4 yıl üst üste şampiyon olacaksın. Yeni sezonun başlamasına sadece 5 gün kala…
Takımın transfer yapamıyor. Kadron eksik. Taraftarın yönetime tepki gösteriyor. Transfer politikası sorgulanıyor.
Peki, bir tribün lideri olarak ne yapacaksın?
Kendi problemlerine bakmak yerine Fenerbahçe’yi gündeme taşıyacaksın.
“Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar” diye algı üreteceksin.
Kendi yönetiminin beceremediği transferleri konuşmak yerine rakibin üzerinden korku siyaseti yapacaksın.
Ne güzel dünya!
4 yıl boyunca şampiyon olmuşsun ama yeni sezonun başında ilk yaptığın şey kendi takımının eksiklerini sorgulamak değil, Fenerbahçe üzerinden algı üretmek.
Çünkü kendi takımını konuşursan cevaplaman gereken sorular var.
Neden transfer yapamıyorsunuz?
Neden kadronuz hâlâ eksik?
Neden taraftarımız tepkili?
Neden sezon başlamadan sportif planlamanız tartışılıyor?
Bunları cevaplamak yerine Fenerbahçe’yi konuşmak çok daha kolay.
Ama kusura bakmayın.
Kimse sizin kendi içinizde yaşadığınız problemleri Fenerbahçe üzerinden örtmenize izin vermek zorunda değil.
Türk futbol kamuoyuna yanıltıcı iddialar servis edip milyonlarca insanı yapay bir gündemle meşgul etmek kimsenin haddi değildir.
Bu düpedüz gündem saptırmaktır.
Fenerbahçe’nin şampiyon olup olmayacağına sizin tribün liderleriniz karar vermeyecek.
Sosyal medya hesaplarınız karar vermeyecek.
Üreteceğiniz algılar karar vermeyecek.
“Şampiyon yapacaklar” söylemleri de hiçbir şeyi değiştirmeyecek.
Şampiyonluğu saha belirleyecek.
90 dakika boyunca oynanan futbol belirleyecek.
Puanlar, performanslar, hakem adil kararları, teknik direktörlerin tercihleri ve futbolcuların mücadelesi belirleyecek.
Dolayısıyla önce kendi takımınıza bakın.
Fenerbahçe’yi konuşarak kendi transfer başarısızlığınızı, kadro eksiklerinizi ve taraftarın öfkesini gizleyemezsiniz.
4 yıl üst üste şampiyon oldunuz diye yeni sezonun başında her şeyin üzerini örtecek bir dokunulmazlığınız yok.
Başarılıysanız başarılarınızı anlatın.
Transfer yaptıysanız transferlerinizi anlatın.
Kadronuz güçlüyse kadronuzu anlatın.
Ama takımınız transfer yapamıyor diye Fenerbahçe üzerinden “algı” üretmeye çalışmayın.
Çünkü bu artık o kadar açık ki…
Gündem Fenerbahçe değil.
Gündem, kendi takımınızın çözemediği problemleri Fenerbahçe üzerinden gizleme çabanız.
Ve ne kadar yüksek sesle “Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar” derseniz deyin, gerçek değişmeyecek:
Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu da sizin şampiyonluğunuzu da algılar değil, saha belirleyecek.
Önce kendi kapınızın önünü temizleyin.
Sonra Fenerbahçe’yi konuşursunuz.
0.2 promil dediğiniz bir bardak portakal suyu... Şaka değil, kan testi yaptırarak ispatladım, ama sadece portakal suyu içtiğim için yarım günümü kaybettim... Asidik pek çok içecek için de geçerli bu... Akıl dışı ve halk düşmanı bir rejim...
Olay yerindeki kan ve fren izleri itfaiye araçları, konuyla ilgili haberler de internetten temizlendiği için; bilmeyen arkadaşlar için özetleyelim:
- Ses sanatçısı Sevim Tanürek, 1998 yılında dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın otomobiliyle kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre Burak Erdoğan kusursuzdu, tüm kusur (8/8 oranında) yaya geçidini kullanan Sevim Tanürek'teydi. Bu raporla Burak Erdoğan beraat etti.
- Peki bu bilirkişi raporunda imzası olan Eyüp Çakmak ne oldu? Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü yapıldı. Adli Tıp’tan sıcak denizlere açıldı.
