Sıla’nın şiir kitabından etkilenerek yazdığım şiiri paylaşıyorum:
Geldim yine izmite Havalarda soğumuş İstanbul daha sıcaktı sanki Velhasıl fazlasıyla üşüdük İzmit/2018
bi de genç avukata vekalet verirseniz o davayı 10 tane avukat arkadaşıyla birlikte tartisip yurutuyo hata yapmamak icin kaç kişiden fikir aliyo arkanizda görünmez bi avukat ordusu oluyo yani dunyanin en f/p olayi
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
The best ever and the best there ever will be. Snooker fans I hope you’ve cherished him over the years in the joy he’s brought to millions over 4 decades
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, yol arkadaşlarımız ve İBB bürokratlarının yargılandığı; ülke tarihinin gördüğü en büyük siyasi kumpas davasının ilk günündeyiz.
Savunma yapmak için değil, bu kumpası yargılamak için buradayız!
Bu iddianameler illa ki çıkar.
Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar umudumuz Ekrem İmamoğlu’ndan, seçilmiş belediye başkanlarımızdan, şerefli bürokratlarımızdan ve yol arkadaşlarımızdan hırsız, uğursuz, casus çıkaramadılar, çıkaramayacaklar.
Bugün İBB Soruşturması kapsamında çağrı üzerine Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne giderek ifademi verdim.
2019 yılında @CBAdayOfisi liderliğinde Istanbul'a baharı getirdiğimiz günden bugüne, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir iş ve işlemimiz olmadığı gibi tüm baskı ve zulümlere rağmen görevimizi en iyi şekilde ifa etmeye devam ediyoruz.
.
İstanbul’un hakkını,milletin iradesini savunmaktan asla vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz.
Şehrimize ve onun vicdanına sahip çıkmaktan geri durmayacağız
hepinizden razıyız çocuklar. şampiyonluk ellerimizin arasından kaysa da muhteşem mücadeleniz ve turnuva boyunca yaşattıklarınız için teşekkürler, elinize ayağınıza sağlık.🇹🇷
Av. Mehmet Pehlivan’ın yalnızca avukatlık faaliyeti nedeniyle tutuklanması,
Av. K. m.58, AYM ve Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırıdır.
📌 Yarg. 16. CD, E.2015/3, K.2015/102: “Avukatın mesleki faaliyeti suçlama konusu yapılamaz.”
📌 AYM, B. No: 2013/1997, 16.04.2015: “Avukatı müvekkiliyle özdeşleştirmek savunma hakkını ihlal eder.”
Bu tutuklama, savunma makamına gözdağıdır. Hukuk devleti değil, ceza devleti anlayışıdır.
Savunmayı susturamazsınız!
Avukatı yargılayamazsınız!
Hukuku teslim alamazsınız!
#AvukatlıkSuçDeğildir #SavunmaDokunulmazdır
Bu saatten sonra turnuvayı kazanır kaybeder bilinmez. İşi hâlâ epey zor. Ama ben bu seviye Nole’yi tekrar izlediğim için şanslı hissediyorum. Yıllar geriye aktı adeta 🐐
Zulme inat direnenler!
İBB İkinci dalga operasyonunda yine içi boş dosyalar ile gözaltına alınan yol arkadaşlarımızdan müvekkilimiz,başkanımız Mehmet Çakılcıoğlu adli kontrol ile serbest.
Sevincimiz buruk, gönlümüz aklımız duruşmaları devam eden canlarımız, yol arkadaşlarımızda. Umutla gelecek iyi haberleri bekliyoruz.
İstanbul sahipsiz değil, biz buradayız! Liyakatli,namuslu,dürüst insanlardan elinizi çekin artık!
İstanbul'un tertemiz muhafızlarını serbest bırakın!
#İBB
Bu sabah 06.30'da yine hukuksuz bir operasyonla gözümüzü açtık.
Tüm avukat arkadaşlarımızla,operasyonun ilk dakikalarından itibaren Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen yol arkadaşlarımızla görüşebilmek için bekliyoruz.
Bu zulmü daha ne kadar ileri götüreceksiniz akıl almıyor. Tek bir suçu,günahı olmayan tertemiz bürokratlara yaptığınız muameleyi azılı suçlulara yapmadınız.
Büyük bir deprem yaşadığımız ve halen artçılarının devam ettiği bu hafta,vatandaşlar için hızlı aksiyon alınması gereken süreçlerin gelişebileceği bu günlerde İBB'nin yönetim kadrosunu gözaltına alıyorsunuz. ISKİ'nin,Kanal facianıza tebligat gönderdiği günün ertesi günü yapılan operasyon tesadüf mü?
Millete hesap vermekten korkmuyorsunuz anladık da dönüp aynaya bakma vakti geldiğinde utanmayacak mısınız?
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.