Bana vurmak kolay, ben Deniz Göktaş’tan daha iyisini beklerdim… Başından beri tutukluluğuna karşı çıkmış, bunu sık sık konu etmiş, daha bu sabah YouTube yayınımda çok net şekilde tahliyesi için çağrı yapmış bir gazeteci olarak üzüldüm fakat artık kırılmıyorum…
Topluma zerk edilen yaşlı nefretini düşünün. 65+ indirimli kartı bile çok gören, emekli maaşlarını ekonomiye yük gösteren, ülkedeki her sorunu yaşlıların dirayetsizliğine bağlayan söylemin nasıl yaygınlaştığını. İnsanımıza tek seçenek olarak sunulan sefaletle
İspanya’da olsaydık şimdi bu haberi okur okumaz sokaktaydık. Ama Türkiye’de olduğumuz için haberi okuyup geçebiliriz ve evde oturmaya devam ederken yaşlılara otobüste yer vermemeyi konuşabiliriz. Ne alâ memleket di mi?
📌 İSİG Meclisi:
2025-2026 eğitim yılında en az 95 çocuk işçi çalışırken öldü. Çocukların 28'i 5-14, 67'si ise 15-17 yaş arasındaydı. 14'ü mülteci veya göçmendi.
https://t.co/zaw7sZSze8
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki Niyazi Üzmez Anadolu Teknik Lisesi’nde bir öğrenci, okula getirdiği tüfekle arkadaşlarına ateş açtı. Saldırıda ilk belirlemelere göre 4 öğrenci yaralandı.
https://t.co/DFQvIQEHLn
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki Niyazi Üzmez Anadolu Teknik Lisesi’nde bir öğrenci, okula getirdiği tüfekle arkadaşlarına ateş açtı. Saldırıda ilk belirlemelere göre 4 öğrenci yaralandı.
https://t.co/DFQvIQEHLn
erişim engeli getirilen evrensel gazetesinin son bir haftada verdiği bazı haberler:
- iktidar vakıflarının aldığı ab fonları.
- işçilere çip takan kalyon holding.
- çalışırken yaşamını yitiren mesem öğrencileri.
- 40 bin futbol sahası büyüklüğünde arazinin madenler için satışı.
Bir doktor olarak bu paylaşıma gelen eleştiri ve linci anlayamadım.
Harika bir gebelik reklamı olmuş.
Gebelik demek illaki kilo almak ve sarkmak demek değildir. Dikkat edilirse böyle de atlatılabilen sağlıklı bir durumdur.
Demek ki mesele gebelikte değil; sağlıklı yaşam pratiğine dikkat etmekte
Helal olsun
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından YÖK'e gönderilen yazıda kamu kurumlarında görev yapan memurlar ile üniversitelerdeki akademisyenlerin YouTube, sosyal medya, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üreterek gelir elde etmesi resmen yasaklandı.
(Sözcü)
Evinizde ölü bulunmak için yalnız olmanıza gerek yok gerzo insanlar. Siz ailenizle 7/24 yapışık mı yaşıyorsunuz? Yani şu birkaç gündür hadsizliğiniz, ahlaksızlığınız arşa çıkmış durumda. Hepinize bok yemek düşerken apır sapır konuşuyorsunuz. Terbiyesizsiniz.
"devrin daim olsun"
"devr'i daim olsun"
"yattığı yer incinmesin"
"yattığı yer incitmesin"
gibi yazılışlarına şahit olduğum bu kalıpları sanırım hiç anlamayacağım.
Merhumun birinci derece yakınları değil belki ama ikinci derece yakınları yani aklı selim kalabilenler umarım gerekli hukuki süreci başlatırlar. Çünkü bu ahlaksızlığın hukuki bir bedeli olmalı.
İnsan öldüğü anda kendi hikâyesini anlatma ve kendisi hakkında üretilen anlatıya itiraz etme imkânını kaybediyor. Kişinin mahremiyetinden öte bir durum var burada, yaşayanların etik sorumlulukları… Bu konuda son derece hadsiz ve vahşi bir zihniyetle yaşıyoruz. Şu anda doğrulayabildiğimiz bilgiler sınırlı öyle değil mi?.. Ancak be yapılıyor, o saçma sapan fotoğraflar yayılarak henüz ölüm nedeni kesinleşmeden, Serhat Kılıç’ın yaşam biçimi ya da ölümünün nedeni hakkında hüküm kurmaya zemin hazırlanıyor. Ne arsızlıktır bu…
Ayrıca sevgilisini evinde ölü bulan kadının sözlerinin, davranışlarının “şüpheli” olup olmadığının sosyal medyada amatör bir soruşturmaya açılması ayrı bir sorun. Üstelik bir insanın sevdiği kişinin cansız bedenini bulması başlı başına travmatik bir deneyimken…
Ve, Serhat Kılıç’ın ölüm nedeninin adli makamlarca araştırıldığını söylemekle neden yetinemiyorsunuz ey kendini bir şeylerin görevlisi zannedenler, evinin içinden görüntüler seçip bunları insanların onun hayatı hakkında spekülasyon yapmasını teşvik edecek biçimde dolaşıma sokmak nasıl bir ahlaktır, vicdandır…
Ve son olarak; bir insan öldüğünde, onun hakkında bilmek istediğimiz her şeyi gerçekten bilmeye hakkımız var mı? Bir düşünün bakalım varsa beyniniz…
Adamcağız ölmüş, yaşadığı hastalık çok çok zor bir hastalık. Adamın evine girmişsin özelini çarşaf çarşaf magazin haberi gibi paylaşıyorsun. Kullandığı ilaçları ya da onun belki de o dayanılmaz ağrılarını hafifletmek için kullandığı kimyasalları sanki bir müptelaymış gibi büyük puntolarla veriyorsun.
Sevgilisi hüngür hüngür ağlıyor, akşamın karanlığında kameraların ışıklarını o acılı kadına doğrultuyorsun. İki arkadaşı kadının o hali görünmesin diye yüzünü kapayıp araca bindirmeye çalışıyorlar, rica ediyorlar tutup, “işimizi yapıyoruz” diyorsunuz.
Görünen o ki işiniz insanlıktan çıkmak!
Ülkeyi öyle bir hale ama öyle bir hale getirdiler ki, insafsızlığın, insanlıktan nasibini almamışlığın, aşağılıklaşmanın, iğrençliğin, ucuzluğun, ahlaksızlığın bini bir para!
Ne yanlışını, ne ahlaksızlığını (ki öyle olsa TRT’de oynatmazlardı zaten) ne pisliğini, kısaca ne kötülüğünü gördünüz Serhat Kılıç’ın?
Ne yaptı bu adamcağız size?
Pırlanta gibi bir insandı yahu bu adam.
Adamın ölüsüne, ardından üzülen onca insana, yapılan mateme dahi saygısı olmayan yaratıklar!
Dilerim; yüce yaratıcı size öyle bir yaşam sonu finali hazırlar ki bu yaşattıklarınız yaşayacaklarınız yanında devede tüy kalır!
Dua ise dua, beddua ise beddua, lanet ise lanetimdir‼️