@galacontextnews Dostum bunu inceleyeceğine hapisteki başkanınız neden hapiste kulübe kaç para nereden aktarmış? İcardinin maaşını ödeyen başka takım başkanı neden içerde ? Bu futbolla Biz nasıl 4 sene üstüste şampiyon olduk? Neden Avrupa’dan kimse bizim topçularımızı istemiyor? Bokan neden bokan
Kemal Kılıçdaroğlu'nun okuduğu bilinen BirGün gazetesinde yayımlanan açık mektuplara şair Şükrü Erbaş da katıldı.
"Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle 'evinize' girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz?
Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği '68 kuşağı'ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın Deniz-Yusuf-Hüseyin'i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız?
İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz.
Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Siz 'koçbaşı' olmaya talip oldunuz ama bu çok acıklı bir seçim.
Hem gücünüz yok, hem yıkacağınız sur çok sağlam, hem de o surun içinde oturarak bu yapılamaz.
Koçbaşıyla dışarıdan içeriye saldırılır değil mi?
Sizin durumunuz için siyasi ölü kavramı kullanılır bilirsiniz.
Ölümünüz hayırlı olsun!"
(BirGün)
Oyuncu Şebnem Sönmez, Kemal Kılıçdaroğlu'nun BirGün gazetesini sık takip ettiğinin ortaya çıkmasının ardından Kılıçdaroğlu'na hitaben açık bir mektup yayımladı:
"BirGün Gazetesi'ni okuduğunuz için size buradan seslenmek istedim.
Siyaset sahnesine ilk çıktığınız günden beri sizi neden sevmediğimin kanıtlarını bu ülkeye mütemadiyen nasıl sunduğunuzu duyun diye.
Siz ne istiyorsunuz?
Siz bu ülke için ne istiyorsunuz?
Bu halktan ne istiyorsunuz?
CHP'den ne, devletten ne istiyorsunuz?
78 yaşındasınız, kalan yaşamınız nasıl olsun istiyorsunuz?
Siz 'Anayasa'ya aykırı ama evet!' dediğinizde ne istiyordunuz?
'Adalet Yürüyüşü'nüzde Ankara'dan İstanbul'a yürürken ne istemiştiniz?
Geçmişinize dair sorularım sayısız, cevaplarını merak etmiyorum.
Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum.
Bugün bir milletvekili bile değilken Genel Başkanlığını yıllarca üstlendiğiniz CHP'nin devlet tarafından 'atanmış' başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi'ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
Seçilmiş Genel Başkan Milli Egemenlik Parkı'na yağmurdan sırılsıklam yürürken, genel merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur.
Hiçbir zaman hiçbir partinin ne üyesi ne de sempatizanı oldum.
Sade bir vatandaş, kendi mesleğinin örgütünü kurmuş bir oyuncuyum.
Vatandaş olarak haklarımı biliyor ve sizden bile korumak için var gücümle yaşıyorum.
Devlet baba'ya güvenmiyor, muhalefet anaya inanıyorum.
İnandıklarımın, güvendiklerimden kat be kat üstün olduğunu bilin.
Sizin güvendiklerinizin de size asla yoldaş olmadığına, olamayacağına inancım hayat tecrübemle binlerce kez ortadadır.
Sizin inancınız ne?
Son soruma da cevap vermeyin, bunu da hiç merak etmiyorum.
Not: Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim.
Görüşmemek üzere."
(Birgün)
Adam kurultaya gidemiyor.
İki milyon üyeye gidelim diyorlar gidemiyor.
Parti Meclisine gidemiyor.
Meclis grubuna gidemiyor.
Almış eline Saray Yargısı dediği yargıdan bir karar, yanında siyasi karikatür Gürsel Tekin, başkancılık oynuyor.
Yahu kardeşim yeter yormayın milleti!
Ayakkabı kutuları, paraları sıfırla, bin odalı saray, parsel parsel satma, diploma, Halkbank, Reza Zerrab, Kuzey Irak Petrolleri, İsrail ile ticaret, Yap-İşlet-Devret ihale fesatları, 5'li çeteler, medyaya çökmeler, trollere maaşlar, banka hortumları vs. vs...
Buralardaki yolsuzluk iddiaları için de operasyon başlatsın RTE 'adil kral' ilan edeceğim.