Bu şekilde açıklanabilecek ya da aklanabilecek gerçeklik içinde yaşamıyoruz. Ülkede yoğun bir şekilde hayvanlar hedef gösteriliyor. Evet psikopatça eğilimleri olan insanlar var ama uygulamanız bu insanlara toplu zarar verme potansiyelinin önünü açıyor+
Cat Me If u Can'i ben yaptım. Son iki gündür gelen tepkilerin hepsini okudum, görmezden gelmedim. Aslında bu metni yazmamın sebebi de o. Çünkü korkunun nereden geldiğini çok iyi anlıyorum.
Bu ülkede biz "köpekleri haritada işaretleyelim" cümlesinin sonunda ne olduğunu gördük. Havrita'yı, o konumların neye dönüştüğünü, sokak hayvanlarının fişlenip toplatılma girişimini hepimiz yaşadık. O yüzden biri çıkıp "kedilerin yerini işaretleyen bir uygulama" dediğinde tüylerinizin diken diken olması son derece haklı bir refleks. Ben de o refleksi taşıyan biriyim. Bu yüzden kızgınlığı kişisel almıyorum. Ama yanlış anlaşılan kısmı düzeltmek zorundayım.
Bu uygulama bir fişleme aracı değil. Çünkü fişleme dediğimiz şey, bir canlının nerede olduğunu sürekli, güncel ve takip edilebilir şekilde tutmaktır. Burada öyle bir şey yok.
Bir kedi uygulamaya sadece bir kez, onu ilk fotoğraflayan kişi tarafından ekleniyor. O konum o ilk anın konumu. Sonradan o kediyi gören başka kullanıcılar onu canlı olarak takip edemiyor, konumunu güncelleyemiyor, "şu an şurada" diyemiyor. Yani uygulama bir kedinin anlık yerini kimseye veremez. Evet, bir kedi beslendiği bölgede aşağı yukarı bir kilometrelik bir alanda dolaşır. Bunu hepimiz biliriz. Ama tam da bu yüzden tek seferlik, güncellenmeyen bir konum kimseyi o kediye götüremez. Bu teknik olarak da fişleme değil.
Asıl eklemek istediğim şey şu. Uygulamada kedilere not bırakma özelliği var. Bunu kötü niyet için değil, tam tersi için koydum. "Bu kedinin gözü iltihaplı", "bu mahallede mama lazım", "bu yavruya bakan biri olsun" diyebilesin diye. Yani amaç bir kediyi toplatmak değil, yardıma ihtiyacı olan kediyi başka iyi niyetli insanlara görünür kılmak.
Dürüst olacağım. Bu dev bir şirket projesi değil. Bu uygulamayı 6 saatte yazdım, 6 saatte yayına aldım. Toplam 12 saat. 12 saatte bir uygulamanın "kedilerin yararına" olan bütün tarafını düşünüp ekleyemezsin. Daha o kısımlara sıra gelmeden, fikir ilk haliyle bu kadar büyüdü, bu kadar hype oldu.
Ama oturup beklemedim. Sadece 48 saat içinde 4 ayrı güncelleme çıkardım. Her güncellemede onu biraz daha güvenli, biraz daha kedi lehine, biraz daha işe yarar hale getirmeye çalışıyorum. Bu daha ilk hali. Bitmiş hali değil.
Ben bu işi kedileri rahatsız etmek için değil, sokakta zaten her gün gördüğümüz, sevdiğimiz canlıları biraz daha görünür, biraz daha sahiplenilir kılmak için yaptım. Korkunuz haklı ama hedefiniz yanlış. Eğer "şunu da ekle, bu daha güvenli olur" diyen biriyseniz, gerçekten dinliyorum. Çünkü bu uygulamayı sizinle birlikte daha iyi hale getirebilirim. Linçle değil.
Öneri vermek için google forms: https://t.co/nP7HgfZhsw
kolaylık sağlıyor. Canlı hayvanları bir “nesne” olarak konumlandırmanız ekstra problemli bir yaklaşım. Güncellemenizden de görülüyor ki hedef gösterme konusunda hâlâ ısrarcısınız ve bu “iyi niyet” olarak paketlenemez, pazarlanamaz. Lütfen Appstore’a inceleme başlatması için+
“Erkeklik performansı” o kadar işgalci ki senin elinden futbolla ilgilenmeme, o alandan haber almama özgürlüğünü bile kısıtlıyor. Ortak bir deneyim gibi yaşatıyor; korna sesleri- kutlamalarla geceye kadar seni rahatsız etmeyi kendine hak görüyor.
@onlyzafs Türkiye’de eşcinsellik algısı ne yazık ki cinsel ilişkide üstlenilen rol üzerinden kuruluyor. ‘Aktif’ olan tolere edilirken, ‘pasif’ olan hedef haline getiriliyor, aforoz ediliyor. Kırılgan erkeklik gösterisi yani…
Ataerkil sistemi hemen özetleyeyim. Bir erkek size asıldığında onu caydırmak için “Sevgilim var” demek zorunda hissediyorsunuz ya? Görünmez bir erkeğin orada “hayır” diyen bir kadından daha çok saygı görmesi ataerkil sistemdir. “Kadının otoritesine saygı duymamak”