Elon Musk avait dit un truc qui m'avait marqué sur l'allocation de ressources. En substance : passé un certain niveau de richesse, l'argent n'est plus de la consommation, c'est de l'allocation de capital.
Cette phrase change tout.
L'économie, dans le fond, c'est juste un problème d'allocation. Tu as des ressources finies et des usages infinis. Qui décide où va quoi ?
Imagine une cour de récré. 100 enfants, des paquets de cartes Pokémon distribués au hasard. Tu laisses faire. Très vite, un ordre émerge. Les bons joueurs accumulent les cartes rares, les collectionneurs trient, les négociateurs trouvent des deals. Personne n'a planifié. Et pourtant chaque carte finit dans les mains de celui qui en tire le plus de valeur. Le système maximise le bonheur total de la cour. C'est ça, la main invisible.
Maintenant fais entrer la maîtresse. Elle trouve ça injuste. Léo a 50 cartes, Tom en a 3. Elle confisque, redistribue, impose l'égalité. Trois effets immédiats. Les bons joueurs arrêtent de jouer, à quoi bon. Les mauvais n'ont plus de raison de progresser, ils auront leur part. Les échanges s'effondrent. La cour est égale, et morte. Elle a maximisé l'égalité, elle a détruit le bonheur.
Le problème de la maîtresse, c'est qu'elle ne peut pas avoir l'information que la cour avait collectivement. C'est le problème du calcul économique de Mises, formulé en 1920. L'URSS a essayé de le résoudre pendant 70 ans avec le Gosplan. Résultat : pénuries, queues, effondrement. Pas parce que les Soviétiques étaient bêtes, parce que le problème est mathématiquement insoluble en mode centralisé.
Quand Musk a 200 milliards, il ne les consomme pas, il les alloue. SpaceX, Starlink, Neuralink, xAI. Chaque dollar est un pari sur le futur. Et lui a un track record. PayPal, Tesla, SpaceX. Il a démontré qu'il sait identifier des problèmes immenses et y allouer des ressources avec un rendement spectaculaire.
L'État aussi a un track record. Hôpitaux qui s'effondrent, éducation qui décline, dette qui explose, services publics qui se dégradent malgré des budgets en hausse constante. Le marché identifie les bons allocateurs, la politique identifie les bons communicants.
Le profit n'est pas une finalité, c'est un signal. Il dit : tu as alloué des ressources rares vers un usage que les gens valorisent suffisamment pour payer. Plus le profit est gros, plus la création de valeur est grande. Quand Starlink est rentable, ça veut dire que des millions de gens dans des zones rurales ont enfin internet. Quand un ministère est en déficit, ça veut dire qu'il consomme plus qu'il ne produit. L'un crée, l'autre détruit, et on appelle ça redistribution.
Dans nos sociétés il y a deux catégories d'acteurs. Les entrepreneurs et les bureaucrates. L'entrepreneur prend un risque personnel pour identifier un problème, mobiliser des ressources, créer une solution. S'il se trompe il perd. S'il a raison, ses clients gagnent, ses employés gagnent, ses fournisseurs gagnent, l'État collecte des impôts. Il est la cellule de base du progrès humain.
Le bureaucrate ne prend aucun risque personnel. Son salaire est garanti. Au mieux il maintient une rente existante. Au pire il la détruit par excès de réglementation, mauvaise allocation forcée, incitations perverses qui découragent ceux qui produisent. Mais dans aucun cas il ne crée.
Regarde les 50 dernières années. iPhone, internet civil, SpaceX, Tesla, Google, Amazon, Stripe, mRNA, ChatGPT. Toutes des inventions privées, portées par des entrepreneurs, financées par du capital risque. Pas un seul ministère n'a inventé quoi que ce soit qui ait changé ta vie au quotidien.
La France est devenue le laboratoire mondial de la dérive bureaucratique. 57% du PIB en dépenses publiques, record absolu. Une administration tentaculaire, une fiscalité qui pénalise la création de richesse. Résultat : décrochage face aux États-Unis, à l'Allemagne, à la Suisse. Fuite des cerveaux. Désindustrialisation. Dette qui explose.
