#Barış#kızımızokuyacak#Aktivist
Hayallerim çok kırıldı la!
Bi ara baamsız aday olduğum ve ayrıca dernek kurduğumuz doğrudur ama eksiktir. (kesin bilgi)
Dün gece İstanbul ambarlı limanında Ticaret Bakanlığı suç üstü yakalandı. İsrail ile ticareti protesto etmek ve sevkiyatı engellemek isteyen vatandaşlara karşı özel güvenlik havaya ateş açtı ve polis İsrail firmasının konteynerlerini korudu.
***
Buraya uzunca bir not düşmek istiyorum.
İsrail ile Ticaretin devam ettiğini herkese açık resmi kaynaklardan tespit edip kanıtlarıyla sundum. Şimdi insanlar limanlara gidip kendi gözleriyle görüyor. Videolarla biz de görüyoruz.
Bize yalan söylediler. Gazze'de katliamların sürdüğü ilk 6 ay boyunca İsrail ile ticaretin olmadığını söylediler. Bizzat Ticaret Bakanı @omerbolatTR ve Ak Parti İstanbul İl Başkanı @osmannnurika bu yalanları canlı yayınlarda anlattı. Birçok güdümlü gazeteci bu yalanları paylaştı.
Sonra pes ettiler. Önce itiraf edip ardından ticaretin kesildiğini açıkladılar. İkinci 6 ay bu yalanla uyutulduk. Ticareti kesmeyip başta Filistin olmak üzere diğer ülkeler üzerinden sürdürdüklerini, bu kadar alçaldıklarını yeni yeni öğreniyoruz.
İsrail ordusuna çelik, çimento, dikenli tel ve diğer ihtiyaçlarını gönderip gümrük beyannamesine Filistin diye kaydettiler. İsrail'e makyaj malzemesi ihracatı bile durmadı. Onu da Filistin diye kaydedip gönderdiler. Katliama desteğimiz yetmezmiş gibi bir de Filistin halkıyla böyle alay ettiler.
Bu işbirlikçiliğin sorumlusu kim? Elbette iktidar ve patronlar.
Videolardan birinde İsrail şirketinin konteynerini taşıyan tır durduruluyor ve "şoföre dokunmayın ha" sesini duyuyoruz. Tam da bunu anlatmaya çalışıyorum. Evet, bu işbirliğine şoförlük yapmayı bile reddetmek en doğru tavır ama siyasilere ve patronlara dokunmadan işçilere ya da sıradan vatandaşa dokunmak hedefi saptırmak olur. Asıl suçluları rahatlatır.
Bunu paylaşmak istedim.
Türkiye ve İsrail arasında ticaret devam ediyor mu? Ediyor. Etmese, İsrail katliamlarına böyle devam edemez zaten. İhtiyaç duyduğu petrolün %60'ını, çeliğin %65'ini, çimentonun %90'ını biz gönderiyoruz. Gerçi petrol Azerbaycan petrolü ama nakliyatını biz yapıyoruz. Varil başına 0,8$ komisyon alıyoruz.
Devlet eliyle İsrail'e Bor sevkiyatımızın detaylarına bakıyorum. İsrail, Gazze'ye saldırı başladığından beri Ekim 2023, Ocak 2024 ve Mart 2024'te Bor (borik asit formunda) ithal etmiş. Ana tedarikçi biziz, neredeyse hepsini biz göndermişiz.
Kaynak: Birleşmiş Milletler (UN Comtrade Database)
* Mart ayı verileri henüz açıklanmadı
Hukukçuların bütünüyle hukuk dışı buldukları bir karar gerekçe gösterilerek Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen DEM Parti adayına mazbatasının verilmemesi Van halkının iradesini tanımamaktır. Bu kabul edilemez. Seçimlerin siyasi maksatlı yargı kararlarıyla gölgelenmesine karşı hep birlikte tepki göstermek ve demokrasiden yana tavır almak zorundayız.
Milli iradenin üstünlüğü Cumhuriyetimizin temel değerlerinden biridir. Hükümeti ve mahkeme heyetlerini, son yıllardaki tavırları artık terkedip, asıl ve en büyük irade olan halk iradesine saygı duymaya davet ediyorum.
gazze'de katliam devam ederken israil'e ne kadar çimento sevkiyatı yaptık?
