buradan kalkmaları lazım. Böyle yerlerden kalkacaksın. Neler görmüştür Galatasaray."
gsye dair en sevdigim videolardan biri fatih hocanin 3.doneminin sonunda oynanan antalya macindaki bir videoydu. Ayriliktan sonraki ilk mac. Kenarda yanilmiyorsam taffarel var. Engin koseye plaseliyor. 1-0 one geciyoruz. Sonra youtubea o gunden bir video yukleniyor. Turkiyenin neresinde cekildigi bilinmeyen bir cafesinde 10 15 tane genc universiteli cocuk golden sonra bir gunde kral olmadik bir gunde tahtan inmeyiz'i soyluyor. Artik devrik durumdaki hocasina destek icin. Bugun biz o universiteli cocuklariz. Hocamizi devrik lider yapmayacagiz. Basariya ulasmamis 2000-2001 sezonumuzu bu sezon basariya ulastiracagiz. Bir gunde kral olmadik. Bir gunde tahttan inmeyiz. Olene kadar da seninleyiz aslan hocam. Aynen oyle.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Galatasaray’ın 26. şampiyonluğu camiamıza hayırlı olsun. Dört senelik istikrar ve başarı, bugün yepyeni bir zaferle taçlanmıştır. Daha büyüklerinin yolda olduğuna ve Galatasaray bayrağının her zaman zirvede kalacağına inanıyorum.
Sayın Başkan Dursun Özbek başta olmak üzere, bu büyük başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum, kulübümüzün bir Divan üyesi olarak her birine teşekkürlerimi sunuyorum.
Galatasaray’ın dört sezonluk ilk şampiyonluk serisinin kilit oyuncularından, bugünün şampiyon hocası Okan Hoca’yı, değerli ekibini, futbolcularımızı ve kulüp emekçilerimizi canıgönülden kutluyorum, dört sene üst üste şampiyonluk kulübümüze yine çok yakıştı.
Galatasaray taraftarı, bu mutluluğu sonuna kadar yaşamalı, şampiyonluğu doyasıya kutlamalıdır…
Galatasaray’ın yeni hedefi, yarın sabahtan itibaren kendi rekorunu daha da geliştirmek adına çalışmak olmalıdır çünkü Galatasaray, tarihinden güç alarak her zaman ileri bakar ve Galatasaray gibi büyük kulüplerin var olma amacı budur.
💛❤️
tam olarak şahane bi dört yıldı, her şey sığmaz aslında bunca yıla ama sığdı. iyi mi oldu bence baya iyi oldu. her şey için teşekkür ederim, iyi ki tanışmışız gibi bir şey @MauroIcardi