Et le pire c'est que la mauvaise allocation s'auto-renforce. Plus l'État prélève, moins les entrepreneurs créent. Moins ils créent, moins il y a de base fiscale. Plus l'État s'endette et taxe. Boucle de rétroaction négative parfaite. La maîtresse pense qu'elle aide, et chaque année la cour produit moins.
Dans nos sociétés, ce sont les entrepreneurs, toujours, qui font avancer la civilisation. Les bureaucrates au mieux maintiennent une rente, au pire la détruisent. Aucune société n'a jamais progressé en taxant ses créateurs pour subventionner ses gestionnaires.
La question n'est jamais qui a combien. C'est qui alloue le mieux la prochaine unité de ressource pour maximiser le futur de l'humanité. La réponse depuis 200 ans n'a jamais changé. Ce ne sont pas les fonctionnaires.
HASTALIĞIN 4 ATLISI:
Kanser, kalp hastalığı, diyabet ve Alzheimer.
35 yaş üstü herkesin bilmesi gereken (ve hayat kurtarabilecek) 5 çözüm burada: (FLOOD)
1. İnsülin direnci
Sevgili Öğrenciler ve Aileler,
Bu yazıyı okumadan Üniversite ve Bölüm seçimi yapmayın.
Biliyorsunuz uzunca bir süredir sosyal medyada aktif değilim (yani gündem hakkında yazmıyorum), Twitter’da çok yazmıyorum, youtube videoları çekmiyorum vs vs...Ancak Üniversite seçimi gibi önemli bir konuda sizleri yalnız bırakmak istemedim. O yüzden detaylı bir şekilde size yazmak istiyorum.
Üniversite seçimi kolay olanı. Bölüm seçimi ise daha kişiye özel bir durum ancak Dünya’daki son gelişmeler orada da seçenekleri daha biz seçim yapmadan daraltmış durumda.
Gelin Madde Madde gidelim. Önce Üniversiteyi seçelim.
Bir aile ve öğrenci Üniversite’den ne ister?
1) Dünya çapında saygın olmasını ister.
2) Mezun olduğu zaman iş bulmasının kolay olmasını ister.
3) Eğer öğrencinin kendi aile işi var ve orada devam edecek ise, Üniversite’nin bu sürece yardımcı olmasını ister.
4) Öğrenci Üniversiteyi bitirdikten sonra Master veya herhangi bir Yüksek Lisans için yurtdışına gidecekse, Üniversitesindeki hocalardan alacağı referansın bu işe yaramasını ister.
Türkiye’de eskisi kadar olmasa da iyi Devlet Üniversiteleri var. Ancak maalesef sayıları çok çok az. O yüzden benim için artık bir alternatif olmaktan çıkıyorlar. Benim Üniversiteye girdiğim 1993 yılında Bilkent Üniversitesi dışında vakıf Üniversitesi yoktu. Dolayısı ile Türkiye’nin en iyi Profesörleri Devlet okullarında bulunuyordu. Yani siz Boğaziçi veya Odtü’ye girdiğinizde zaten ülkenin en iyi ve Dünya çapında tanınan hocaları tarafından karşılanıyordunuz.
Ancak sonraki yıllarda en iyi hocalar Vakıf okullarına gitmeye başladılar ve Devlet okulları EN ÖNEMLİ değerleri olan YILDIZ hocalarını kaybetti.
Peki bir saniye: Eğer amacınız Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika Birleşik Devletlerinin en iyi Üniversitelerinde MASTER veya Yüksek Lisans yapmak ise neye ihtiyacınız olacak:
1) Size Referans yazan Lisans hocanızın yurtdışında tanınması şart olacak.
2) O hocanızın tanınması için A SEVİYE Akademik yayın yapan bir profesör olması gerekiyor.
3) Yine o hocanızın tanınması için yurtdışındaki önemli profesörler ile ORTAK YAZAR olması gerekiyor.
4) Yani seçtiğiniz üniversitenin hocalarının EDİRNE’nin batısında tanınması gerekiyor.