1.064.178.135 ₺
(ekim, kasım, aralık, ocak ayları toplam tutarıdır. şubat henüz açıklanmadı.)
sevkiyatı aralıksız sürdüren tüsiad ve müsiad firmaları:
sabancı holding
oyak holding
eren holding
sanko holding
nuh çimento
israil'in çimento ihtiyacının
%95'ini türkiye
%5'ini yunanistan
karşılıyor
Erdoğan'ın oğlunun Gazze bombalanırken İsrail limanında gemisini yüklediğini açığa çıkaran araştırmam Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri Jüri Özel Ödülü aldı.
Gazeteci Metin Göktepe öldürüldüğünde lise öğrencisiydim. Çok etkilenmiştim. Odamın duvarında posteri asılıydı. Onun adına verilen bu ödülü almaktan büyük onur duyuyorum.
mehmet bey, bursa'da ve sakarya'da size israil ile ticareti soranların yüzüne bile bakamadınız. makam arabanıza binip kaçtınız (videoları ektedir). kanlı canlı karşınızda duruyorlardı. şimdi trol mü oldular? hamaseti ve ikiyüzlülüğü bırakın. gerçekleri konuşalım.
* israil'e malzeme taşıyan manta denizcilik'in sahibi mert çetinkaya (burak erdoğan ile ortak)
* israil'e malzeme taşıyan oras denizcilik'in sahibi salih zeki çakır (erkam yıldırım ve ak parti milletvekili vehbi koç ile ortak)
* israil'e malzeme taşıyan hatay ro ro gemisinin sahibi ak parti milletvekili adayı ve eski il başkanı ibrahim güler
* israil'e malzeme tedarik eden osmanoğulları gazbeton sahibi malatya yeşilyurt belediye başkanı mehmet çınar
* israil'den çöp satın alıp adana'da çevreye salan ak parti milletvekili adayı ve müsiad yöneticisi bilal nadir gök
* israil'e kablo tedariği sağlayan pamukkale kablo'nun sahibi bbp kurucu yöneticisi mustafa semerci
* israil'in elektrik tedarikçisi zorlu holding
* israil'e her gün uçakla sevkiyat yapan mng holding
* israil'e limanından her gün gemiler yollayan limak holding
* israil savaş uçağına yakıt götüren tankerin bakımını yapan kolin holding
* israil'e düzenli çelik ve hammadde gönderen müsiad üyesi içdaş
* israil'e düzenli çimento gönderen akçansa sabancı holding
* israil'e düzenli sevkiyat yapan arkas holding
* israil'in petrolü ceyhan limanımız üzerinden sağlanıyor
* israil'in 1 numaralı çelik ve çimento tedarikçisiyiz
* israil'in mescidi aksa'yı kapatmak için kullandığı dikenli telleri de biz gönderiyoruz.
* israil'den en çok çöp (evet çöp), tohum ve hurma (ramazan öncesi pik yaptı) satın alıyoruz.
not 1: gönderilen malzemeler arasında israil askerinin yiyeceği, giyeceği ve silah aksamı da var.
not 2: bilgilerin tamamı herkese açık resmi kaynaklardan alındı.
İsrail'e gönderdiğimiz ürünlerden biri de dikenli tel. Gazze'ye saldırı başladıktan sonra yapılan dikenli tel ihracatını TÜİK veritabanında sorguladım. Ekim'de ve Aralık'ta yollamışız, Ocak'ta çok daha fazla yollamışız. Belgesi ektedir. Ayrıca, iki gün önceki TRT haberi ve ilgili video ektedir.