İşte bu tip profesörleri Devlet Üniversiteleri artık işe alamıyor çünkü tıpkı iyi futbolcular gibi bu hocalara da yurtdışındaki maaşları kadar olmasa da iyi ücret ödenmesi gerekiyor. Tam bu noktada da Devlet Üniversitelerinin eski seviyelerinde olmadığını anlıyorsunuz.
Eskiden olsa (ve sizde derece yapan iyi bir öğrenci olsanız): Boğaziçi-Odtü-İtü gibi okullara gitmenizi önerirdim.
Ancak şu anda siz eğer BURS alabilecek bir öğrenci iseniz size önereceğim 4-5 okul var:
1) Sabancı Üniversitesi
2) Koç Üniversitesi
3) Özyeğin Üniversitesi
4) Bilkent Üniversitesi
5) Kadir Has Üniversitesi
Bunlardan Sabancı ve Koç’u en yukarıya koyuyorum. Sabancı’yı da 1 numaraya koyuyorum. Bunun nedenlerini az sonra madde madde açıklayacağım. Ben böyle sıralamalar yaptığım zaman üzülenler oluyor. O yüzden MEF-Bilgi-Bahçeşehir-Yeditepe gibi okullarında adı duyulan okullar olduğunu ekleyeyim. Ama Sabancı Üniversite’sinin BİR NUMARA, Koç Üniversitesi’nin İKİ NUMARA ve Özyeğin Üniversitesi’nin ÜÇ NUMARA olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu...
Şimdi diyelim ki BURS alacak çok iyi bir öğrencisiniz. Kararınız tartışmanız (sırası ile) bu Vakıf Üniversiteler olmalı. Peki neden? Örneğin Neden Sabancı veya Koç?
1) Çünkü EN ÇOK kaliteli Akademik yayın yapan Profesörler bu okullarda.
2) Çünkü en çok A-SEVİYE yayın yapan Profesörler bu okullarda.
3) Çünkü en çok araştırma fonu (bu fonlara GRANT diyoruz) alan Profesörler bu okullarda
4) Çünkü en çok MAAŞ alan Profesörler bu okullarda (o yüksek maaşlarında nedeni var elbet!)
5) Çünkü en çok YURTDIŞI Profesör ile ORTAK çalışma yapan Profesörler bu okullarda.
6) Çünkü Amerika Birleşik Devletlerinin Üniversitelerinde en çok tanınan Profesörler bu okullarda.
7) Çünkü Avrupa Üniversitelerinde en çok tanınan Profesörler bu okullarda.
8) Çünkü siz 4-5 yıl sonra mezun olduğunuzda yurtdışına gidecekken size EN ETKİLİ referansları verecek Profesörler bu okullarda.
Bu maddelere günlerce devam edebilirim. Ancak KONU net.... Yıllar Yıllar önce Türkiye’de Vakıf Üniversiteleri yokken bu hocalar Devlet okullarında idi. Artık değiller.
Peki diyeceksiniz ki: “Özgür Hoca biz seni objektif bir insan olarak biliyoruz (Şu ana kadar AŞIRI TEPKİ alacağını bilsen bile her konuda doğru bildiğini söyledin). AMA Özgür hoca sen Sabancı Üniversitesi hocasısın. Acaba kendi Üniversiteni BİRİNCİ sıraya koyarken biraz duygusal mı davrandın?”
Bu soru çok güzel ve yerinde bir soru. Yanıtım son derece BERRAK:
Hayır. Sabancı Üniversitesi NET olarak Türkiye’nin en iyi Üniversitesi olmuş durumda. Peki bu bir kişisel fikir mi? HAYIR.
Sabancı Üniversitesi Yukarıda saydığım Maddelerin EZİCİ çoğunluğunda Türkiye’nin BİR NUMARASI olmuş durumda.
Zaten sanırım o yüzden de Ülkenin en PAHALI Üniversitesi durumunda. Elbette bu Okul ücreti BURSLU okuyan Türkiye çapındaki öğrenciler için geçerli değil.
Ben yaklaşık 12 yıldır Sabancı Üniversitesindeyim. Gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki: Edirne ve Hakkari arasındaki en ELİT en PRESTİJLİ Üniversite....
Aynı şekilde Koç Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi çok prestijli Üniversiteler.
Özellikle sevgili dostum Profesör Dr. BARIŞ TAN’nın rektör olması ile birlikte Özyeğin zaten iyi olan durumunu katlayarak götürmeye başladı. Barış Tan’ı tanımayanlar için net olarak yazayım, hem alanının çok iyi araştırmacısı hem de benim gördüğüm en sıkı ve iyi yöneticilerden.
Aynı şekilde sevgili Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu liderliğinde Kadir Has Üniversitesi her yıl üstüne koymaya devam etti.
O yüzden Üniversite seçiminizin kolay olduğunu düşünüyorum.
Eğer BURSLU girebiliyorsanız düşünmeden SABANCI ÜNİVERSİTESİ yazabilirsiniz. Orası değilse de Koç-Özyeğin şekilde devam edebilirsiniz.
Eğer BURS alamıyorsanız ama ailenizin ödeme imkanı varsa yine benim sıralamam değişmiyor. İlk sırada Sabancı Üniversitesi var. Gönül rahatlığı ile yazabilirsiniz.
Diyeceksiniz ki, Sabancı Üniversitesi için elinde CANLI ÖRNEK var mı? Size daha ne kadar CANLI örnek verebilirim ama madem istediniz ama olabilecek en CANLI örneği vereyim: CANIM kardeşim Mehmet Demirtaş.
Ailemizin en küçüğü benden 16 yaş küçük Mehmet Demirtaş:
1) Sabancı Üniversitesinden aynı anda İKİ bölümü birden okuyarak hem Mühendis hem temel bilimci oldu.
2) Yetmedi Üniversitemizin o zamanki rektörü Prof. Dr. Nihat Berker ile Bilimsel Yayın yaptı (hem de hala Lisans Öğrencisi iken)...Benim bu makaleden çok sonradan haberim oldu. Yani benim okulun hocası olmamın bunda etkisi SIFIRDI.... Nihat hocam da bilmiyormuş kardeşim olduğunu.
3) Mehmet idealist olduğu için benim gibi Finans Doktorası yerine FULL BURSLU olarak CORNELL Üniversitesinde Teorik Fizik Doktorasına gitti.
4) Cornell Üniversitesi’ni üstün başarı ile tamamlayıp Teorik Fizik Doktoru oldu.
5) Teorik Fizik sırasında aynı zamanda YAPAY ZEKA çalıştı o alanda da uzmanlaştı.
6) Cornell sonrasında HARVARD ve MIT’nin ortak kurduğu Amerika’nın en PRESTİJLİ Yapay Zeka Merkezinde POST-DOC yapmaya kabul edildi.
7) Doktora üstü çalışmalarını da üstün başarı ile bitirince Amerika Birleşik Devletlerinin EN PRESTİJLİ yapay zeka şirketinden ÜSTÜN-KABİLİYET vizesi 3 günde onaylanarak teklif aldı.
8) Şu anda Mehmet gazetelerden okuduğunuz ON-MİLYONLARCA dolara transfer edilen Yapay Zeka geliştiricilerinden biri....
Sabancı Üniversitesi ile ilgili olarak daha canlı bir örnek veremezdim heralde...
Şimdi Üniversiteyi seçtik gelelim Bölüme.
Eğer bundan 5-10 yıl önce olsa şöyle bir basit algoritma kurardım:
1) Analitik Zekası olanlar Mühendislik veya Finans seçsin
2) Sözel Yeteneği olanlar Sosyal Bilimler seçsin.
3) Yönetici olmak isteyenler Yönetim Bilimlerine yönelsin ve yine FİNANS okusun.
Ancak Yapay Zeka’nın nereye hangi hızla gittiğini görüyoruz. Bu değişimi 1. Endüstri Devrimine benzetenler var. Yani o zamanda teknolojik değişim oldu. Bazı işler yok oldu, yenileri çıktı deniyor.