Taaa aylar önce dedim ki; Türkiye’de “imparator” namıyla bilinen kişi, bu dolandırıcılık vakasının tam da göbeğinde! Ama “ağar” abileri olduğu için dosyadan itinayla ayıklandı. Jet hızıyla Yunanistan’a “transfer” edildi. Sözde eski avukatı Rezan Efendi, Galatasaraylı futbolculara fotokopi gibi ifadeler verdirerek “Fatih Terim Fonu”nu Hakan Ateş Fonu” yapmaya çalıştı. Bunun için gayri ahlaki yöntemlerle sözde hukuki kararlar çıkarttı, senaryolar yazdı, iftiralar attı. Tek dertleri çıldırmış faiz vaadine kaptırdıkları milyonları bankadan tahsil etmekti. Ve nihayet ikinci bilirkişi raporu çıktı. Dava dosyası başından beri bu kadar netti ve ben de böyle anlattım her şeyi… Sırf doğruyu söylediğim ve yalanlar üzerine kurulu bir manipülasyonu bozduğum için önce Sözcü TV ekranından uzaklaştırıldım, sonra da Halk TV’den.. İki üç dostumdan başka “Ne oldu yahu?” diyen bile çıkmadı! Bakıyorum şimdi herkes, “Aaaa banka yöneticilerinin Seçil Erzan’la bir bağı yokmuş!”, “Aaa Seçil not defterine ‘hoca’ya 10 milyon dolar verdiğini yazmış!” falan diye anlatıp duruyor. Günaydın Türkiye! Ve hatta Yunanistan! Bir gün bunu söyleyeceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama seçtiğim meslekten nefret ediyorum.. Onurunu koruyamadığı için, bu denli ayağa düştüğü için, ortalığı ite köpeğe bıraktığı için.. Gazeteci olmaya karar verdiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Bu da bıraktığım gün olsun..
Hataylı hemşerilerim ve değerli yurttaşlarımız,
6 Şubat Depremlerinin birinci yılını doldurmak üzereyiz. Televizyon ve gazete haberlerinden gördüğüm ve bana ulaşan bilgilerden edindiğim kadarıyla, Hatay ve depremden etkilenen diğer bölgelerde halkın; barınma, sağlık, eğitim, ulaşım, temiz su ve gıda başta olmak üzere temel haklara erişim hala büyük bir sorun. Hataylılar ve diğer bölgelerdeki deprem mağdurları için hayat hala normalleşmedi.
Ama ben ne o günü, ne de o günden sonra yaşananları unuttum!
Enkaz kaldırma çalışmalarında hayatta kalmaya çalışan sizlerin kurduğu çadırların yanına moloz dökerek sizleri asbeste, toza maruz bıraktıklarını unutmadım. Kontrolsüzce yıkılan binaların operatörlerinin can verdiğini de unutmadım, moloz taşıyan hafriyat kamyonlarının aldığı canları da. Unutmadım, bir bir not ettim. Dikmece’de halkın zeytinlerine sahip çıkmak için mücadele ederken, sıkılan biber gazını, suyu. Yalnızca mücadele eden yoldaşlarımın yanlarında olamadığım için hayıflandım.
Biliyorum siz unutmadınız yaşadıklarınızı, ben uzaktayım ama ben de unutmadım.
Depremin 40. günü Antakyalı, Samandağlı, Defneli kadınların ellerinde rihenleri ve bahurlarıyla “Ma rıhna nıhna hön” diyerek yeri göğü inlettiklerini de unutmadım. Hayıflandım, bir çift ayak olamadığım, bir ses de ben çıkaramadığım için. Geçtiğimiz haftalarda Sutaşı’nda yanarak can veren İsacan ve Doğa’yı da unutmadım. 2012 raporunda depreme dayanıksız olduğu sağlık bakanlığınca tespit edilen İskenderun Devlet Hastanesi’nde açık bir sosyal cinayete kurban giden yurttaşlarımızı, Özel Defne Devlet Hastanesi’nin yoğun bakımında ölüme terk edilen abilerimi, ablalarımı ve kardeşlerimi de unutmadım. Hastanenin emekçileri canlarıyla uğraşırken onları işten çıkaran, hastanenin enkazını dahi satan o insan müsveddesi patronunu da unutmadım. Her biri benim nezdimde halkların hesap defterinde yazılı duruyor.
Cumhuriyet tarihinin en büyük yıkımı ve en fazla can kaybına sebep olmuş bu büyük depremlerin yıldönümüne giderken TBMM’yi göreve ve sorumluluğa davet ediyorum.
Bu anlamlı gün nezdinde, “6 Şubat deprem farkındalık günü” olarak ilan edilmelidir.
6 Şubat, kaybettiklerimizi anacağımız ve toplumda afet bilinci oluşturmaya yönelik kapsamlı çalışmaların yapılacağı bir gün olmalıdır.
Şerafettin Can Atalay
Hatay Milletvekili
Silivri Cezaevi A-47