Ben KATILMIYORUM. 1900’lerin başındaki teknolojik devrimler İnsanı REPLACE etmemişti. Sadece insana yardımcı idi. Ama Yapay Zeka insanın TÜMDEN yerine geçmek üzere ilerliyor.
Elbette bu hemen olmayacak. Devletler bu değişimi SOSYAL AYAKLANMALAR olmasın diye yavaşlatmaya çalışacaklar. Ama ne olursa olsun her yıl bir öncekine göre bu duruma daha yaklaşacağız.
O yüzden benim ANALİTİK GÜCÜ yüksek bir çocuğum olsa onun eskisi gibi MÜHENDİSLİK okumasını İSTEMEZDİM.
Yapay Zeka önce Mühendislik ve TEKNİK alanları bitirecek. O yüzden sizin yerinizde olsam bu alanları SEÇMEZDİM.
İlla Mühendislik seçecekseniz biraz ortaya karışık bir dal olan Endüstri Mühendisliği olabilir ama ben onun bile artık tehlikeli olduğunu düşünüyorum.
Yapay Zeka’ya karşı en azından bir 20 yıl dayanıklı alanlar nedir diye soracak olursak: İnsana dair alanlar olduğunu düşünüyorum. Örneğin:
1) Sporcu Olmak
2) Sanatçı olmak
3) Psikoloji ve Psikiyatri
4) Finans (Algoritmik yüksek frekanslı Finans değil, Uzun Vadeli Servet yönetimi)
Şimdi Sporcu veya Sanatçı olmak seçilecek bir şey değil. Sizde ya vardır ya da yoktur. Zaten çok ileride sanırım iki tür Spor ve Sanat dalı olacak: Organik ve İnOrganik.
Annesinin karnından doğduktan sonra vücut parçaları değiştirilmemiş insanların yaptığı Organik Spor veya Sanat. Ya da Vücut parçaları Robotik uzuvlar ile değiştirilmiş insanların (robotik bacaklar, son derece hassas fırça darbeleri yapabilen fırça monteli kollar ve eller) yaptığı inorganik spor veya sanat.
Bunların dışında Psikoloji gibi alanlar insana dair olduğu gibi bir parça daha devam edebilir (Yapay Zeka bu işi de insandan daha iyi yapacaktır ancak insanlar bir süre daha başka bir İNSAN ile konuşmak isteyebilirler).
Gelelim FİNANS alanına bu alanın bir kısmı Yapay Zeka tarafından öldürülecek ama diğer bir kısmı Yapay Zeka devrimine karşı tam anlamı ile ÇELİK gibi ayakta kalacak bir alan. Tane Tane anlatayım. Finans Biliminde 3 ALT-ALAN var:
1) Bankacılık (Bu alan aslında Hukuk ve Finans karışımı bir alan)
2) Corporate Finance (Bu alan Şirketlerin Optimal Finans yapıları ile ilgili. Bankacılıktan daha matematiksel)
3) Investments (Yatırım! Bu alan en matematiksek Finans Alanı)
Şimdi Yapay Zeka ilk iki ALT ALANI öldürebilir (Bankacılık ilk gidecek olan)
Ancak 3. Alt Alan yani INVESMENTS alanının iki parçası var:
1) Algoritmik Trading dediğimiz çok hızlı alım satımlar ile ilgilenen HIZLI FREKANSLI finans.
2) UZUN VADELİ Servet Yönetimi ile ilgili Finansal YATIRIMLAR.
Yapay Zeka hızı sayesinde Algoritmik Trading kısmını parçalayacak.... Ancak Servet Yönetimine Yapay Zeka’nın yapacağı bir şey yok. En fazla size hak verir...
Ben ileride artacak işsizlik ile beraber Minimum Yaşam Parasının (Universal Basic Income) devreye gireceğini düşünüyorum. O yüzden ileride SERVET YÖNETİMİNE dair Finans Bölümlerinin ÇOK DAHA ÖNEMLİ olacağını düşünüyorum.
Toparlayacak olursam. Benim şu anda bir çocuğum olsa:
1) Spor veya Sanat yeteneği varsa o alanlara yönlendiririm ama %99.9un yok. O zaman da:
2) Ya YÖNETİM BİLİMLERİ Fakültesine girip FİNANS okumasını isterdim.
3) Ya da Psikoloji okumasını isterdim.
Son olarak da ekleyeyim: Eğer İyi bir Üniversiteye Giremediyseniz bence okula gitmeyin bir kez daha sınava girin daha iyi derim. Türkiye’deki Apartman Üniversitelerinden kesinlikle uzak durun.
Şu an aslında tatildeyim ama zaman ayırıp size yazmak istedim. Hepinize sevgiler. Hayatınızda mutluluklar. Her anınızın kayda değer olmasını diliyorum. Ayağınıza bu yolculuğunuzda TAŞ değmesin.
Lor, yeryüzündeki en faydalı gıdalardan biridir. Karbonhidrat açısından fakir, proteinden zengindir. Kas kaybı yaşamadan kilo vermeye ve insülin direncini yenmeye yardımcı olur. İçeriğindeki fosfor sayesinde de kemikleri korur.
Ben loru çok severim, siz de sevin 😎
🩸 KAN TAHLİLİ REHBERİ | KAN TESTLERİ NE ANLAMA GELİR? (En Kapsamlı Liste)
“Tüm değerler normal” dendi ama iyi hissetmiyorsan, bir şeyler gözden kaçıyor olabilir.
📊 Kan testleri: bedenin içini okumanın yoludur.
🧵 İşte tüm kan tahlillerinin anlamları:
Gece uykunuz gelmiyorsa:
✨Sabah 08:00’den önce kalkın
✨15 dk bile olsa açık havaya çıkın
✨15:00’dan sonra kahve içmeyin.
✨Akşam yemeğini erkene çekin
✨21:00’den sonra çay içmeyin.
✨Uykunuz gelmeden yatağa girmeyin.
✨Magnezyum takviyesi alın
Yapın, teşekkür edeceksiniz 😎
Şu ana kadar 26 adet Haftalık Analiz yazdım. Bunlar yaklaşık 250 Word sayfası yazıya denk geliyor.
Yatırıma ve Finansa Bakışınız Değişecek...
Bir Çay veya Kahve alın, Sırası ile okuyun. Hepsinin Linkini Sizler için aşağıya koyuyorum.
1.Haftalık Analiz: Fiyat Endeksi
https://t.co/qXuCTJ87F2
2.Haftalık Analiz: Emeklilik Hedefli Fonlar
https://t.co/YV92Q22kMe
3.Haftalık Analiz: Paranızı Siz mi Yönetmelisiniz Testi
https://t.co/MCdeR1MhsS
4.Haftalık Analiz: Borsada İşlem Gören Fonlar Nedir
https://t.co/NkCjB3uigR
5.Haftalık Analiz: Türk Borsası Analizi
https://t.co/gSciTSYYzL
6.Haftalık Analiz: Doların Tahtı, BRICS Ülkeleri
https://t.co/hkYGttJGFO
7.Haftalık Analiz: ABD 10 Yıllık Tahvilleri ve Krizler
https://t.co/4w1pXs2dvI
8.Haftalık Analiz: Borsa Tahmininde Kullanılan Defter Bölü Fiyat Değeri
https://t.co/o68q992Zs3
9.Haftalık Analiz: Tahvil Faizlerinin Nereye gideceğini biliyorsak bundan nasıl yararlanırız?
https://t.co/31FrnArgLt
10.Haftalık Analiz: 2024 Bütçesi ve bize etkisi
https://t.co/i9M42S7sQ0
11.Haftalık Analiz: Merkez Bankaları Bilançoları ve önemi
https://t.co/MRTbtuxRcA
12.Haftalık Analiz: Merkez Bankaları Bilançoları, Borsalar ve Bitcoin
https://t.co/9hWNmWfQoD
13.Haftalık Analiz: Aktif Yönetilen Fon aracılığı ile Teknoloji yatırımı
https://t.co/2n1ie5VaGS
14.Haftalık Analiz: Hisse Getirilerini Tahmin Ettiği Gösterilen Momentum Portföyleri
https://t.co/oxs0E5w5Ze
15.Haftalık Analiz: Tahvil Faizlerinin düşeceğini bilenler hangi araçla ne kadar Kar etti
https://t.co/eE63gaWMCD
16.Haftalık Analiz: Momentum Portföylerine Yatırım yapan Fonlar ve ne kadar Kar Getirdikleri konusu
https://t.co/qBH3nWg1j2
17.Haftalık Analiz: Amerikan Hisse Endeksi Fonları ve Getirdikleri Muazzam Kazancı
https://t.co/zAzL4WoYSP
18.Haftalık Analiz: Bir Şirket ne zaman Temettü ödemeli, ne zaman ödememeli
https://t.co/BcBjf6JUa2
19.Haftalık Analiz: Kaldıraçlı Endeks Fonları ve Muazzam Getirileri ve Götürüleri
https://t.co/YbahUCXDxX
20.Haftalık Analiz: Borsada İşlem Gören Fonlar Aracılığı ile Gayrimenkul Yatırımı
https://t.co/gaQqYfgy1Z
21.Haftalık Analiz: Kısa Süre Sonra İhtiyacınız Olacak Parayı PARK edebileceğiniz Finansal Ürünler
https://t.co/y3w7AnZQvX
22.Haftalık Analiz: Faiz Hassasiyeti olanlar için Uluslararası Yatırım Fırsatları
https://t.co/OBIS4fGYMt
23.Haftalık Analiz: Savaş ve diğer Riskler durumunda paranızı koruyan fonlar
https://t.co/H2FMJXoRfR
24.Haftalık Analiz: Temettü Fonlarına Yatırım Yapmanın Kar ve Zararları: Özel Fonlardan Örnekler
https://t.co/EthF6iTDz1
25.Haftalık Analiz: Dolar Maliyet Ortalaması Yöntemi ile Yatırım Yapmak
https://t.co/cB6YvZg2SP
26.Haftalık Analiz: Emtia Fonları, Portföydeki Yerleri ve Yatırım Yolları
https://t.co/ecgnAoqfSZ
İzledikten sonra bakış açınızı değiştirip hayatınıza yön verecek 21 TED konuşması:
1- Zindel Segal - Depresyonla nasıl başa çıkabilirsiniz?
2- Matt Walker – Uyku Sizin Süper Gücünüz
3- Julian Treasure – Nasıl Konuşalım ki İnsanlar Dinlemek İstesin?
4- Kelly McGonigal - Stresi nasıl kontrol altına alabilirsiniz?
5- Judson Brewer - Kötü alışkanlıklarınızdan nasıl kurtulabilirsiniz?
6- Matt Mullenweg - Evden Çalışmak Neden İşiniz için de, Sizin için de Faydalı Olacak?
7- Matthieu Ricard - Nasıl mutlu olabilirsiniz?
8- Tim Urban – Usta Bir Erteleyicinin Kafasının İçindekiler
9- Scott Geller - Nasıl motive olabilirsiniz?
10- Amy Cuddy - Vücut Diliniz Kim Olduğunuzu Belirler
11- Monica Lewinsky - Utancın Bedeli
12- Shonda Rhimes - Bu Yıl Benim Herşeye Evet Deme Yılım
13- Shane Koyczan - Bugüne Dek...
14- Andrew Solomon - Hayatımızın En Kötü Anları Nasıl Bizi Biz Yapar
15- Sarah Kay - Eğer Bir Kızım Olursa
16- Brene Brown - Kırılganlığın Gücü
17- Rita Pierson - Her Çocuğun Bir Şampiyona İhtiyacı Vardır
18- Amanda Palmer - Sormanın Sanatı
19- Simon Sinek - İyi Liderler Harekete Geçmenin İlham Kaynağıdır
20- BJ Miller - Hayatın Sonunda Aslında Önemli Olan Şey
21- Emilie Wapnick - Neden Bazılarımızın Yalnızca Bir Gerçek Hevesi Yok